Pisagorcularin etraflarına ördükleri gizem ağı ve cifrin nümeroloji evrilmesi, toplum nazarında iki şartlı bakışa sebep olmuştur. Ya şarlatan işi ya da çok gizli bir ilim. Pazarda şarlatanların daha çok satış yapmak istemesiyle öyle şeylere dönüşmüştür ki nümeroloji diye getirip önümûze döktüler bu kadim ilmi. Oysa harflerin sayıları ifade etmesi bir ihtiyaç sonucunda ortaya çıkmıştır. Çünkü rakam yok henûz, ancak rakam düşûncesi var.
Ancak rakam ve nesne/eşya ilişkisi bir keşifdir hâlâ ne demek olduğunu bilmediğimiz. Pisagorcular bu yönüyle ilgili. Çünkü kadim düşüncede maddeye etki ve maddeye hükmetme düşüncesi var, tıpkı rönesanla birlikte doğaya hûkmetme düşüncesinin peyda olması gibi.
Her ontolojik felsefi sitemin temelinde kendisini açıklayamadığımız ancak sistem içerisinde her şeyi kendisiyle açıkladığımız yanlışlanamayan bir başlangıç ilkesi vardır. Porphyrie"in ağacına bakarsak bu varlıktır.
Canlı bir varlıktır, insan bir varlıktır, hayvan bir varlıktır. Peki varlık nedir diye sorduğumuzda her şey varlıktır diye cevap alınır. Bu yanlışlanamayacağı gibi doğrulanması da zahmetlidir ki sorun ampirik düzlemden rasyonel düzleme evrilerek kurulan sistemin düalist bir yapıda olduğunu gösterir. Ne kadar pozitivist sistem varsa temeli buna dayanır. Çünkü yanlışlanamayan şey sistemi doğru ve geçerli kılar.
1 gibi varlık gibi atom gibi öz gibi bir sürü temel ilkeyle açıklanan şeyler, kendini kendisiyle tanımlar. Diğer her şeyi başka şeylerle tanımlarken, başlangıç kendi kendisiyle tanımlıyor. Varlık varlıktır, demek bir totoloji ve en doğru tanımıdır. A, A'dır.
Bu sebeple Ta Ha süresinde ve Kitabı Mukaddes'te Allah'la konuşan Musa Allah'a sorar 'peki senin için ne diyeyim, seni ne olarak anlatayım der' cevap olarak ise Allah 'Ben ben olanım' der.
Öylesine kesin, öylesine doğru bir tanım ki 'Ben ben olanım' tanımı, Kitabı Mukaddes'te bu pasajı okurken nasıl hayrete düştüğümü anlatamam. Öncesinde Edip Cansever'in bir şiirinde denk gelmiştim, bu meşhur diyaloğa. Bu tanım doğru bir tanım olsa da kaplamsal bir tanım olduğu için hiçbir bilgi vermez. Elma elmadır demek gibi bir şey. Oysa elmayı bilmek için elma olmayanları da bilmek gerekir. Düşünce burada kendi zıttını üreterek, kendi olmayanları üreterek ilerler. Ki düşünme de bu şekilde derinleşir.
Varlık ve yokluk, 1 ve 0, madde ve öz, birbirlerini tamamlayarak, tanımlayarak ilerler. Her şeyi. Her şeyle ilgili olabileceği bir deli safsatasıdır, ancak başlangıç ilkelerinin birbiryle ilişkisi doğrulanabilir. 1 ve atom, 1 ve varlık, 0 ve yokluk ki unutmamak gerekir ki gaybi yalnızca Allah bilir.
Eşyanın rakamlarla ilişkisi Pisagorculardan günümüze, bazı sufi metinlerinde kutsal kitaplara kadar işlenmiştir. Deneyimlerinden bahseden bazı sufiler de eşyanın bir rakam olduğunu söylemişlerdir.
Kişisel bir deneyim, bilimsel bir nitelik kazanamıyor ne yazık ki, çünkü bilim tekrarlanan olguları inceleyerek şarlatanlığı ve aldatmacayı engellemeye çalışıyor. Rüyasında evliyalar görenler yalan da söyleyebilir sonuçta. Yine de deneyimlerin kişiselliğinden oluşan yekûndan, toplamdan çıkarımlar yapılabilir. Bu da bir tasavvuf geleneğinin oluşmasına katkıda bulunmuştur, şifalanma yöntemlerine de.
|