Cennetin Sarayları
Câbir b. Abdullah (r.a) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v), “Size cennetin saraylarından bahsedeyim mi?” diye sordu.
Ben, “Anamız babamız sana feda olsun! Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun! Anlat yâ Resûlallah!” dedim. Şöyle anlattı:
“Cennette mücevheratın bütün çeşitleri kullanılarak yapılmış saraylar vardır. İçinden bakıldığında dışı, dışından bakıldığında da içi görünür. Orada hiçbir akla gelmeyen, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir gözün görmediği lezzetler, nimetler ve neşe verici şeyler vardır.” Ben,
“Ey Allah’ın Resûlü! Bu saraylar kimin içindir?” diye sordum. Buyurdu ki:
“Selamı yayan, muhtaçları doyuran, oruca devam eden ve insanlar uyurken kalkıp namaz kılanlardır.” Bizler,
“Ey Allah’ın Resûlü, bunu yapmaya kimin gücü yeterki?” dedik.
Resûlullah şöyle buyurdu:
“Ümmetimin gücü yeter! Size anlatayım:
Kim bir müslüman kardeşiyle karşılaşır ve ona selâm verir ya da verdiği selâmı alırsa selâmı yaymış olur.
Kim ehlini, ailesini, çoluk çocuğunu karınları doyana kadar doyurursa muhtaçları doyurmuş olur.
Kim ramazan orucunu ve her aydan üç günü oruçlu geçirirse oruca devam etmiş olur.
Kim de yatsıyla sabah namazını cemaatle kılarsa insanlar uykudayken namaz kılanlardan olur.”
(Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ, 2/404)
Ahiret Hayatı - Sayfa 319
__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
|