Kurnazlık ve Zeka
“Kurnazlık” ile “Zekâ” Arasındaki Fark “Zaman Ölçeğinde” Ortaya Çıkar. “Kurnazlık”, Zaman İçerisinde Ortaya Çıkıp Yapanı Güç Durumda Bırakırken “Zekâ”, Zaman İçerisinde Yapanın “Akıllı Olduğunu” Daha İyi Kanıtlar.
Kurnazlığı Zekâ Sanıp, Zekâ Yerine Koyup Ödüllendiren Kültürler Hiçbir Zaman Kalıcı Başarılara Ulaşamazlar. Bu Kültürler İçerisinde Yaşayan İnsanlar Günübirlik Yaşar, Yüzeysel Değerlendirmelerle Avunur, Basit Başarılarla Hayatını Sürdürür.
Onun İçin de “Sayıya Dayanan İnsan Gücü”nün “Evrensel Etkinlik Alanında” Hiçbir Önemi Yokken “Yetkinliğe Dayalı İnsan Gücü” Her Alanda “Etkinliğini ve Üreticiliğini” Sürdürür.
Çok Yönlü Bir Zekâyı, Problem Çözümünde Tanıyabiliriz:
1. Fark Etme (Bunun İçin Duyarlılık ve Kabûl Edebilme Gereklidir).
2. Kavrama (Bütünlük Algısı ve Cesaret Gerektirir).
3. Olabiliri Ölçme (Kendini ve Koşulları Ölçebilmeyi Gerektirir).
4. Olamazı Ölçme (Günümüzü Bilme ve Önce ile Sonrayı Hesaplama).
5. Uygunluk Analizi (Kendini Bilme Kişiliğini Tanıma ve Değerler).
6. Veri Değerlendirmesi (Analiz Yetisi ve Objektif Tutum).
7. Yeni Seçenekler Sentezi (Pozitif Düşünme ve Risk Alabilme).
8. Seçenekler İçerisinde Karar Verebilme (Cesaret ve Dayanıklılık).
9. Verdiği Kararla Harekete Geçebilme (İrâde Engelli Koşuculuk).
10. Sonucu Ölçerek Yararlanma (Süreç Ölçümü Deneyim ve Geleceğe Aktarım).
Bu “On Adımda Zekâ” Süreci İyi Değerlendirildiği Zaman Hem “Akademik Zekâ”nın Hem “Duygusal Zekâ”nın Bir Sorunun Çözümünde, Çok Önemli Rolleri Olduğunu Görebiliriz. Aynı Zamanda, Okulda Yapılan Eğitimin, Kitle İletişim Araçlarının Etkilerinin ve de İnsanlardan Beklediklerimizin Çeşitli Yanlarını da Görebiliriz.
Problem, İster Üzerimize Saldıran Bir Köpekten Korunma Olsun, İster Kazanmamız Gereken Bir Sınav, İster Gol Atmaya Hazırlanan Bir Futbolcu Olsun; Yapmanız Gerekenlerin Sırası Bozulmaz. Değişen, Bu Sürecin Hızıdır ve Sürecin Aşamalarını Ne Oranda Kontrol Edebildiğimizdir.
Eğer Bir İnsan; Fark Ediyor Ama Sorunun Bütününü Kavrayamıyorsa Çözümü Bulamaz. Bulduğu Çözüm Doğru Çözüm Olmayacağı İçin de, Kendi Dışındaki Etkenlere Yüklenerek (Şans & Kader & Filâncanın Suçu & Falâncanın Kusuru vs) Kendini Rahatlatır.
Eğer Bir İnsan; Fark Ediyor, Bütünü de Kavrıyor Ama “Olabilir ile Olamaz Sınırları”nı Ölçemiyorsa, Başarı Oranını Önemli Ölçüde Düşürür. Sonra da Neden Başarılı Olamadığını Anlamakta Zorluk Çeker.
Eğer Bir İnsan; Kendine Ait Olması Gereken “Düşünme ve Yapma” İşlevini Bir Otoriteye Bırakmışsa (Otoriter Aile & Otoriter Eğitim & Otoriter Siyasal Sistem & Grup Otoritesi Gibi) O Kişi “Yeni Seçenekler Üretme ve Seçenekler İçerisinde Karar Verebilme & Verdiği Kararla Harekete Geçme” Aşamalarını Yapamaz. Bu Durumda O Adımlarda da Ne Yapacağının Kendisine Söylenmesini Bekler.
|