Alıntı:
byblack Nickli Üyeden Alıntı
Kafama takılan bi soru oldu.Insanin hayatı lehv-i mahfuzada yazili zorda olsa sadaka vererek dua ederek levh-i mahfuza az biraz değisir diye okudum burdan.Demek istedigim şu Kaderde benim ne zaman doğacagim ne zaman olecegim yazili.Kaderde ufak konularda yazarmı.Simdi kaderin değişmezligini ve lehv-i mahfuzanın degisirligini dusunur isek kader hayatimizdaki onemli konuları lehvi mahfuzda ufak ve diger konuları kapsar desek yanlis olurmu anlamaniz icin daha basit anlatim.Lehv-i mahfuzda benim yoldan gecerken kafama tas gelecegi ve benim ufakda olsa yaralanacagim yaziyor olsa ben evvelinde sadaka vermis olsam o lehvi mahfuzda silinir benim kafam kirilmaz sadaka belayi def eder hadisinden yola cikarak dusundum bunu.Eğer kaderimde kafama tas degecegi yazsaydi ne kadar sadaka versemde kafama o tas gelirdi cunki kader degismez.Burdan lehv-i mahfuzada en ufak adımın dahi yazdigini ama kaderin daha çok önemli evlilik olum dogum konuları oldugunu soylemek dogru olurmu.Firavun uzerinden anlatacak olursak firavunun basi bile ağrimamis diye okudum belki levh-i mahfuzada firavunun hasta olacagida vardi basinin agriyacagida vardi ama firavun 1 milyon insana yemek verdigi icin sadaka gibi oldugu için hastaliklar belalara ugramadi ama firavunu helak olup suda bogulacagi kaderi oldugu icin suda boğuldu.
Not.Yazdıklarım dusuncemdir dusuncemin dogru olup olmadigini ogrenmek icin buraya yazdim onun icin kimse yanlışsın diyip sacmalamayıp kızmasın yanlışsa doğrusunu yazsın.Bilmemek ayıp degil ogrenmemek ayıp
|
İslâm âlimleri levh-i mahfûzun keyfiyeti hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. 1. Levh-i mahfûz gayb âlemine ait bir husus olup mahiyeti bilinmemektedir. Tasvirine ilişkin rivayetler asılsız ve felsefî teorilere bağlı yorumlar anlamsızdır. Sadece onun bütün nesne ve olayların ilâhî kalemle yazıldığına, Allah’ın tabii ve içtimaî kanunlarını ihtiva eden bir kitap olduğuna inanmak gerekir. Râgıb el-İsfahânî ile Selefiyye âlimleri bu görüştedir (İbn Kayyim el-Cevziyye, s. 39-41; Şerḥu’l-ʿAḳīdeti’ṭ-Ṭaḥâviyye, s. 159; Reşîd Rızâ, VII, 394-395, 471-472). 2. Levh-i mahfûz Allah ile melekleri arasında bir vasıtadır. Yedinci kat göğün üstünde olup arşta ve İsrâfil’in gözleri önünde bulunur. İçinde bütün nesne ve olayların bilgisi ayrıntılı olarak yazılmıştır. Allah bir şeyi yaratmayı dilediği zaman bu, levh-i mahfûz aracılığıyla İsrâfil’e intikal eder ve gerçekleşmesi için Cibrîl’e emir verilir. İbn Abbas’a atfedilen rivayetlere dayanan bu görüş Ehl-i sünnet çoğunluğuna aittir (Makdisî, I, 161-164; Gazzâlî, s. 212; Kurtubî, XIX, 198; İbn Kesîr, I, 14). 3. Levh-i mahfûz en büyük feleğe ait küllî nefistir. Bilginin âlimin zihninde ortaya çıkışı gibi varlık ve olaylar da levh-i mahfûzda zuhur eder. İbn Sînâ gibi bazı İslâm filozofları bu görüşü benimser (Gazzâlî, s. 212; İbn Teymiyye, IV, 255). Sünnî kelâmcılar, kıyametin kopması için İsrâfil’in sûra ilk defa üflemesinin ardından helâk olmayacak nesneler arasında levh-i mahfûzun da bulunduğunu kabul eder (Ebû Azbe, s. 24).
Gayb âlemine ilişkin bir konu olması dolayısıyla levh-i mahfûz hakkında benimsenecek görüş âyetlere ve sahih hadislere dayanmalıdır. Bu sebeple levh-i mahfûzun, Selefiyye âlimlerinin belirttiği gibi mahiyeti bilinmeyen ve ilâhî ilmi ihtiva eden bir kitap olduğu şeklindeki görüşün kabul edilmesi isabetli görünmektedir