Bu görüş sahipleri aklen de aynı anda verilen üç talakın tek talak sayılması gerektiğini savunurlar. Çünkü aynı anda üç talakı vermek bid'attır, haramdır. Bid'at da Hz. Peygamber'in emrine uygun olmadığı için reddedilir. Ayrıca, Şârün talakı üçe ayırmasından maksadı, pişmanlık halinde telâfisinin mümkün olmasıdır. Eğer üçü aynı anda verilirse, bu telafi ortadan kalkar, dolayısıyla Şari'in maksadı gerçekleşmez. Şari'in gözettiği hikmete ters düşen bir şey de ilga edilir (İbn Kayyim, a.g.e., V, 250, Şeltut-Sâyis, a.g.e., 84-85).
c- Bununla hiçbir talak vaki olmaz: İmamiyenin ve Zahirîlerin bazıları bu görüştedir. Bu görüş ayrıca bazı tâbiîlerden, İbn Aliyye'den ve Ebû Ubeyde'den rivâyet edilmiştir. Görüldüğü gibi bu görüş pek rağbet görmemiştir. Delilleri: bu talakın bid'î olması dolayısıyle haram oluşu ve bu yüzden de batıl olması gereğidir. Çünkü hadis (bkz. Müslim, Cum'a, 43; Ebû Davud, Sünne, 5) gereği bid'î olan her şey reddedilir (İbn Kayyim, a.g.e., V, 248; Şevkânî, a.g.e., VI, 260; es-Seltut Sâyis, a.g.e., 80, 85).
Bu görüş sahiplerine şöyle cevap verilebilir: Üzerinde durduğumuz konuda talakın bid'î oluşu, kendisinden dolayı değil, haricî bir sebepten dolayıdır. Yani haram li gayrihi hükmündedir. Cuma vakti alış-veriş yapmak, gasbedilmiş arazide namaz kılmak gibidir. Bu ise, yapılan şeyin aslını ibtal etmez. Nasıl ki, cuma vakti alışveriş Allah'ın emrine aykırı olmakla birlikte geçerli ise, aynı anda üç talak da Şari'in emrine aykırı olmakla birlikte geçerlidir.
Aynı anda veya aynı temizlik içerisinde verilen üç talak konusu görüldüğü gibi hayli tartışmalıdır. Biz yukarıya bulabildiğimiz kadarıyla delilleri ve görüşleri aktarmaya çalıştık. Konunun işlenmesi esnasında farkedilebileceği gibi, kanaatimiz bu durumdaki talakın üç sayılacağı tarzındadır. Ama bu, üç talakı tek sayan görüşün külliyen yanlış olduğu manasına gelmez. Çünkü o görüşü savunanlar da gerçekten kuvvetli delillere dayanmaktadırlar. Biz buraya o delilleri gereği gibi aktaramadık. Konuyu incelemek isteyenler şu kaynaklara müracaat edebilirler: İbn Kayyım el-Cevziyye, Zâdü 1-Mead, V, 241 vd; İlâmu'l-Muvakkıîn, III, 30 vd. İbnü'l Hümâm, Şerhu Fethu'l-Kadîr, III, 329 vd.; Aynî, el-Binâye, Şerhu'l Hidâye, VI, 372 vd; Şevkânî, Neylü'l Evtar, VI, 255 vd; Zafer Ahmet et, Tehânevî, İ'lâu s-Sünen, XI,148 vd.; Mahmut Şeltut-Ali Sâyis, Mukâranetü'l-Mezâhib Fi'l-Fıkhi'l-İslâmî, 80 vd.
Zâhidu'l-Kevserî, el-Eşfak alâ Ahkâmıt-Talak adındaki risalede, konuyu dil açısından da ele alarak aynı anda verilen üç talakın üç sayılacağını isbat etmiştir (s. 23 ve devamı). 1929 yılında yürürlüğe giren Mısır medenî kanunu aynı anda verilen üç talâkı tek saymaktadır. Medenî hukuk sahasında mukayeseli bir çalışma yapan Medran Ebu'l-Aynen Bedrân da cumhurun görüşüne uygun olarak bu talakın üç sayılacağı görüşünü tercih etmiştir (el-Fıkhu'l-Mukâran fi'l Ahkamış-Şahsiyye, 353).
__________________
Kaybettiklerim arasında en çok kendimi özledim, oysa ne güzel gülerdim..
|