Ruhların Tanışması
Rûhların Tanışması
Zünnûn-i Mısrî Anlattı; İsrailoğullarının Tîh Sahrasında Dolaşırken, Rahman Olan Mevlâ’nın Muhabbeti Kendisini Kaplamış Ehl-i Cezbeden Siyahî Bir Câriye Gördüm. Gözünü Göğe Doğru Dikmiş Bakıyordu. Kendisine Selâm Verdim, İsmimi Söyleyerek Selâmımı Aldı. Kendisine Beni Nereden Tanıdığını Sordum, Şöyle Dedi:
▬ “Allahû Teâlâ, Rûhları Bedenlerden İki Bin Sene Önce Yarattı. Sonra Onları Arş’ın Etrâfında Tavâf Ettirdi. Orada Birbirleriyle Tanışanlar, Birbirine Isınıp Kaynaştı. Ayrı Düşüp Tanışmayanlar ise Birbirlerinden Uzaklaştı. İşte O Cevelân Esnâsında Benim Rûhum da Senin Rûhunu Tanıdı.”
▬ “Hikmet Sahibi Olduğunu Görüyorum. Bana da Allah’ın Sana Öğrettiklerinden Öğret?”
Dedim. Şöyle Söyledi:
▬ “Ey Efendi! Azâlarının Üzerine Allahû Teâlâ’nın İhsân Ettiği Adâlet Terazisini Koy, Allah İçin Olandan Başka Her Şey Eriyip Kaybolsun, Kalbin de Sâfi Olup, İçerisinde Allah’tan Başka Şey Bulunmasın!”
▬ “Nasihâtini Artır?”
Dedim. Şöyle Söyledi:
▬ “Nefsin İçin Kendi Nefsinden Fedâkârlık Yap ve Yalnız Kaldığında Allah’a Kulluk Et ki, O’na Duâ Ettiğinde, Sana İcâbet Etsin.”
[Hikâyâti’s-Sâlihîn, Îmâm Yafiî.]
|