İnsanın ruh dünyasını çamaşır dolabına benzetiyorum bazen.
Biz ev kadınlarının başına gelir.
Dolaptan bir şey alır, bir şey koyarsınız. Bazen aceleye gelir bu alışverişler. Bir gün bakarsınız ki dolabın içi darmadağın olmuş.
Sonra bir el darbesiyle hepsini aşağı indirirsiniz.
Anlaşılan; o dakikadan sonra çamaşır dolabıyla özel olarak ilgilenme zamanı gelmiştir. Bu "aşağı çekme" davranışının arka planında onu yeniden düzenleme, belki de "yeni aparatlar ekleyerek" eskisinden daha güzel hâle getirme vardır.
Bazı şeyler dağılmayınca toparlanmıyor.
Kullanılmayan duygular, eskimiş inançlar, küçük gelmiş hisler, yırtık davranışlar, ihtiyaç sahibine verilecek manzum eserler...
Hep "dağıtıp-düzetlme" esnasında ortaya çıkar.
Zaman alır ama sabr-ı cemil ile eskisinden daha güzel olur.
|