Yıldızınıza baktırdınız mı? Musa as YILDIZI
Haberde şöyle denilmiştir ki; Anası Musa (a.s.)'ı yüklenince, hemen o saat Musa'nın yıldızı gökyüzünde belirdi. O yıldız bakanlar ve o sihirbazlar gökte o yıldızı gördüler. Bu öteki yıldızların nurundan daha parlaktı. O zaman bunun Musa'nın yıldızı olduğunu ve anasının karnına düştüğünü anladılar. Gece karanlığında ağlamaya, haykırmaya başladılar. Göğüslerini döğdüler. Saç ve sakallarını yolmaya başladılar. Hepsi de bir araya gelerek çağrışıp bağırıştılar. Öyle ki feryatları şehirden işitildi, kalenin içinde olan kadınlar uyandılar. Firavun da uykusunun içinde o gürültüleri, bağrışmaları işitince uyandı. Yüreğine korku düştü.
Sonra, İmran bunları aldı, Firavun'un huzuruna götürdü. Firavun ayakta duruyordu. Gelenlere baktı. Hepsinin benizlerinin sararmış olduğunu, dudaklarının şişip kabardığını, gördü. Yakaları yırtılmıştı. Saçları, sakalları yolunmuştu. Firavun bu halleri görünce şaşırdı kaldı:
-Size ne oldu ki bu hale geldiniz? dedi.
Onlar da Firavun'un önünde secdeye vardılar. Sonra başlarını kaldırdılar:
-Ey tanrımız! Efendimiz! dediler. Bil ve anla ki, düşman bizim üstümüze galip geldi. O korktuğumuz çocuğun anası bu gece çocuğunu yüklendi. Gökyüzünde yıldızını gördük. Öyleki bütün yıldızlardan parlaktı. Bu sözleri işitince, Firavun'un beli büküldü, yüreği yandı:
-Ey pisler! dedi. Siz beni mağlup ettirdiniz. Kendi düşünceme bırakmadınız. Artık hepinizi öldürmek bana borç oldu. Sizi ateşte yakacağım.
Onlar da şöyle dediler:
-Ey efendimiz! Her ne yaparsan hüküm vermek elindedir. Çünkü o kadın, o çocuğu yüklendi. Biz ise gafil olduk. Bizi öldürme ki onun alametlerini ve doğacak vaktini bilmekteyiz. Çalışalım, onu ele geçirelim. Senin yüceliğinle, onun anasını da bulalım, öldürelim! Eğer bunları biz etmeyecek olursak, senin bizi öldürmen elindedir. Buyruğuna baş eğeriz. Gerek bizi as, gerekse kes, gerekse ateşte, yak! dediler.
Kahinler böyle deyince, Firavun hepsine mühlet verdi. Ta ki, Musa (a.s.) doğuncaya kadar onlara bir şey yapmadı, kimseyi cezalandırmadı. Ama Firavun gussa ve tasa içindeydi. Yemekten, içmekten kesildi. Gülmedi, gönlü açılmadı. Ne vakit ki dokuz ay tamamlandı. Musa (a.s.) sağlık ve selametle anasından doğduğu gün dünya sarayına ayak bastı. O yıldız bakanlar, kahinler, sihirbazlar ki, Musa'nın yıldızını gözetirlerdi, gerçekten onun yıldızını gökte gördüler. Musa'nın doğduğunu anladılar. Firavun'un önüne çıktılar, haberde bulundular:
-O çocuk bu gece anasından doğdu. Çünkü yıldızı güçlendi. Onun parlaklığı öteki yıldızların nurundan daha fazladır, dediler.
Firavun bu sözü işitince gücü kalmadı. Benzi sarardı:
-Öyleyse ne çare eyleyelim ki, ben o çocuğu ele geçireyim ve öldüreyim, onun derdinden kurtulayım? dedi. Kahin ve yıldız bakanlar da:
-Ey Melik! dediler. Buyruk ver. Tahtını şehirden dışarı çıkarsınlar. Geçen yaptırdığın gibi taht üzerine bir minber kursunlar. Üç gün başkent dışındaki şehirler içinde tellallar bağırtılsın:
-İsrailoğulları'ndan hangi kadın bu ayın içinde oğlan çocuk doğurmuş ise onu padişahın önüne getirsin. Kim ki, oğlunu veya kızını padişahın önüne getirmeyecek olursa kendisi de, oğlu da öldürülecektir! denilsin. Bu yolda haber duyulunca İsrailoğulları, mala, nimete tamah ederek, huzura gelirler. Her gelene, sen de tatlı söz söyle. Hoş vaatlerde bulun. Adlarını deftere yazdır. Kaftan ve altın dağıt. Üç gün içinde hepsi senin huzurunda toplanırlar. O zaman birer birer doğan erkek çocuklarını senin katına getirsinler, gör. Oğlan çocuk doğurmuş olan her kadının oğlanını öldür. Verdiğin malı ve kaftanı elinden al. Kız doğuranın ise kızını geriye ver. Sen verdiklerini geri al. Bu suretle en çok öldürülen erkek çocuk olsun. Bu arada o çocuk da öldürülmüş olur. Ondan kurtulduğumuz gibi hazineden de mal kaybolmaz, dediler.
Firavun bu tedbiri beğenip onların dediklerini yaptı. Şehir içinde tellallar bağırttı. O ayın içinde İsrailoğulların'dan ne kadar kadın doğurdu ise, onları kız olsun, oğlan olsun hepsini Firavun'un katına getirdiler. Bütün gelen kadınlar bir yerde saklı kılındı. Her gelene mal ve kaftan verildi.
Şehirde İsrailoğulları'ndan gelmeyen kadın kalmadığına kanaatlari gelince, Firavun'un buyruğu üzerine, kadınlar birer birer önüne getirildiler ve erkek çocuklar, anasının gözleri önünde boğazlandı. Verilen kaftanlar armağanlar da geri alındı. O gün ta sabahtan güneş batana kadar Firavun bu işle uğraştı durdu. Firavun bu işleri bitirince nice Mısırlı kadınlar getirildi. Onlara:
-Şehir içinde dolaşınız. Mahalle mahalle geziniz. Yüklü kadınları belleyiniz. Her doğuran kadını da görünüz. Eğer o kadın, oğlan çocuk doğurmuş ise o çocuğu öldürün. Kız doğurmuş ise hiç bir şey yapmayınız! dedi. İşler bir zaman bu yolda yapıldı.
Başka bir buyruğa göre de yüklü kadınları götürürler, onlara işkence ederlerdi. Bu işkence altında o kadının çocuğunu düşürtürlerdi.
Firavun kavminin ulu kişileri, Firavun'un bu işini görünce bir araya geldiler. Kendi kendilerine:
-Bu kişinin (zulüm görenlerin) halinin ne olduğunu hiç görmüyorsunuz! dediler. Eğer bu yolda gidilirse İsrailoğulları'nın kökü kazınır. Bize kul, kulluk eden kimse bırakmaz. Bizimse yaşayışımız onlarladır. Onların soyu, sopu kırılıp yok olunca bize kim kulluk yapar? dediler. Bu konuşmayı yaparak Firavun'a dediler ki:
-Ey padişahımız! İsrailoğullarını öldürdün. Onlar senin kulundur. Hepsi de buyruğuna baş eğmişlerdir. Onların kökünü kesmek ve çocukları kırmak, öldürmek bizim hakkımıza noksanlık verir. Bizden sonra bizim çocuklarımıza kim hizmet eder? deyince, Firavun insafa geldi. Şöyle buyurdu:
- İsrailoğulları'nın bir yıl doğan oğulları öldürülsün, ertesi yıl doğanlara bir şey yapılmasın.
Musa'yı anasının doğurduğu yılın içinde doğan o oğlan çocuklarının da kökünü kazımayı emretmişti. Vaktaki Musa doğdu, ama anacığı:
-Bu oğlumun doğumunu Firavun duyar! diye çok korktu. Hak Teala Hazretleri, Musa'nın anasına şu vahiyde bulundu:
- Ey Musa'nın anası! Sen korkma. Musa için gam yeme. Onu doyana kadar emzir. Hem de akar bir suya bırak ki, sonra o çocuğu yine sana ulaştırmamız gerektir. Biz onu peygamberlerden kılacağız. Kur'an şöyle buyurur: "Biz, Musa'nın anasının gönlüne, «Çocuğunu emzir. Onun başına bin bir tehlikeli hal geleceğinden korkarsan o zaman onu suya bırak. Boğulmasından korkma. Hiç kuşkun olmasın ki biz onu sana yine döndüreceğiz. Ve onu peygamber yapacağız!» diye ilham verdik." (Kasas suresi, ayet: 7)
Kaynak: Târîh-i Taberî, Türkçe terc. C. 1, s. 357
|