Dünyanın geçip gidecek olması ne kadar rahatlatıcı bir bilsen..
Dünyanın geçip gidecek olması ne kadar rahatlatıcı bir bilsen...
Sadece takvim yapraklarında yazılanlara kulak kabartsak, bir ömür yeter bize. Bol teşbihli, süslü, mesaj kaygılı bilmiş cümlelere, çevirilere, kalın kitaplara, aforizmalara, istatistiklere, grafiklere ve daha onlarca şeye gerek yok. Bunu sen de en az benim kadar biliyorsun!
Bir ayet, bir hadis, belki bir menkıbe bizi beslemeye, büyütmeye ve çocukça hallerimizden kurtarmaya yetmez mi?
Bakma öyle! Baş ağrılarıma hangi şairin, hangi yazarın cümlelerini okudun üfledin de iyi geldi ki bu güne kadar! Okuduğun üflediğin hep "ihlas" değil miydi? Söyle!
Bir "ihlas" yeter bütün ağrılarımızı ve sancılarımızı dindirmeye...
İlk gençlik yıllarımda dinlediğim bant tiyatrolarından etkilediğim kadar, okuduğum hiç bir kitaptan etkilenmedim ben. Bunu sana anlattım mı hatırlayamadım. Çok unutkanım, unutmak bir kaçış sanki sürekli unutuyorum... Yaşlanıyorum diyorum inanmıyorsun.
Mûte Destanı kasetini dinlemeye yürek dayanmazdı. Ne garip değil mi?
Emir Sultan Hazretleri'nin hayatını anlatan kasetleri kaç defa dinledim bilmiyorum. Kamyon şoförü Rüzgar Halil ile yola çıkıp, bir derviş hırkasının kokusunun burnumda ilk tütmeye başlayışını bütün dünya klasiklerine değişmem.
"Delilik bu!" dediğini duyar gibiyim sevdiğim!
Kalbimizin üzerine istiflediğimiz bütün yükleri kaldırıp atmak delilikse, evet ben deliyim. Deliliklerim çoğaldıkça, korunaklarım daha çok direniyor iblisin üflemelerine. Düşkünlüğüm arttıkça cennete, sinir uçlarımdan yakalanıp sürükleniyorum divaneliğin sınırlarına...
Bütün kitaplarım yitsin, kurduğum bütün cümleler silinsin, yeter ki ruhuma tanışıklığı silinmesin cennetin! Yeter ki katman katman sayfalarda isimlerin ardında saklı kalsın adım.
Kırk katlı bohçalar miras kalsın neslimize, adımız hürmet görsün, O'nun adının yanında.
|