İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin Meşhur Tesbihatı
Sübhâne’l-ebediyyi’l-ebed.
Sübhâne’l-vâhıdi’l-Ehad.
Sübhâne’l-ferdis Samed.
Sübhâne râfi’is semâi bi ğayri amed.
Sübhâne men beseta’l-erda alâ mâin cemed.
Sübhâne men haleqa’l-halqa fe ehsâhüm adedâ.
Sübhâne men qaseme’r-rizqa velem yense ehadâ.
Sübhânellezî lem yettehiz sâhibeten ve lâ veledâ.
Sübhânellezî lem yelid ve lem yûled
ve lem yekün lehü küfüven ehad.
Ebedi olan, sonu olmayan
Zat’ı tesbih ederim.
Bir ve tek olan
Zat’ı tesbih ederim.
Tek olan, kimseye muhtaç olmayan
Zat’ı tesbih ederim.
Gökleri direksiz yükselten
Zat’ı tesbih ederim.
Yeri donuk su üzerine döşeyen
Zat’ı tesbih ederim.
Bütün mahlukatı yartıp, onları tek tek sayan
Zat’ı tesbih ederim.
Rızıkları dağıtan ve (taksimat anında) hiç kimseyi unutmayan
Zat’ı tesbih ederim.
Eş ve çocuk edinmeyen
Zat’ı tesbih ederim.
Doğurmayan ve doğurulmayan
ve kendisi için hiçbir eş bulunmayan
Zat’ı tesbih ederim.
İbni Abidin (Rahimehullah)’ın (Reddü’l-Muhtar) isimli eserinde:
İmam-ı A’zam (Rahimehullah) rüya aleminde Allah-u Te’ala’yı
yüz kere gördü.
Son gördüğünde, “Ya Rabbi” Kıyamet gününde kulların neyle
kurtulacak? Diye sordu.
Allah-u Te’ala da:
Her kim, sabah akşam (Yukarıdaki Tesbihi) derse,
azabımdan kurtulur, buyurdu.
(Aktad-i Taftazani Hamişi: 134)
(İbn-i Abidin, Reddü'l-muhtar, 1/35)
|