İlkokulda tahtadaki işlemi çözemeyince, öğretmenin ensemizden tutup kafamızı kara tahtaya vurduğunu,
ortaokuldayken sınıfta fenbilgisi öğretmeninin sırada oturan arkadaşıma uçan tekme attığını, yaramazlık yapanların yanyana durup parmak uçlarını birleştirdiklerini, öğretmenin de elindeki uzun cetvelle parmaklarına vurduğunu,
lisede okul kapısında bekleyen nöbetçi öğretmenin iki parmak arasıyla erkek öğrencilerin saçlarını kontrol edip, saçı uzun olanların kafasına makasla dibinden kertik attığını hatırlıyorum.
Öğretmenlerin favorilerimizden yukarı çekip tarifsiz şekilde canımızı yaktığını, hata yapan bir arkadaş yüzünden yediğim sıra dayaklarını hatırlıyorum.
Normal zamanda psikopat ama her 24 Kasımda melek kesilen, en güzel hediyeyi getiren öğrenciyi en ön sıraya oturtan öğretmenleri hatırlıyorum.
Ve daha nice absürt ama gerçek örnek...
Diyorlar ki, "eskiden daha iyiydi, okullarda disiplin vardı, öğretmenler şöyle iyiydi böyle güzeldi" falan, ben buna pek katılmıyorum. Darbe dönemlerinin ve baskıcı yasakçı sistemin halkın bilinç altına yerleştirdiği korkunun, hem aileleri hem de çocukları susturduğu bir garabet haliydi yaşananlar...
Şimdi öğretmen kalitesi de, okul imkanları da, eğitim sistemi de eskiye göre çok daha iyi durumda ve asıl kötüleşen anneler babalar ve çocukları bence... Sorunların kaynağı ise maddi manevi yozlaşma ve karşımızda duran şeyle nasıl başa çıkacağımızı bilemiyor oluşumuz.
Bir şaşkınlığa hapsolduk sadece...
Geçmiş günleri güzel günler olarak hatırlıyor oluşmuzun tek sebebi zahmetinin gidip rahatının kalmış olması...
Mesleğini hakkıyla yapma gayretindeki bütün öğretmenlerin günü kutlu olsun.
__________________
Hiç kimse vazgeçilmez değildir.
Ve kimse kendini vazgeçilmez sanan
biri kadar aptal değildir.
|