500 Salavat ve olanlar
ESMER MOLLA VE YAKIŞIKLI BERBER
Merhum Şeyh İsmail Çetin (k.s) hazretlerinin gençliğinde bir gün yolu İzmir’e düşer. O sıralar henüz sakal bırakmamıştır. Sakal tıraşı olmak için bir berbere girer.
Berber yakışıklı, tatlı yüzlü, temiz simalı birisidir. İsmail Efendi, bir kendi esmerliğine, bir de güzel yüzlü ve yakışıklı berberin yüzüne bakmış. Kendi kendine hayıflanmış ve içinden;
-Ya Rabbi beni esmer olarak yarattın, ama güzel ve faydalı ilim verdin. Elhamdülillah istikametim de yerinde. Kim bilir şu adam belki büyük günah bile işliyordur. Şu berberin yakışıklılığını bana verseydin, ben hem parlak yüzümle hem ilmimle ümmete daha iyi hizmet etmez miydim?, diye geçirir. Tam o anda, berber onu tatlı tatlı süzer ve;
-Merak etme, içim de temiz benim! , diye söyler.
İsmail Efendi çok şaşırmıştır. Adam, kalbinden geçenleri bilmiş ve onun kendisi hakkındaki kötü zannını, tatlı bir şekilde ikaz etmiştir. Bunun üzerine, o berberin hali hakkında büyük bir merak içine düşer. Tıraşını olup çıktıktan sonra, dışarıda bir yerde berberin kapanma saatine kadar bekler. Daha sonra berberi, içinden geçeni nasıl bildiğini söylemesi için ısrar eder.
Bu ısrarlar üzerine berber halini şöyle anlatır;
“Gençliğim biraz hızlı geçti, bazı büyük hatalara bulaştım. Babam hastalandı. Mübarek biriydi ama biz kadrini bilemedik. Çevreye, çamura bulandık. Beni yanına çağırıp dedi ki;
-Oğlum, bunca zamandır hoyratça yaşadın. Nasihatlerim sana kâr etmedi. Son sözüm şudur, yaparsan pişman olmazsın. Hayatın düzelir, bereketlenir. Her gün Rasul-i Zişan’a beş yüz salavat oku!.., dedi.
Ardından vefat etti. Onun vefatıyla sarsıldım. Birkaç ay içimdeki hasret ateşiyle salavatımı okudum. Alışkanlık haline geldi. Ardından namaz kılmak arzusu, günahlardan kaçmak ve tövbe etmek geldi içime. O gün bugündür şu kadar sene oldu, salavatlarımı terk etmedim. Allah Teâlâ da bana böyle hisleri nasip etti.”
__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
|