Estağfurullah. Dokunulmazlar; kişisel haklar olarak da olarak bilinir. Peygamber efendimiz (sav) dargınlığı şarta bağlamamıştır veya ben rastlamadım. Ama bu konudaki araştırmalar sonucu İslâm âlimleri;
Din, namus, mal, can ve neslin korunması gibi hususlarda bize zarar veren insanlara karşı mesafeli hatta çok uzak durma konusunda bizleri ikaz ediyor.
Eften-püf'ten şeyler için, iki de bir küs durmak; hem ikili hem de sosyal ilişkilere zarar verir.
Kısacası; bizim bu hassas ve kırmızı çizgi olarak adlandırdığımız durumlara karşı saldırıya geçmiş, iftira veya başka hadsizlikte bulunmuş kimselerden, gerekirse bir ömür boyu uzak durmak gerekebilir.
Tevbe etmiş, pişman olmuşlarsa başka... Duruma göre.
Diğer türlü üç günü aşmamak lâzım. Herkesle samimî olmak zorunda değilsiniz. Bir "selâm" alıp vermek, dargın olmadığınızın ifadesi olarak yeterli.
Kırgınlık veya güven kaybı, kişilerin yapısına göre değişir tabi.
Buharî şarihi Aynî, sizin ziktettiğiniz hadisi incelerken: "Dinî suç işleyenin, durumuna ve işlediği günahın derecesine göre, onunla bir müddet dargın durmak caizdir. Eğer o kimse dinen günah sayılan büyük bir cürüm işlemişse, onunla küs durmak, ona yaklaşmamak ve konuşmayı kesmek gerekir." demiştir.
Tebûk gazvesine katılmayan üç sahabiye, peygamber efendimiz (sav)'in "elli gün" boyunca dargın kaldığını ve arkadaşlarına da bunu tavsiye ettiğini hatırlayabiliriz...
Her şey, yerinde ve kararında olmalı. İtidal üzere olan ümmetiz biz...🙂
|