Hz Süleyman (a.s.) ve Karınca Kıssasının Bendeki Şiir Tezahürü
Kıssadan Hisse
Çatık kaşlı bir karınca
Bütün evhamıyla gözlüyor beni.
Halbuki ona dokunmamıştı ayaklarım,
Ellerime sığmamıştı avuçları
o raddeye gelmemişti yakınlığımız.
Çünkü biz yağmurdan kaçamadık beraberce.
Hiçbir hikayede yer almadık doğru ya.
Toz duman arasında
sen yukarı bakmadın
Ben aşağı.
Peki suç sadece niye bende karınca?
Bu ne hışım ve bu ne korku
Süleyman Peygamberi gülümseten sen değil miydin o vadide?
Koca saltanatı iki cümleye sığdırtmadın mı?
Söyle!
Karınca;
Biliyorum geceleyin zordur yürümek,
lakin
o tevazu kokan topraklara
o koca ordunun yeri göğü titrettirdiği vadiye götür bizi.
Tenimde hırpalayıcı bir tıslama gezinedursun.
Böylece beni
atalarının haşyetinden nasiplendirirken
Parmak uçlarıma uzanmayı öğretecek,
Beni refaha erdirecek o kıssayı
Bir de senden orada dinleyeyim.
Kıssaya Gelince
Süleymân’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları toplandı; hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevk ediliyordu. Nihâyet Karınca Vâdisi’ne geldikleri zaman, bir karınca: «–Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!» dedi.” (en-Neml, 17-18)
“Hazret-i Süleyman’ın saltanatı, çok büyük bir saltanattır; çiğnenirsiniz! Yuvalarınıza çekilin!” dedi.
Bu sözleri işiten Süleyman Aleyhisselam:
“–Hayır, benim saltanatım geçicidir! Benim dünyevî hayâtım da hududludur. Bir kelime-i tevhîdin getirdiği saâdet ise sonsuzdur!” dedi.
Âyet-i kerîmede buyrulur:
“(Süleyman) onun (karıncanın) sözünden dolayı gülümsedi ve dedi ki: «Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiğin nîmete şükretmeye ve hoşnud olacağın sâlih ameller işlemeye muvaffak kıl! Rahmetinle, beni sâlih kulların arasına kat!»” (en-Neml, 19)
|