Bu kutlamalar bana, başka bir şeyi de hatırlatıyor.
Kendi bayramlarımızda sadeliğin ve ağırbaşlılığın güzelliği, ruha ve bedene olan ihtiyacın, "bayram vesilesiyle" karşılanması var.
Misâl, bayram hazırlıkları bile bir ubûdiyet içinde geçer. Alışverişlerimiz, sadaka; aile ziyaretleri ve ikramlar, ibadet bilinciyle yaşanır. Taşkınlık, şaşkınlık yoktur bizim bayramlarda.. Ruhumuz sükûnet bulur, bedenimiz doyar ve her halükarda Allah'a hamdederiz.
Kandil kutlamalarında da ibadet etmenin, insan sevindirmenin, paylaşmanın, uhrevî hayatı güzelleştirme umut ve çabası dolar yüreklere.
İnsan gibi davranmanın nahifliği,
bayram yaşamanın tatlı sevinci yansır yüzlere.
İstisnalar kaideyi bozmaz.
Kıyas edilmeyecek ilahî bir güzellik bahşeder bizim dinimiz. Ama bu karşılaştırma bile neyin ne olduğunu anlatır bize.
Biz, kurbanda kesilen koyunun tırnağını bile israf etmezken, onların kutlamasının sınır tanımaz israf ve rezalette oluşu, bayramların nitelik ve niceliğini gösteriyor.
Bizim, bayram gecelerini dua ve ibadetle geçirme gayretimize, uyanık olma hallerimize inat onların zil zurna sarhoş ve kendi dinlerinde dâhi haram olan cürümleri işlemesi, bu bayramın, başka bir bayram olduğunun işareti değil mi?!
Bizim kültürümüzde, bayram israfı, kutlama çılgınlığı yoktur. İstemem de.
Ama dozunda eğlence,
Kararında mutlu olmak için helâl dairesi keyfe kâfidir.
Şimdi birileri, bu sözümü ya saraya ya da "İslami" diye yapılan düğünlere getirebilir ama benim veya bizim ölçümüz onlar değil.
Müslümanın yanlışı İslam'a mâledilemez. Müslümanın, müsrifliği İslam'ın emri gibi gösterilemez.
Dinimiz itidal/orta dindir. Yeri geldiğinde harcarsın ama savurgan olmazsın.
Eğlence yaparsın ama harama dalmazsın. "Haramda mutluluk arayana, mutluluk haram olur." diye buyuran Ömer (Ra), ne kadar da haklı...
Batıl ve hurafe olan dinler, ya ifrat ya da tefrit sınırlarını zorlar. Dikkat edince bunlar bile müslümana ip ucu ve irşad olabilir. "Biz ne yapıyoruz yahu?!!" dedirtebilir.
Ayrıca bu eğlencelere karşı bakış açısı da önemli.
Seçim zamanı her tarafa asılan parti bayraklarına kimse iyi gözle bakmaz ve "devletin parası çar-çur ediliyor" diye, haklı olarak fevaran ederken, Boğaziçi köprüsünün ışıklarını eleştirirken,
Yılbaşında yıkılan çamların hesabını soran yok.
Aydınlatma dışında, eğlence olsun diye yapılan ışıklandırmaların elektriği sanki uzaydan geliyor.
O gecenin güvenliği için görevlendirilen polis vs. milletin gözüne batmıyor.
Alkol ve diğer cürümlere değinmiyorum bile...
Ertesi gün dip bucak temizlik yapmalı.
Günah lekesine bulanmış, derbeder olmuş kalplere...
Anlayan anlamıştır ne demek istediğimizi...
Anlamayan da konuyu başka yerlere çekip dursun.
Çoğunluk yaptı diye bir şey mübah olmaz.
"Eğlence ve bayram dediğin böyle kutlanır" diye bir dayatma da olamaz.
Bu yaşananlar algıda seçicilik. Başka bir şey değil. Ve bizim algılarımız da gittikçe daha çok kendi kontrolümüzden çıkıyor.
Topuğuna sıkan bir millet olarak evrilmeye başladık...
Allah, sonumuzu hayretsin.
Konuşturdunuz gene üstat. Allah iyiliğinizi versin.
|