Vesvese nedir?
Vesvese ;
Şüphe, kuruntu, tereddüt ve aslı olmayan ihtimaller demek-tir. Biraz daha bu tanımı açarsak, vesvesenin anlamı insanın kalbine, ona hissettirmeden peş peşe kötü düşünce sokmaktır. “Zelzele” kelimesinde bir tekrar olduğu gibi, “vesvese” kelimesinde de yapılan fiilin sürekliliği ve tekrarı söz konusudur. Çünkü insanı bir kere kışkırtmak yeterli olmaz. Ona bir günah işletebilmek için onu tekrar tekrar kışkırtmak gerekir. İşte bu çalışmaya “vesvese”, vesveseyi verene de “vesvas” denir.
Nas suresinde “min şerri-l vesvasi’l-hannas” buyurularak “vesvese veren hannasın şerrinden Allah’a sığınmamız” emredilmiştir. Vesvasın vesvese veren olduğunu öğrendik. Ayette geçen hannas ise açığa çıktık-tan sonra saklanan veya ileri çıkıp, geri çekilendir. Bu işi çokça yapan, hannas ismini alır. O hâlde “vesvasi’l-hannas” ikisi birlikte şu manaya gelir: “vesveseyi veren ve geri çekilen, tekrar tekrar vesvese verme-ye çalışan, birincisinde başaramadığında vesvese vermek için ikinci, üçüncü, dördüncü defa ve daha fazla gelendir.Yine “min şerri-l vesvasi’l-hannas” ifadesinden vesvesenin şer ve kötü fiilin başlangıcı olduğu da anlaşılmaktadır. Eğer vesvesenin sebep-leri ve kurtulma yolları bilinmezse insan üzerinde etkili olur ve kalbin-de kötülüğe istek meydana getirir.
Son adımda ise şer amel ortaya çıkar. Vesvese verenden Allah’a sığınmanın anlamı Allah’ın henüz başlan-gıçta şerri yok etmesini dilemektir. Bu konuda Kur’an şöyle emreder:“Eğer şeytanın seni kışkırttığını hissedersen Allah’a sığın.”Evet, vesvese musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer, ehem-miyet vermezsen söner.Ona büyük nazarıyla baksan büyür, küçük görsen küçülür.Korksan ağırlaşır, hasta eder. Korkmazsan hafif olur, gizli kalır.Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir. Mahiyetini bilsen, onu tanısan gider.Zira şu vesvese öyle bir şeydir ki cehalet onu davet eder, ilim onu yok eder.Tanımazsan gelir, tanırsan gider.
Şeytan insana niçin vesvese verir?
Şeytanın insana vesvese vermesinin sebebi insanoğluna olan düşmanlığıdır. Bu düşmanlık Kur’an’da birçok ayetlerde anlatılır. Bu ayetlerden bazıları şunlardır:
Andolsun ki sizi biz yarattık, sonra size şekil verdik. Sonra da me-leklere, “Adem’e secde edin.” diye emrettik.İblis’ten başka hepsi secde ettiler. Fakat o secde edenlerden olmadı.
Allah şeytana dedi ki: “Sana emrettiğim vakit seni secde etmekten ne alıkoydu?”İblis, “Ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan.” dedi.Allah, “Öyle ise oradan, cennetten ve meleklerin içinden in. Orada büyüklenmek senin haddin değildir çünkü sen aşağılıklardansın!” dedi.İblis, “Bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.” dedi.Allah, “Haydi sen mühlet verilenlerdensin!” buyurdu.İblis, “Öyle ise beni azdırmana karşılık ant içerim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstünde tuzak kuracağım. Sonra elbette onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onlardan çoklarını şükredenlerden bulamayacaksın.” dedi. (Araf suresi 11-17)Allah şeytanı lanetledi. O da “Yemin ederim ki kullarından bir pay edineceğim, onları mutlaka saptıracağım. Muhakkak onları boş kurun-tularda boğacağım.Andolsun onlara emredeceğim de hayvanlarının kulaklarını yara-caklar ve yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecek-ler.” dedi. (Nisa suresi 118-119)
İblis şöyle dedi: “İzzet ve kudretine yemin olsun ki onlardan ihlaslı kullar müstesna onların tamamını azdıracağım.” (Sad suresi 82-83)
İblis dedi ki: “Ey Rabb’im! Andolsun ki beni azdırmandan dolayı ben de yeryüzünü onlara süsleyeceğim ve onların hepsini muhakkak azdıracağım. Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş kulların müstesna...” (Hicr suresi 39-40)
İşte bu ve bunlar gibi ayetler beyan etmektedir ki şeytanın insanoğluna olan düşmanlığı Hz. Adem’in yaratılmasına dayanmaktadır. İblis secde etmediği ve huzurdan kovulduğu o gün Allah’a yemin etmiş ve bütün Ademoğullarını aldatmaya ve vesveseyle onları kuruntularda boğmaya dair söz vermiştir. Şimdi ise ettiği yemini ve verdiği sözü yerine getirmeye çalışmaktadır.Bilmemiz gerekir ki kalp bir kale, şeytan o kaleye girmek isteyen bir düşman gibidir. O kaleyi fethedip ona sahip olmak ister. Kaleyi düş-mandan korumak, kapıları ve gedikleri kapatmak ve sağlamlaştırmak ile mümkündür. Kapı ve gedik yerleri bilmeyen kimse elbette kaleyi muhafaza edemez. Şeytanın kalbe giriş yol ve kapıları ise o kişinin va-sıflarıdır ve zaaflarıdır. Onlar ne kadar çok ise şeytanın kapıları da o kadar çoktur.Amacımız şeytanın kalp kalesine giriş kapılarını kapatmak, vesve-se ve hilelerini beyan etmek, bunlardan kurtulma yollarını göstermek ve bu hilelerle yaralanan ve daralan gönüllere bir ab-ı hayat sunmaktır.
|