Benlik ve Hakikat
Bir gün insan bütün isimlerinden soyunur
Kendisine verilmiş bütün hikâyeleri sessizce yere bırakır
Ve anlar ki aradığı benlik hiçbir zaman kalabalığın içinde doğmamıştır
Çünkü insan kendisini bulmaz
Kendisinden olmayanı bıraktığında geriye kalanı fark eder
Biriktirdiğin övgüler sen değilsin
Üzerine yapışan korkular sen değilsin
Geçmişin sana söylediği hiçbir hüküm sen değilsin
Başkasının gözünde oluşan suretin de sen değilsin
Sen bütün bunlardan önceydin
Henüz kimse sana kim olduğunu söylemeden
Henüz dünya sana bir rol vermeden
Henüz kendini ispat etmek zorunda kalmadan
İçinde sessizce atan bir sır vardı
İşte dönüş orayadır
İnsan dışarıdaki gürültüden çekildikçe
İçinde hiç konuşmadan konuşan bir hakikat belirir
Öyle bir ses ki kulakla duyulmaz
Öyle bir çağrı ki hiçbir kelimeye ihtiyaç duymaz
Öyle bir huzur ki elde edilmez
Sadece üzerindeki yükler kalkınca fark edilir
Kendini düzeltmeye çalışırken kendinden uzaklaşma
Kendini büyütmeye çalışırken özünü küçültme
Kendini göstermek için ruhunun ışığını kalabalıklara dağıtma
Çünkü hakikat görünmek istemez
Hakikat yalnızca vardır
Bir çiçek açarken kendisine şahit aramaz
Bir nehir akarken güzelliğini ilan etmez
Güneş doğarken kimseye kendisini ispatlamaz
Sen de olduğun zaman
Hakikatin sana eklenmesine gerek kalmaz
İçindeki öfkeye düşman gibi bakma
Belki orada uzun zamandır görülmeyi bekleyen bir yara vardır
Korkundan kaçma
Belki o korkunun ardında özgürlüğünü bekleyen bir çocuk vardır
Yalnızlığını lanetleme
Belki sessizliğin seni ilk defa kendinle tanıştırmak için gelmiştir
Karanlık bazen ışığın yokluğu değildir
Işığın henüz bakmadığın yerde saklanmasıdır
İnsan kendisine döndükçe
İçindeki bütün yabancıların sesi kesilir
Babasının sesi
Annesinin korkusu
Toplumun hükmü
Geçmişin utancı
Geleceğin kaygısı
Hepsi yavaşça uzaklaşır
Ve geriye bir sessizlik kalır
O sessizlikte insan ilk kez Rabbine yabancı olmadığını hisseder
Çünkü O sana senden daha yakınken
Sen kendinden kaçıp uzaklarda O'nu aramışsındır
Nice kapılar çaldın
Nice yüzlerde kendini aradın
Nice sevgilerde tamamlanmak istedin
Nice başarılarla varlığını kanıtlamaya çalıştın
Oysa aradığın kapı hep içerideydi
Sen kapıyı aramıyordun
Kapının önündeki fazlalıkları taşıyordun
Şimdi bırak
Kendini herkese anlatmayı bırak
Herkes tarafından anlaşılmayı beklemeyi bırak
Sevilmek için şekilden şekle girmeyi bırak
Güçlü görünmek için kalbini taşlaştırmayı bırak
Bilge görünmek için bilmediğini inkâr etmeyi bırak
Bırak ki ruhun nefes alsın
Çünkü kul Rabbine yaklaştıkça büyümez
Hafifler
Üzerine eklenen kimlikler azalır
Benlik incelir
İddia susar
Gösteriş söner
Ve insanın içinde tarifsiz bir sadelik belirir
İşte orada
Ben dediğin şeyin ardında başka bir hakikat görünmeye başlar
Ben yapan değilim
Ben sahip değilim
Ben bilen değilim
Ben var eden değilim
Ben yalnızca bana verilen hayatın içinden geçen bir kulum
Ve bu idrak geldiğinde
İnsan artık kendisini merkeze koymaz
Kendisiyle savaşmayı bırakır
Kendisine tapınmayı bırakır
Kendisinden kaçmayı da bırakır
Sadece teslim olur
Bir yaprağın ağaca
Bir damlanın denize
Bir gecenin sabaha teslim olması gibi
Ve o zaman dua değişir
Beni istediğim kişiye dönüştür demek yerine
Benden bana ait olmayanı kaldır denir
Bana daha büyük bir hayat verme
Beni daha hakiki bir hayata uyandır denir
Bana insanların göreceği bir yüz verme
Bana Senin huzurunda saklayamayacağım bir kalp ver denir
İşte insanın gerçek dönüşümü budur
Başka biri olmak değil
Kendisinden olmayan her şeyden özgürleşmek
Sonra bir gün aynaya baktığında
Yüzünün aynı kaldığını görürsün
Hayatının aynı yerde olduğunu görürsün
Dünyanın hâlâ aynı dünya olduğunu görürsün
Ama sen artık aynı yerde değilsindir
Çünkü bakış değişmiştir
Artık kendini görmek için aynaya ihtiyacın yoktur
Kalbine baktığında
Orada kendinden daha büyük bir hakikatin izini görürsün
Ve anlarsın
Aradığın kişi hiç kaybolmamıştı
Sadece üzerine çok fazla dünya örtülmüştü
Şimdi örtüler kalkıyor
Ve geriye
Sessiz
Sade
Gösterişsiz
Saf bir kul kalıyor
Belki hakikatin en derin sırrı da burada saklı
İnsan kendisine döndüğünde kendisini bulmaz
Kendisini var edenin huzurunda
Kendisinden vazgeçmenin huzurunu bulur
Ve o anda
İnsan ilk defa gerçekten olur
Ne başkasına benzer
Ne kendisini başkasından üstün görür
Sadece olduğu yerde
Sessizce
Derince
Teslimiyet içinde durur
Ve kalbinin en derin yerinden şu hakikat yükselir
Ben aradığım şey değilim
Ben arayanım
Ben ışığın kendisi değilim
Işığın değdiği yerim
Ben yolun sahibi değilim
Yolda yürütülen bir kulum
Ve bütün yollar sustuğunda
Bütün isimler düştüğünde
Bütün yüzler kaybolduğunda
Geriye yalnızca O kalır
İşte insanın kendine dönüşü
Aslında kendinden geçip
Hakikate varışıdır
|