“Rivayet odur ki bir öğrencisi Mevlana’ya tasavvufta sıkça vurgulanan dört kapının (şeriat, tarikat, marifet ve hakikat) hikmetini sorar. Mevlâna, öğrencisine karşı medresede rahlelerine eğilmiş dört kişinin ensesine sırayla tokat atmasını ister. Öğrenci denileni yapar ve birinci kişiden daha sert bir karşılık bulur. İkinci kişi tam tokat atacakken vazgeçer. Üçüncü kişi ise tokadı atan kişiye dönüp bakar ama bir şey yapmaz. Dördüncü kişi ise dönüp bakmaz bile. Bunun üzerine Mevlâna birinci kişinin henüz Şeriat kapısında durduğunu ve ‘kısasa kısas’ nedeniyle tokada karşılık verdiğini söyler. İkinci kişi ise tarikat kapısındadır ve tam karşılık verecekken ‘sana kötülük yapana bile iyilikle karşılık ver’ prensibini hatırlayıp vazgeçer. Üçüncü kişi marifet kapısındadır ve iyilik ile kötülüğün yaratandan geldiğini bilir ama yaratanın kötülüğe alet ettiği kişiyi merak ettiği için dönüp bakar. Dördüncü kişi ise hakikat kapısındadır ve iyilik ile kötülüğün kaynağını bildiği gibi, buna alet olan kişiyi de merak etmez.” (Mevlâna Celaleddin-i Rumi)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|