Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 30.04.23, 14:27
ulucayto - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆ulucayto ulucayto isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Vefali
 
Üyelik tarihi: 07.08.22
Bulunduğu yer: bir çok yerde
Mesajlar: 4,197
Forum Puanı: 2030
Etiketlendiği Mesaj: 237 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayıların özel sırları
1 : Her bir sayı kendi mertebesindeki 1’in tekrarlanmasıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla tasavvufta 1’e sayı gözüyle bakılmaz. 1 sayının aynı yani özüdür. Yukarıda anlatıldığı gibi çift sayılar 2 ile, tek sayılar 3 ile başlarlar. Bütün sayılar 1’in tafsilinden ibarettir. İbn Arabi’ye göre 1, Allah isminin sayı alemindeki mazharıdır. Allah ismi diğer bütün isimleri kendisinde topladığı gibi 1 de bütün sayıları kendisinde toplamıştır. Bu nedenle sayılar 1’in hükümleridir. Bu bakımdan 1 ilahi vahdetin (birliğin) sembolüdür.

Hakk ile mahlukat arasındaki münasebetin ilahi mertebe bakımından durumu tıpkı el-Vahid ismi ile sayılar arasındaki münasebet gibidir. El-Vahid ismi 1’e karşı gelir ve bu saymakla ulaşılan bir sayı değildir. Nasıl Hakk Teâlâ, mahlukatın yaratıcısı olduğu gibi, 1 de sayıların menşeidir. Çünkü her bir sayı kendi mertebesindeki 1 kadar tekrarlanmadıkça ortaya çıkmaz. Örneğin 5 sayısı beş tane 1 ‘in birbiriyle eklenmedikçe ortaya çıkmaz : 1+1+1+1+1 = 5 .

İbn Arabi’ye göre 1 ve sayısal değeri 1 ile gösterilen elif harfi, sayı ve harf değildir. Ancak avamın bundan haberi olmadığı için 1’i sayı, elifi de harf görürler. 1, Allah isminin sayılar alemindeki mazharı olarak görüldüğünden, bu mazhariyet insan türünde insan-ı kâmil’e harfler arasında da elife verilmiştir. Yani Allah isminin insanlar arasında ortaya çıktığı mahal insan-ı kâmil olup, harfler arasında ortaya çıktığı mahal elif harfidir.

1’in makamı cem makamıdır ve 1’in sıfatı Allah isminde olduğu gibi kayyûmiyettir. Kayyûmiyet, kendi zatı ile mevcut olma, varlığında ve varlığının devamında her şey O’na muhtaç olduğu halde kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmama, mahlukatı var kılıp onların varlığını devam ettirme anlamında Allah Teâlâ’nın bir sıfatıdır. 1 de, sayılar arasında kayyûmiyet sıfatı nedeniyle diğer sayıların varlıklarını korumaktadır.

Her bir sayı kendisine delalet eden bir hakikat sayesinde (hakikat-ı vahide) diğer sayılardan ayrılır. Birlerin toplamı (cem-i ahâd) ismi ise sayıların her biri üzerinde hüküm sahibidir. Her sayı bu kapsamın içindedir. Her sayının mertebesi ve terkibi cem-i ahâd ismi sayesinde olmaktadır.

2 : Mülk aleminin sayısıdır. Zıtlık ve kutupluluğu simgeler. Bu nedenle 2 sayısı, içinde bulunduğumuz kahır ve mülk alemini gösterir. Alemde her şey zıtlarıyla beraber ortaya çıkar. Bu durum “Biz her şeyi çift yarattık” (Zuhruf, 43/12) mealindeki ayetinin yorumudur. Gerçekten alemde daima 2 lik, yani zıtlıklar mevcuttur. Örneğin nefes alıp verme ikili bir harekettir. Kalbin kanı vücuda pompalaması sıkışma ve boşalma olarak iki hareketten ibarettir. Alemde aynı anda oluş ve bozulma ortaya çıkmaktadır, + ve – elektrik yükleri, sıcaklık ve soğukluk, varlık ve yokluk, erkek ve dişi, doğum ve ölüm bu ikili düzenin birer yansımalarıdır. Bu durum 2 sayısının eşya üzerindeki ilahi bir hükmüdür. İbn Arabi’ye göre evrendeki bu zıtlık Allah Teâlâ’nın isim ve sıfatlarındaki ikili yapıdan kaynaklanmaktadır. Bu da ilk tecelli kabul edilen Rahmaniyet tecellisinin Cemâl – Celâl şeklindeki ikili yapısını göstermektedir.

İbn Arabi Hazretleri, 2 nin ve iki olmanın bu alemdeki zıtlığa işaret ettiğini, 2 sayısına tekabül eden be harfinin telaffuzundan çıkarır. Çünkü be harfinin mahreci (ağızdaki çıkış yeri) iki dudaktır. Mahrecindeki bu ikiliğin mecbur oluşu, 2 sayısının alemde ortaya çıkabilmesi için de zıtlığa ve kutupsallığa ihtiyacı olmaktadır. Çünkü varlık alemindeki her şey ancak zıttı ile fark edilebilmektedir.

İnsanların ben ve sen ayrımı 2 sayısının bir hükmünü gösterir. Bundan kurtulmak için insanın tasavvufi bir eğitimle vahdetin (birliğin) egemen olduğu, dünyanın nefs ve arzularından kurtulmuş bir halde fena ve beka makamına geçmeleri gerekir. Bu konuda Mevlana Hazretleri şöyle buyurur: “Ben, sen ayrımında kaldığın sürece bu kapıdan geçemezsin.” (Mesnevi, c.1, 3056-65) Buna göre dünya aleminin ikiliği aşılamadan birlik boyutuna geçmek mümkün değildir. Bu da ancak gerçek bir sufi eğitimi ile mümkündür.

3 : 3 sayısı tek sayıların ilkidir. Bu sayının hükmü mümkünlerin ortaya çıkmasını sağlayan isim olmasıdır. Çünkü Hakk’ın yaratması “ol” sözünden meydana gelir. “Biz bir şeyin olmasını dilediğimiz zaman ona ol deriz o da olur.” (Nahl, 16/40). “Ol” sözünün Arapçası kun olup 3 harftir. Bu harfler kef , vav ve nun dur. Bu şekilde ilk teklik varlığa yayılmıştır ve varlığın ortaya çıkmasında kendisini göstermiştir. Bu nedenle çoğulun ilki 3 tür ve ilk tek sayıdır. Çünkü her mümkün 1’den var olmamıştır. Her mümkün bir çokluktan meydana gelmiştir. Çokluğun ilki ise 3 tür ve tek sayıdır. Bu nedenle Allah’a ortak koşanın nihai gücü üç olmuş ve “Allah üçün üçüncüsüdür.” demiş ve 3’e ekleme yapmamıştır.

İbn Arabi Hazretlerine göre alem üçlü bir yapı ile vücuda gelmiştir. Dolayısıyla alemdeki icat ve zuhurlar da 3 ile başlar. Bu bakımdan 3 sayısı ilahi yaratmanın (tekvin) sayısıdır. Bunun nedeni, ilahi zatın üzerinde bulunduğu hakikatin zat, sıfat ve isim şeklindeki üçlü yapının beşer mertebeye sirayeti nedeniyledir. Her şeyin zatı ve sıfatı arasında üçlü bir yapı vardır. Bu üçlü yapı zat, sıfat ve râbıt dır. Râbıt zat ile sıfat arasındaki ilişkiyi düzenler ve sıfatın zata ilişmesini mümkün hale getirir. Yani zat onun sayesinde sıfatı kabul eder. Aynı şey ilim, âlim ve ma’lum arasında vardır. Âlim ile malumu birbirine bağlayan râbıt ilimdir. Bütün isim ve sıfatlar bu şekilde bir üçlü yapı içinde bulunurlar.

Nasıl 3 sayısı 2 ve 1 in toplamından elde ediliyorsa, çocuk ta aynı şekilde erkek ve kadının birleşmesinin bir neticesidir. Sayıların sonsuza uzaması gibi insan ırkı da bu şekilde devamlılık kazanmıştır. Bu husus şu ayette açıkça ifade edilmektedir: “Sizi bir nefisten yaratan ondan da eşini yaratan ve onlardan birçok erkek ve kadını yeryüzüne yayan Rabbinizden sakının.” (Nisa, 4/1).

Fususul Hikem’in Muhammed fassında dile getirilen “Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi, bunlar kadın, güzel koku ve namazdır.“(Buhari, es-Sahih) hadisinde 3 sayısının eşyaya tahsis edilmesi, icat ve tekvinin üçlü yapısını gösterir. Sevdirildi kelimesi muhabbetin rabıt özelliğini ve tekvinin aslı olduğunu göstermektedir. Çünkü üç şey – ki bunlar, kadın, güzel koku ve namazdır – arasındaki irtibat muhabbet sayesinde kurulmaktadır. Buna göre ilahi yaratılışın gerekçesi olan muhabbet, Allah ile alem arasındaki irtibatı sağlayan rabıttır.

4 : Bu sayının ilahi hükmü en geniş makama sahip olmasıdır. Bu bakımından peygamberlik makamının altındaki en geniş makam, maneviyatta 4 ile tavsif edilmiştir. Bu makam Sıddıklar makamıdır. Allah Teâlâ, 4 sayısının en geniş makama sahip olması nedeniyle 4 kadınla evliliğe müsaade etmiştir.

4 sayısı bu genişlik dolayısıyla kemal özelliğine sahip olan 10 sayısını içermiştir. Çünkü 1+2+3+4 = 10 dur. Yani 4 ile kemale varılır, yani en geniş makama erişilir. 10 sayısının kemali hakkında aşağıda açıklama verilmiştir.

Sağlık açısından nisan ayının ayrı bir önemi vardır. O da ayların dördüncüsü oluşudur. Doktorlar bedenlerdeki dengeyi tekrar kurmaya ölçüleri ayarlamaya çalışırken insanın Nisan ayındaki yaratılışını korumaya çalışır. Çünkü nisan ayı dinçlik ve gençlik ayıdır. Ayrıca bu ayda meyveler ve çiçekler ortaya çıkarlar. Her şeyin yeniden canlandığı bu ay 4 sayısının en geniş makama sahip olma hükmünü taşımaktadır.

5 : Beş sayısı kendini ve diğer sayıları korur. Namaz sayısının 5 olması bu nedenledir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Namazları muhafaza ediniz.“( Bakara, 2/238). “Namazlar” vakti belirlenmiş, farz kılınmış ve yazılmış 5 vakit namazdır. Eğer denirse ki, vitr namazının beşe ilave olduğu ve namaz sayısını altıdır. Buna karşı şunu ifade edebiliriz. Vitrin, 5 in kendisini koruduğu bir sayıyı eklemiştir ki o da altıdır. Altı ise ilk mükemmel sayıdır.

6 : 6 sayıların en yetkinidir. 6 matematikte mükemmel sayıların ilki olarak tanımlanır. Çünkü 6’nın has bölenlerinin toplamı kendisini verir: 1+2+3 = 6 .

Allah Teâlâ alemi 6 günde yaratmıştır ve tam mükemmel hale getirmiştir. Bu bakımdan 6 sayısının hükmü bir tamamlanmayı veya mükemmel hale gelmeyi gösterir. Bunu insan hayatında görmekteyiz. Sırlar ilminin bize bildirdiğine göre, insanın dünyaya gelmesinden sonraki ilk 6 ayı ve ilk 6 senesi çocuk için çok önemlidir. Bu sürelerde çocuğun bakımında ve yetiştirilmesinde çok dikkatli olunmalıdır. Ondan sonraki süreler 10 ar yıl olarak devam eder.




Hz. Peygamber’in kemalinin bir yönü, daha önce başka hiçbir peygambere verilmemiş olan 6 özelliktir. Bu özellikler :
1) Hz. Muhammed’e (sav) yeryüzü hazinelerinin anahtarları verilmiştir. Alemde ortaya çıkan her rızkı, o rızkın dayandığı ilahi isim, anahtarları elinde tutan Peygamberimizin (sav) emrinden verir.

2) Hz. Peygamber’e (sav) cevamiül-kelim verilmiştir. Bu, sonsuz olan her şeyin bilgisinin Peygamberimize (sav) verilmiş olması demektir.

3) Hz. Peygamber (sav) bütün insanların hepsine gönderilmiştir. Onun ümmeti şeriatı öğretmek üzere gönderildiği herkestir. Bununla beraber ümmetinin bir kısmı iman eder fakat bir kısmı iman etmez. Fakat bu onları ümmet olmaktan çıkarmaz.

4) Bir aylık mesafeden düşmanlarına korku salmakla desteklenmiştir. Onun karşısına çıkan bütün düşmanların kalbinde bu korku vardır. Ancak bu korku aslında, karşı tarafın yanlış bir iş yapmalarını engellemesi bakımından bir rahmettir.

5) Önceki peygamberlere helal kılınmayan ganimetler ona helal kılınmıştır.

6) Allah onun için yeryüzünü temizlemiş, bütün yeryüzünü mescid yapmıştır. Hz. Peygamber (sav) ve ümmeti her nerede namaz vaktine erişirlerse, namazlarını orada eda ederler. Buna göre bütün dünya Allah’ın evi olur. Bu demektir ki bu

Vitir namazının eklenmesiyle namaz sayıları 6 ya çıkmıştır. Bu şekilde namaz, 6 sayısının hükmü altında mükemmel olarak tamamlanmıştır.

Açısı olan şekillerin benzerleri birbirlerine eklendiğinde, elde edilen şekillerden hiçbir boşluk bırakmayan şekil altıgendir. Bu özellik te 6 sayısının mükemmellik hükmünün altındadır.

7 : 7 sayısı ilahi ilimde kemalin zirvesidir. Tasavvuftaki zikirler en az 7 defa tekrarlanır. Bu nedenle Allah unsurlar aleminde eserlerinin varlığındaki hikmeti 12 burçta dolaşan 7 gezegene bağlayarak seyyar gezegenlerin sayısını 7 yapmıştır. Buradan 7 nin varlığa kemali olduğunu anladık. Bugün 7 gezegenden farklı olarak bulunan seyyar gezegenler bu 7 adet feleklerdeki bazı alt feleklere ait olan gezegenlerdir.

Maneviyatta en üst makamda bulunan 7 kişi vardır. Bunlardan 4 ü evtad, 2 si kutup ve 1 i gavsdır. Bu kişiler üzerinden, Allah kainatı idare eder. Bu 7 kişiden her birinin görevi ayrıdır. 2 kutup ve 1 gavsdan oluşan 3 lü grup diğer 4 kişinin üstündedir.

10 : 10 sayısı kemal özelliğine sahiptir. İnsan hayatında 10 ar yıllık devreler farklı özellikleri içerir. Her 10 yılda bir insan farklı bir yapı içine girer.

12 : 12 sayısı burçların sayısıdır. Allah burçlardaki hareketin yetkinliğini 12 ye yerleştirdi. 12 , 1 den 9 a sonra 10 lara sonra 100 lere sonra da 1000 lere kadar olan sayı mertebelerinin sayısıdır. Bu 12 içinde sonsuza kadar olan terkipler meydana gelir. 7 gezegen 12 burç içinde hareket eder.

14 : Kurandaki mukattaa harflerinin sayısı 14 tür. Sure başlarındaki bu harflerin terkibi meleklerin isimleridir. Bu harfleri okumakla bu melekler çağırılmaktadır. Bu melekler okunan suredeki olumsuzluklardan okuyanı korumak için görevlidir. Bu harflerle başlayan surelerin sayısı 28 dir. 28 sayısı 14 ün iki katıdır ve mükemmel sayıların ikincisidir, çünkü 1+2+4+7+14 = 28 dir. Bu bakımdan burada da bir hikmet gizlidir. Ayrıca 28 sayısı gökteki menzillerin sayısıdır.

Kurandaki tilavet secdelerinin sayısı da 14 tür. Kuran hatim edildiğinde bu secdeler yapılmazsa hatim eksik kalır. Ayrıca hicri 14oo yıllarında bulunmamızın İslamiyet açısından önemli olayların vuku bulacağı bir çok alim tarafından keşif bilgileriyle haber verilmiştir.

Bu tam sayıların dışında da ilahi sırlara sahip tam sayılar vardır.

Bunlardan bazıları şunlardır:
33 çekilen tespihlerin sayısı olarak kullanılır.

40 sayısı bir olgunluk ve kemalatı gösterir. Peygamberlik 40 yaşında ortaya çıkar. Tarikatlarda 40 gün süren çile eğitimi vardır (erbain).

70 sayısı tövbe adedi olarak ifade edilir. Genelde sınırsız çokluğu ifade eder.

100 sayısı cennet ve cehennemdeki mertebelerin sayısını gösterir.
ilginç güzel bir konu olmuş latif esması ile ilgili bir paylaşımda yapıcakdınız bir kaç gün içinde yanlış hatırlamıyorsam erteledinizmi onu?

__________________

- Kul ne der Mevla ne der acep
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148