Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 29.12.21, 01:13
Gercek Gercek isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 23.10.19
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 341
Forum Puanı: 2765
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Bir kuşatma ki dört duvar!

Namaz kılarken ruhun sıkıldığı, nefesin daraldığı zamanlara eriştik. Yangından mal kaçırır gibi, vakitlerin seccadeden, duadan kaçırıldığı zamanlar düştü payımıza.

Televizyon kumandasıyla zaping yapar gibi sürekli değişen, tutarsız ve amaçsız bir ruh halinin uyuşukluğunda kıvrılıyoruz şimdi yorganların altında. Her gecemiz midemizin dolgunluğundan perişan, karmakarışık. Kalbe giden yollar hep enkaz.

Yılbaşı sepetleri hazırlanmış marketlerde, plastik yılbaşı ağaçları, tombala kutuları, simli şapkalar ve düdükler. Kasaya gidince çeyrek, yarım, tam piyango bileti teklif ediliyor insanlara. Alkollü içecek reyonlarında ekstra kampanyalar var...

Her köşebaşını asimilasyon ve günahlar tutmuş, "gel" diye göz kırpıyorlar.

Fazlalıklarımı sürükleye sürükleye hepsinin kıyısından geçtim. Market sahibinin nasıl bir ruh haline, nasıl bir iç dünyaya sahip olduğuna kafa yordum ve nelerle ömrünü geçirdiğine. Kendime de kafa yordum, fiyat etiketlerinin, indirim reklamlarının ve markaların arasında. Kime ağlasam bilemedim... Sonra oturdum yine kendime ağladım, içim parçalanarak.

En çok da kendime...

Hep böyle oluyor. Göstere göstere, hiç çekinmeden önümüze konulan gündemlerde vaktimizi israf ediyoruz. Yeni cümleler kurmaktan aciz papağanlar gibiyiz. Sürekli tekrar ediyoruz. Sürekli savunma pozisyonunda gard alıyoruz.

Kapital ahlakın, maneviyatımızı da şekillendirdiği bir çağda iç ateşimizi güncelin gazete kağıtlarını yakarak canlı tutmaya çalışır gibiyiz. Aniden parlayan ve sonra hemen sönen bir ateş...

Sevgililer günü ya da yılbaşı yaklaşınca içimizde yükselen, onlara benzememe ateşiyle kurulan cümleler, yılın geri kalan günlerinde sönüp gidiyor. Gündemi onlar belirliyor, biz de korodaki tiz seslere dönüşüyoruz.

Onların sesleri seslerimizi çiğneyip geçiyor. Bize hiç aldırış etmiyorlar. Zerre kadar umurlarında değiliz. Öyle olmasaydı, reklamlar, televizyon programları, diziler bunca çiğner miydi içimizde büyüttüğümüz her kutsalı!?

Bir kuşatma ki dört duvar!
Şimdi bize ait, yep yeni cümleler kurmak zamanı.
Şimdi iç ateşimizi ibadetle harlama zamanı. Karanlıkta boğulan ruhlarımıza, yolunu yitirmiş kalplerimize el uzatma zamanı!..

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148