Eskişehir de Büyücü Tatar Hoca
Bir gün Münir Derman Hoca kendisi de anlattı. Eskişehir Devlet Hastanesi'nde çalıştığı yıllarda, bir gün hastaneye bir kadın getirmişler. Kadın çığlık çığlığa.: “Ölüyorum, çatlıyorum beni kurtarın!.” diyormuş. Karnı balon gibi şişmiş. Doktorlar başına toplanmış. Ne yapacaklarına karar veremiyorlar. Münir Hocam.: “Hastayı bana bırakın, siz gidin o benim hastam.” diyor. Hastayı odasına alıyor kadının poposuna bir tekme vuruyor. Kadın öğürerek içindekileri çıkarıyor ve rahatlıyor. Bakın şimdi.: “10 dakika sonra iki kadın daha gelecek!.” diyor. Aynen 10 dakika sonra.: “Ölüyorum, patlıyorum!.” diye çığlık atan iki kadın getiriliyor. Önce gelen kadına.: “Siz büyü yaptırdınız değil mi? İtiraf etmezseniz ölürsünüz!.” demiş. Biraz tehdit, biraz korkutma ile itiraf ettirmiş ve bir daha böyle işlerle uğraşmayacaklarına dair söz almış. Onlara da birer tekme... Onlar da boşalmış ve rahatlamışlar..
Bakın demiş.: “10 dakika sonra esas suçlu gelecek.” Aynen 10 dakika sonra meşhur büyücü Tatar Hoca'yı taksiyle yetiştirmişler.: “Ölüyorum, çatlıyorum, kurtarın...” çığlıklarıyla... Münir Hoca.: “O kadına sen büyü yaptın değil mi? Gebereceksin, seni kurtarmayacağım.” demiş. Tatar Hoca.: “Aman doktor, ne istersen yaparım. Beni kurtar.” demiş. Karnı davul gibi şişmiş. Münir Hoca.: “Yatırın masaya bunun karnını deşicem.” demiş ve büyücüyü masaya yatırmışlar. “Söyle bakalım, bir daha büyü yapacak mısın?” diye Münir Hoca tarafından tövbeler, yeminler ettirilmiş. Münir Hoca büyücünün davul gibi şiş karnına eliyle bir vurmuş, büyücü aşağıdan yukarıdan boşalmış ve kurtulmuş.
Gelelim olayın yorum ve tahliline...
Haddim olmadığı halde bundan sonrası benden. Seri halinde bir büyü ve kurtarma operasyonu görüyoruz. Büyü yapma olduğu gibi büyü bozma teknikleri de var ama burada bir büyü bozma tekniği uygulanmıyor. Tekme ile büyü yaptıranlara geri gönderiliyor. İkincisinde de yapana geri gönderiliyor. Önce büyünün ne olduğuna bakalım. Büyü vardır ve İslâm dininde yasaktır. Yapan da, yaptıran da kâfir olur. İlkel kavimlerde ve putperestlerde daha çok yapılır. Putperestler Hazreti Peygambere de yaptılar. Felak ve Nas sûreleri bunun için indirildi. Büyüyu cinciler yapar. Eskiden onlara “hüddamcı” denirdi.
Hüddam, hâdeme ile aynı köktendir, Hüddamcı'nın emrinde o varlıklardan belli sayıda var (Hatırladığım kadarıyla Medyum Memiş 8 askerim var diyordu TV'de...). Çağırdıkları zaman gelir, emrine girer. Onların yazdığı muskalar, emirlerindeki varlığa yazılmış emir, tâlimat niteliğindedir.: “Git, falan kişiye şu kötülüğü yap!.” gibi. Tabii ki emri alan varlık gider, O kişiyi savunmasız bulursa emri uygular. Ne zaman uygulayamaz? Kişi abdestli geziyorsa, ALLAH'a sığınmışsa, Felâk ve Nâs Sûrelerini, Âyet-el Kürsî'yi okuyorsa, haram yemiyorsa, ALLAH'a kulluk görevlerini unutmuyor, tam yapıyorsa koruma altındadır. Kısaca tam bir Müslümansa o varlık yaklaşamaz. Sahibinin emrini yerine getiremez. Çok şükür o kadar korkulacak şey değiller..
Gelelim anlatılan olaya... Bize göre Derman Hoca o tekmeyi kadına değil ona musallat olan varlığa vurdu. Dayak yiyen varlık, öcünü almak üzere, sebep olan kadınlara koştu. Oradan da dayakla kovulunca ona o görevi veren sahibine koştu. Öcünü ondan almak istedi. O varlıkların dünyası ayrı, bizim ki ayrıdır. Onlarla iş yapmak haramdır, yasaktır ve tehlikelidir. Bulaşmayalım savunmasız da kalmayalım..
PROF. DR. MÜNİR DERMAN'dan
ANILAR, KERÂMETLER, HAYATI'ndan KESİTLER.:
Yazar: HÜSEYİN KANYILMAZ
|