imam suyuti kabir alemi eserinden
İMAM SUYUTİ KABİR ALEMİ ESERİNDEN
İyi Sonucun Alametleri
Tirmizi, Hâkim ve Enes (radıyallahü anh) ’den rivayet ettikleri*ne göre;
Rasüllüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu
-(Allah, bir kuluna hayır dilediği zaman onu kullanır. Denildi ki, (Nasıl kullanır?) buyurdu ki:
(Ölümden önce onu salih amele muvaffak eder.)
İmam-ı Ahmed ve Hakim'in Amr b. El-Himak (radıyallahü anh) 'den rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir:
Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : (Allah bir kulu sevdiği zaman onu tatlandırır.) Dediler:
— Tatlandırır, ne demektir?
Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu
— Eceli geldiği anlarda onu salih bir amele muvaffak eder. Öy*le ki komşuları ondan razı olurlar,
İbn Ebi’d- Dünya, Âişe (radıyallahü anha) 'den bitişik birjsened-le rivayet ettiğine göre;
Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur
(Allah kuluna hayır vermek istediği zaman ölümünden bir se*ne önce kendisine bir melek gönderir. Ona İstikametle gitmeye mu*vaffak eder. O en iyi anlarında ölür. İnsanlar da: (Filan.kişi, en iyi anlarında öldü) derler. Okul, sekerata girip Allah'ın ona hazırladığı şeyleri görünce, hırsla bir an önce ölmek ister. O, Allah'ın huzuru1 na girmek istediği gibi Allah'da onu huzuruna almak ister.
Bir kuluna kötülük irade ettiği zaman ölümünden bir sene önce, ona bir şeytan musallat eder, onu saptırır ve aldatır. Sonunda en kö*tü anlarında ölür. İnsanlar da:
Filan kişi en kötü durumda öldü, derler.
Sekerâta girip kendisine hazırlanan şeyleri gördüğü zaman mek istemediğinden dolayı ruhunu yutarcasına tutmak ister. Os o zaman Allah'ı görmek istemediği gibi Allah da onu görmek istemez.
İfsah adlı kitabın sahibi, bu hadisin mânâsında şöyle demiştir:
(Ölüm meleğinin ruhu çağırması, yılan sahibinin yılanı deliğin*den çağırması gibidir. Ölüm meleği için iyi kötü herkesin ruhunu almak birdir. Yalnız mümin bir an önce ölmek ister, kafir ise. Ölme*mek için yutarcasına ruhunu tutmak ister.)
Alimler, (Allah korusun) kötü sonuca sebep olanlar dörttür demişler:
1) Namaz konusunda tenbellik etmek,
2) İçki içmek,
3) Ana babaya karşı gelmek,
4) Müslümanlara eziyet vermektir.
Kişi ölüme yaklaştığı zaman başında RA'D SURESİ okunmasını müstehap görüyorlardı. Çünkü bu, Ondan zorlukları giderir, Ruhunun alınmasını hafiflendirir ve halini kolaylaştırır.
Kim ölüm anında, (Lailahe illallah,) Allahü ekber velâ havle velâ kuvvete illa billahi’l-aliyyi'l-azim, dese ebede kadar ateşin yak*masından mahfuz kalır.)
Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) :
(Size Allah'ın ism-i azamini öğreteyim mi? İşte O, Yûnusun duası: (Lailahe illa ente sübhâneke inni küntü mine'z-zâlimin) dir.
Herhangi bir müslüman ölüm başladığında bunu 40 defa söy*lese ve o hastalıkla Ölse ona bir şehid ücreti verilmiş olur. Şayet kurtulsa mağfiret edilmiş olarak kurtulur,) buyurdu.
Ebû Şeyh, Tefsir'inde Muhammed b. Hammad'dan şöyle dedi*ğini rivayet etmiştir:
(Arş altında Allah'ın bir ağacı vardır. Her yaratık için onda bir yaprak vardır. Kulun yaprağı düşünce ruhu cesedden çıkar. İşte (dü*şen her. yaprağı Allah bilir) (1) mealindeki âyetin mânâsı budur.(1) Enam, 59
Cüveybir, Tefsirinde İbban b. Ayyaş'tan bu hadisi rivayet etti*ğine göre şöyle demiştir:
Muverrik el-Aclin'in vefatı anında hazır bulunduk. Üstü örtü*lüp bu öldü dediğimiz an, gördük ki, baş ucundan tavanı aşan bil nur yükseliyor. Sonra ayak ucundan evvelki nur gibi bir nurun yük*seldiğini gördük. Daha sonra vücudunun ortasından bir nurun yük*seldiğini gördük. Biraz bekledik sonra o, yüzünü açıp dedi ki:
(Bir şey gördünüz mü? Biz (Evet) dedik, gördüğümüzü ona söy*ledik. O, (gördüğünüz o nur SECDE SÜRESİ idi. Ben onu her gece okur*dum.
Baş ucumda gördüğünüz nur SECDE SÜRESİNİN İLK 14 âyeti idi. Ayak ucunda gördüğünüz nur ise SON 14 âyeti idi. Ortamdan yük*selen nur, ise SECDE AYETİNİN KENDİSİ idi, yükselip bana şefaat diledi.
TEBAREKE SÜRESİ yanımda kalıp beni koruyordu) dedi. sonra teslim oldu
Ebû Nuaym, Mücâhid'den rivayetine göre şöyle demiştir:
(Mümin (kabirde) sevinmesi için evlatlarının salihliğiyle müjde*lenir. Dahhak'dan rivayet edildiğine göre;Onlara dünya hayâtında ve âhirette müjde vardır) âyetini şu şekilde açıklamıştır:
Ebû Nuaym'in (Hilye) de Abdullah b. eş-Şağir'den rivayet etti*ğine göre, Resûluliah (sallallahü aleyhi ve sellem) dedi ki:
Son hastalığında kim İhlâs sûresini okursa kabir fitnesinden emin kain- ve kabrin daralıp sıkıştırılmasından da emin kalır. Kıyamet gününde melekler onu avucuna alarak Sırattan geçirip Cennete korlar.
Nesaî, Râşid b. Sa'd'dan, o da Rasûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) 'm sahabelerinden bir adamdan, rivayet ettiğine göre:
(Bir adam, (Yâ Resûlallah, neden şehitten başka herkes kabrin*de sorguya çekilir.) diye sordu, cevaben buyurdu ki:
(Onun başında kılıcın parıldaması zorluk olarak ona yeterdir.)
Cüveybir, (Tefsir) inde... İbn Mes'ûd (radıyallahü anh) dan şöyle dediğini rivayet etmiştir:
(Kim her gece Tebâreke sûresini okusa, kabir azabından korun*muş olur, Kim (ÂMENTÜ BİRABBİKÜM FESMEÛN) AYETİNE devam etse, Allah, ona Mün-ker ve Nekir'in suâlini kolaylaştırır.)
Deylemi, Hatip Rüyet'te Malik'den, Ebû Nuaym, İbn Ab*dulberr —(Temhid) de— Ali b. Ebû Tâlib (radıyallahü anh) 'den rivayet ettiklerine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Kim her gün 100 sefer (Lailahe illallah'ül-Melikü'l-Hakkü'l-Mübin) dese, fakirlikten, kabrin vahşetinden kurtulur ve kendisine cennet kapıları açılır.
Hakim-i Tirmizi, Huzeyfe'den rivayet ettiğine göre, şöyle de*miştir:
Kabirde de hesap var. Âhirette de hesap var. Kim kabirde he*saba çekilse, kurtulur. Kıyamette hesaba çekilse azap görür.
Hakim-i Tirmizi demiştir ki Mü'min kabirde hesaba çekilir ki mahşerdeki hesap ona kolay olsun. Berzâh'da sıkıştırılır ki, cezası bitmiş olarak kabirden çıksın.
İbn Abbâs (radıyallahü anh) (TEBAREKE SÜRESİ OKU, ailene, çoluk çocuğuna ve komşularına öğret. Çünkü o (kabir azabından) kurtarır. MÜCADELE SÜRESİ İSE, kıyamette Allah huzurunda okuyu cusunu müdafaa eder, onu ateşten kurtarmak ister. Onu okuyan kişi, onunla kabir azabından kurtulur.)
Darimi (Müsned) inde Halid b. Madan'dan rivayet etliği*ni göre, şöyle demiştir:
Bana ulaştı ki, SECDE SÜRESİ, kabirde sahibini korur. (Ya Rabbi eğer ben senin kitabından isem, beni ona şefaatçi kıl, eğer kitabm*dan değil isem beni ondan imha et) der. Kuş şekline girer, kanad-larmı açıp ona şefaat eder, onu, kalan azabından kurtarır.
İsbehâni, (Tergib) de, İbn Abbâs (radıyallahü anhüma) 'dah rivayet ettiğine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöy*le buyurmuştur:
Kim, Cuma gecesi akşam namazından sonra iki rek'at namaz kılıp, her bir rek'atta, Kur'an Fatihasını bir sefer, (İza zülzüeti’l-ard) sûresini onbeş sefer okusa, Allah ona Ölüm sekeratım kolaylaştırır. Onu kabir azabından kurtarır. Kıyamet gününde, Sırat köprüsü üs*tünden de geçmeyi ona kolaylaştırır.
Yafii (Ravz er-Reyyahin) de Veli birisinden rivayet ettiğine gö*re şöyle demiştir:
Ben Allah'dan kabirdekilerin makamlarını bana göstermesini istedim. Bir gece kabirlerin varıldığım gördüm. Bâzılarının en a'la kumaş üstünde, bâzılarının ipek üstünde bâzılarının çiçekler üstünde bâzılarının koltuklar üstünde, yattıklarını; bâzılarının ağladığı*nı, bâzılarının güldüğünü gördüm.Ben, Yâ Rabbi, eğer isteseydin, ikramda aralarını eşit tutardın, dedim. Birden kabirden bir ses:
Yâ filan, bunlar amellerin dereceleridir.
İşte atlas kumaşta yatanlar güzel ahlâk sahipleridir, İpek üs*tünde yatanlar, şehidlerdir. Reyhan çiçekleri üstünde yatanlar, oruç tutanlardır. Tahtlar üstünde yatanlar ise, Allah yolunda birbirini se*venlerdir. Ağlayanlar ise, günahkârlardır. Gülenler ise tevbe eden*lerdir, dedi.
Selefî dedi ki:
İskenderiyede Ebu’l-Bereket Abdulvahid b. Abdurrahman’dan, O da anasından şöyle dediğini rivayet etmiş:
(Ölümünden sonra anamı rüyamda gördüm. Bana dedi ki kızım ziyaretimize geldiğin zaman bir müddet kabrimin başında otur ki, sana bakmaktan doyayım. Sonra, bana rahmetle dua et. Çünkü rah*metle dua ettiğin zaman rahmet aramızda perde olur, beni senden ayırır. (Dolayısıyle ayrılışın bana ağır gelmez.)
Hafız b. Recep dedi ki: Ali biri Abdussamed, Ahmed el-Bağda diden, o da babasından, nakline göre, Kostantin b. Abdullah er-Rumi, Esed biri Musa'dan şöyle dediğini rivayet etmiştir:
Bir dostum vardı, öldü. Onu rüyada gördüm. Bana diyordu ki Sübhanallah, filan dostunun yanına geldin, ona okudun, ona rah met istedin. Bana ise gelmedin, yaklaşmadın da...
Ben:
— Nerden biliyorsun, dedim.
— Dostunun ziyaretine geldiğin zaman seni gördüm, dedi.
Ben:
— Nasıl görüyorsun? Halbuki toprak altında idin? dedim.
O:
Görmedin mi? Su cam içinde (nasıl) görünüyor, dedi.
Ben:
Evet, dedim.
O:
İşte aynen öyle, biz bizi ziyaret edenleri görüyoruz
İmam Ahmed, Hâkim sahih görmüştür Beyhaki Ebû Dâ-vud, İbn Ebi’d- Dünya, çeşitli yollardan Ebû Hüreyre (radıyallahü anh’dan rivayet ettiklerine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Müminlerin evlâtları, Cennetin bir dağındadırlar. İbrahim ve Sâre onlara bakarlar. Kıyamet gününde Allah onları babalarına tes*lim eder.-
Yine İbn Ebi’d-Dünya o kitapta Halid b. Ma'dan'dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:
(Cennette Tuba isminde bir ağaç var. Her tarafı memedir. Süt emen ve ölen çocuklar, o ağaçtan emzirilirler. Bakıcıları da İbrahim Halil ürrah m andır.)
Said b. Mansûr, Sünen'inde İbn Ömer (radıyallahü anhüma) ’dan rivayet ettiğine göre;
O Abdullah b. Zübeyr'in cesedi darağacında iken, anası Esma (radıyallahü anhâ) ’yi teselli ve taziye etti. Dedi ki:
Üzülme, esas olan ruhlardır. Onlar Allah katında bakidirler. Bu asılan ise fani bir ceseddir.
Mervizi (Cenazeler) kitabında, Abbâs b. Abdülmuttalib'den şu*nu rivayet etmiştir:
(Mü'minlerin ruhları Cebrail (aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'e gö*türülür. Ona, (Bunlar, kıyamete kadar sana emanettir,) denilir.
Saîd b. Mansûr Sünen'inde İbn Cerir-i Taberi (Edeb) kitabında Mugire' b. Abdurrahman'dan rivayet ettiğine göre, şöy*le demiştir:
Selmân-ı Fârisi, Abdullah b. Selâm (radıyallahü anhüma) ile karşılaştı. Dedi ki:
— Benden önce ölürsen, ne gördüğünü bana anlat. Şayet ben önce ölürsem, başıma, geleni sana bildiririm.
Abdullah (radıyallahü anh) :
— Öldüğün halde nasıl bildirirsin, dedi. Selmân (radıyallahü anh) :
— Ruh, cesedinden çıktıktan sonra bir daha cesedine dönünce-ye kadar, yer ve gök arasında kalır, dedi.
Allah'ın emrij Selman, (radıyallahü anh) önce öldü ve'Abdullah b. Selâm onu rüyada gördü.
— En üstün neyi buldun? dedi.
Selmân (radıyallahü anh) :
— Ben tevekkülü çok acâip bir şey olarak gördüm, dedi.
İbn el-Mübarek, (Zühd) de-Hakim-i Tirmizi. (Nevâdir el-Usıü) de, İbn Ebi’d- Dünya ve İbn Mende, Saîd b. Müseyyib'den rivayet ettiklerine göre Selmân-ı Farisi (radıyallahü anh) şöyle demiştir:
(Müminlerin ruhları, dünya ve ahiret arası bir Berzahladırlar, istedikleri gibi gezerler. Kâfirlerin ruhları da esfel-i safilİndedirler.)
Hakim-i Tirmizi, Selmâıı-ı Farisi (radıyallahü anh) "den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:
(Müminlerin ruhları, yer ve gök arasında Berzahta dırlar. İstedikleri gibi gezerler. Sonra haşirde Allah onları cesedlerine ge*ri çevirecek.)
İbn Ebi’d- Dünya, Mâlik b. Enes (radıyallahü anh) 'den riva*yetin göre, şöyle demiştir:
(Bana ulaştı ki: Müminlerin ruhları serbest bırakılır, istedik*leri gibi gezerler.)
Abdullah b. Amr b. Âs radıyallahü ai diğine göre;
Kendisinden, öldükten sonra müminlerin - rındıkları sorulmuş.
Demiş ki rivâyef edilarının nerde ba-
— Onlar, ak kuşlar suretinde, arşın gölgesindedirler; Kâfirlerin ruhları ise, yerin yedinci katındadirlar.
Müminler öldüğünde ruhları müminlerin yanına götürülür. On*ların mahfelleri vardır. Ondan kendi arkadaşlarını sorarlar. Eğer Of (Arkadaşınız öldü) dese, onlar: (Demek yerin dibine götürüldü) derler.
Kâfir öldüğünde, yerin dibine götürülür. Ordakiler kendisinden bâzılarını sorarlar. Eğer (öldü) derse, onlar (demek, o göğe çıkar*tıldı) derler.
Nesefi'nin (Bahrü'l-Kelâm) ında şöyle denilmiştir:
Ruhlar dört guruptur:
Peygamberlerin ruhları ki, cesedinden çıkar, misk ve kâfur gibi güzel kokulu cesedinin şekline girer. Cennette olur. Yer içer fayda*lanır, geceleyin de Arşa asılı kandillerin içine barınır.
Şehidlerin ruhları ki, cesedlerinden çıkar, Cennette yeşil kuşlar içinde olurlar, yer, içe,r, faydalanır ve geceleyin Arşa asılı kandiller*im içinde olur.
Müminlerden ehl-i itaat olan ruhlar ki, Cennet etrafında olular. Yemez, içmez, faydalanmazlar, fakat Cennete bakmakla istifa*de ederler.
Mü'minlerden ehl-i isyan ruhları ise gökte ve yerde havada olur*lar.
Kâfirlerin ruhları ise onlar, Siccinde yerin yedinci katının df-binde siyah kuşlar içindedirler. Cesedleriyle ilişkileri vardır. Güneş gökte iken ışığı yerde olduğu gibi...
Ruhları azap gördükçe cesedleri de elem çeker.
İbn Ebi Şeybe (Musarınef) de Hâkim-i Tirmizi ve İbn Ebi’d- Dünya İbrahim b. Meysere'den rivayet ettiklerine göre, şöyle nak-letmiştir:
Ebû Eyyûb (el-Ensari) (radıyallahü anh) İstanbul'a savaşa çık*tı. Çok kıssa anlatan bir adamın yanmdan geçti. Adam şöyle di*yordu:
Kulun gündüzleyin erken yaptığı ameller, akşamleyin, kabir*deki tanıdıklarına arzedilir. Akşama doğru yaptığı ameller, sabah*leyin kabirdeki tanıdıklarına arzedilir.
Hâkim-i Tirmizi, (Nevâdir) de Abdulgafûr b. Abdulaziz'deö, babasından, dedesinden, rivayet ettiğine göre Rasûlüllah (Sallalla-hû aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur
Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allah'a arz edilir. Cuma günü de peygamberlere, arıne ve babalara arzedilir. Onun hasena-tiyle sevinirler. Yüzleri aklaşir, parlar. Öyle ise Allah'dan korkunuz, ölülerinize eziyet vermeyiniz
Hakim-i Tirmizi ve İbn Ebi’d- Dünya, (Rüyalar) kitabında Bey-haki (Şuâb-ı îmanda) Numan b. Beşir (radıyallahü anh) ’dan o da Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den şöyle işittiğini rivayet etmişler:
(Kabirlerdeki kardeşleriniz için Allah'dan sakınınız, çünkü amel*leriniz, onlara arzedilir.)
İbn Ebi’d- Dünya, lsbehâni (Tergibde; Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) ’dan rivayet ettiklerine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi vo Sellenı) :
(Ölülerinizi, kötü amellerinizle utandırmayın. Çünkü amelleri*niz kabirdeki dostlarınıza gösterilir.)
Îbn'ül-Kayyim demiş ki:
Ruhların kabirden ayrılmadıkları ise, bu yan*lıştır. Kitap ve Sünnet bunu reddeder. Sorguya çekilmesi ise, ruhun kabirde veya kabrin üzerinde olduğunu göstermez. Ancak onunla ilişkisi olduğunu gösterir. Bu ilişki ile ruh sorguya çekilir. Çünkü ru*hun bir özelliği bir anda iki yerde bulunmasıdır. Refik-i Âla'da ol*duğu halde, bedenle bitişik olabilir. Cesedine selam verildiğinde se*lamını alabilir.
İbn Ebî Şeybe, Sa'd b. Ebû Vakkâs (radıyallahü anh) 'dan. rivayet ettiğine göre;
O tarlasından dönerken, şehidlerin kabrinin yanından geçiyor*du. (Esselamü Aleyküm, inşaallah bizde size kavuşacağız) derdi, son*ra arkadaşlarına:
(Şehidlere selâm vermez misiniz? Onlar selâmı iade ederler,) di*ye onları uyarırdı.
İbn Ömer, (radıyallahü anh) 'den rivayet edildiğine göre;
O gece olsun, gündüz olsun, selâm vermeden hiç bir kabrin ya*nından geçmezdi.
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) ’dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
Tanıdığın kabirler yanından geçersen (selam size ey kabirdekiler) de, tanımadığın kabirlerin yanından geçersen (selam müslümlara olsun) de.
Ebu'l-Hasan'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
Kim kabristana girerse ve (Ey çürümüş cesedlerin dağılmış kemiklerin Rabbi, bunlar dünyadan sana iman ederek çıktılar. Katından onlara bir ruh benden de selam indir) dese, Adem (aleyhi's-selâm) ’in yaradılışından bu yana ölen her mü'min ona istiğfar eder.
İbn Ebi’d-Dünya, yukardaki hadisi, şu ibare ile rivayet etmiştir: Adem zamanından kıyamete kadar ölen ve öleceklerin sayısınca, Allah ona hasenat yazar.)
İbn Ebi’d- Dünya, Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) 'dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:
Kim kabristana girer, onlara istiğfar eder ve onlara rahmetle dua etse, onların cenazesinde bulunmuş ve namazlarını kılmış sa*yılır
Hennad (Zühd) de, İbn Ömer (radıyallahü anhüma) ’dan riva*yet ettiğine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Kabirde kişinin Cennet veya Cehennemdeki yeri, her gün sa*bah akşam ona gösterilir.
İmam Ahmed, Hakim-i Tirraizi (Nevadirül-Usûl) de ve İbn Mende Enes (radıyallahü anh) ’dan rivayet ettiklerine göre Resûlul-lah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Amelleriniz, ölü, akraba ve yakınlarınıza arz edilir. Ameliniz ha*yırlı ise, müjdelenirler. Değilse, (Yâ Rabbi, bize hidâyet verdiğin gi*bi, hidayet vermeden onları öldürme) derler.
Tayalis, (Müsned) inde Câbir b. Abdullah'dan rivayet ettiği*ne göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve. sellem) şöyle buyurmuş*tur:
Amelleriniz, kabirdeki, akraba ve yakınlarınıza arz edilir. Ame*liniz hayırlı ise onunla müjdelenirler. Değilse, (Yâ Rabbi ibadet ve tâatin için onlara şuur ver) derler.
İbn Ebi Şeybe (Musarınef) de Hâkim-i Tirmizi ve İbn Ebi’d- Dünya İbrahim b. Meysere'den rivayet ettiklerine göre, şöyle nak-letmiştir:
Ebû Eyyûb (el-Ensari) (radıyallahü anh) İstanbul'a savaşa çık*tı. Çok kıssa anlatan bir adamın yanmdan geçti. Adam şöyle di*yordu:
Kulun gündüzleyin erken yaptığı ameller, akşamleyin, kabir*deki tanıdıklarına arzedilir. Akşama doğru yaptığı ameller, sabah*leyin kabirdeki tanıdıklarına arzedilir.
Baki b. Muhalled ve İbn Mende, (Ruh) kitabında ve Taberâni (Evsat) da Said b. Cübeyr tarikiyle İbn Abbâs (radıyallahü anh) '-dan şu âyet hakkında şöyle dediğini rivayet etmişlerdir.
Bana ulaştı ki, diriler ile ölülerin ruhları rüyada görüşür. Bir*birinden durumlarını öğrenirler, Allah Ölülerin ruhlarını tutar, di*ğerlerin ruhlarını belli bir zamana kadar cesedlerine geri gönderir.
Cüveybir yukardaki âyet hakkında İbn Abbâs (radıyallahü anh) ’dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:
Doğu ile batı arası kadar bir ip, yer ile gök arasında uzanmış ölülerin ruhları ile dirilerin ruhları o ipe gelir. Ölü ile diri orada gö*rüşür. Rızkını tamamlamak üzere cesedine dönmek için diriye izin verildiği zaman ölü yakalanır.
Firdevs (2) kitabında Ebû Derda radıyallahü anh’ın hadisinde şöyle denilmiştir;
İnsanın ruhu cesedinden çıktığında bir ay evinin etrafında, bir sene de kabrinin etrafında çevrilir. Sonra ruhların üzerinde görüş*tüğü o îpe yükselir
Ömer b. Abdülaziz'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rüyam'da, yere atılmış bir İaşe gördüm, (Nedir bu?) dedim. De*diler ki;
Ondan sorarsan sana cevap verir. Ben ayağımla onu dürttüm. Başını kaldırdı, gözlerini açtı. Ben;
-Kimsin sen?) dedim. O:
Ben, Haccac'ım, Allah'ın huzuruna vardım. Onu şedidü’l-azap olarak gördüm. Her bir insan öldürüşüme karşı beni ayrı ayrı olarak öldürdü.. İşte ben Allah'ın huzurunda duruyorum. Muvahhidlerin
Rablerinden beklediklerini bekliyorum... Yâ Cennete veya Cehenne*me...) dedi.
Eş'as'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Haccac'i rüyamda kötü bir durumda gördüm. Rabbin sana ne yaptı? dedim. O dedi ki:
— Yaptığım her katle karşı Allah beni tekrar tekrar katletti. Ben:
— Sonra ne oldu? dedim. O:
— Lâilahe illalh ehlinin ümit ettiğini ümit ediyorum.
İbn Ebi’d- Dünya, Âişe (radıyallahü anhâ) 'dan rivayet ettiğine göre:
Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’dan işittim ki diyor:
(Ölülerinizi ancak hayırla anın... Çünkü onlar eğer Cennetlik ise günahkâr olursunuz. Eğer Cehennemlik iseler o onlara yeter.)
|