Tekil Mesaj gösterimi
  #4  
Alt 05.08.23, 15:54
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

“İnsana zarar verebilecek her hastalığın ya da zararlı bir hayvanın tesirini ortadan kaldırmak için yapılan okuyup-üfleme, el sürme, yazı yazıp üstüne asma türünden yapılan işleme ‘Rukye’ denilmektedir. Türkçe ’de buna ‘efsun’, “muska” gibi isimler verilir. Ashabın rukye’den anladığı da tılsım değil duadır.” “Hz. Peygamberin izin verdiği rukye ve dualar, hastayı ruhsal açıdan dengeye getirici, rahatlatıcı, stres ve gerilimden uzaklaştırarak tedavi edici bir rol oynamıştır. Ayrıca, İslam’ın izin verdiği rukyelerin şirk özelliği taşımadığı, şifayı Allah’tan beklemeyi telkin edip, hastaya ümit aşılar. İşin şirk ifade eden şekli ise yasaklanmıştır. “Hz. Peygamber’in, Umeyr’in (r.a) muskasından çıkarıp atmasını istediği şeylerin şirk kokan unsurlar olduğu açıktır. Ayrıca rukye uygulamasının ilk defa Resulullah (s.a.v) tarafından ortaya konmadığı, bu işin meslek halinde daha önceleri de mevcut olduğu yukarıda ki rivayette anlaşılmaktadır. Bu durumda, Hz. Peygamber’in ashabdan daha önceleri de bu işi yapan yetenekli kimseleri denetledikten sonra, onların bu konudaki faaliyetlere izin verdiği ortaya çıkmaktadır. Peygamberimiz zamanında bir meslek durumunda olan “Rukye”nin, bugün ki Psikiyatri ve Psikoterapi ’ye benzediği tahmin edilmektedir. İslam’ın, okuma ve muska karşısındaki tutumunu anlamak için konuyla ilgili bazı hadislere bakmak gerekir. Bir sahabe anlatıyor; ‘Cahiliyede üfürükçülük yapıyorduk, Resulullah’a bunun hakkında ne diyorsun dedik. Yaptığınızı bana gösterin, şirk bulunmayan okuyup üflemede beis yoktur.” “Bir başka hadiste Abdullah b. Mesud’un hanımının bir Yahudi’ye rukye yaptırdığı nakledilmektedir.” (Ebu Davud, Tıp, 19/3897)“Ashaptan ‘rukye’ yaparak delileri tedavi eden kimselerin bu işi Müslüman olmadan önce de yaptıkları anlaşılmaktadır.” (Müslim, Selam, 14)“Ilaka b. Sıhar es-Seliti, Hz. Peygambere gelerek Müslüman oldu ve Resulullah’ın yanından dönerken bir kavme uğradı. Onların yanında demire bağlanmış bir deli vardı. Delinin ailesi kendisine: ‘Bize bildirildiğine göre, senin sohbetinde bulunduğun şu zat hayır getirmiş, senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı?’ diye sordular. Ilaka da deliye Fatiha ile efsun yaptı, o da iyileşti. Bunun üzerine kendisine yüz koyun verdiler. Ilaka, Hz. Peygambere gelerek yaptığı efsunu haber verdi. Resulullah: ‘Bundan başka bir şey söyledin mi?’ diye sordu. Ilaka da ‘Hayır’ diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: ‘Onların sana verdiğini al. Allah’a yemin olsun ki, batıl efsun karşılığında aldığını yiyen insanlar vardır, and olsun ki sen hak olan bir efsun karşılığında aldığını yiyorsun” buyurdu.(Ebu Davud, Tıb, 19 / 3896)
Muska Karşıtı Görüşler “Sahabeden şöyle rivayet edilmiştir; Abdullah b. Mesud (ra), hanımının boynunda bir ip görüce bunun ne olduğunu sordu; o da ‘Beni sıtmadan koruyan bir okunmuş bir iptir’ cevabını verdi. Abdullah onu çekip kopardı, attı ve sonra şöyle dedi; ‘Abdullah’ın ailesi şirkten uzaktır. Resulullah’ın şöyle dediğini işittim; ‘Üfürükçülük, muskacılık ve sihir şirktir. Kadın; ‘Gözüm seğiriyordu, filan Yahudi’ye gittim, üfürünce geçti’ dedi. Abdullah; ‘Bu şeytanın işidir, şeytan bunu eliyle yapıyor. Okuyup üflediğinde şunu söylediğinde sana yeterdi; ‘Ey insanların Rabbi! Bu darlığı kaldır, şifa ver; şifa veren sensin. Şifan öyle bir şifadır ki, odan başka şifa yoktur. Ve o hiçbir hastalığın izini bırakmaz’ diye karşılık verdi.] Bu konuda nakledilen bir hadis de şöyle; İsa b. Abdurrahman şöyle demiştir; “Ebu Mibed el-Cuheni’nin ziyaretine gitmiştim. Vücudunda bir kırmızılık vardı. ‘Bir hamayli taksan’ dedik. Ebi Mibed; ‘’Ölüm bundan daha iyidir’ dedi. Ve ‘Resulüllah (sav) şöyle buyurmuştur’ diye ilave etti; ‘Kim boynuna bir şey asarsa ona bağlanmış olur.” (Tirmizi) “Eğer muska, Kur’an ayetlerinden bir ayet veya Allah’ın isim ve sıfatlarından biri olursa bu durumda bunu kullanmak yasak kapsamına girer mi? Yoksa bunun istisna edilip takılması caiz olur mu? Selef bu hususta ihtilaf etmiştir. Buna bazıları ruhsat vermiş, bazıları ise yasaklamıştır. Kur’an’dan bile olsa her türlü muskanın takılmasının caiz olmadığı konusundaki görüşler şu sebeplere dayanmaktadır; a. Muska ve boncuk takmayı yasaklayan hadislerin genel olması ve hiçbir istisnai durum belirtmemesi. Eğer Kur’an’dan olan muskanın takılmasına izin verilirse, başka şeylerin takılmasına da kapı aralanmış olur. Bunu takanın def-i hacet, cünüp vs. durumlarda da bunu takma durumunda kalması ayrı bir sakınca teşkil eder. Bu kitabı Allah, ‘hidayet rehberi olsun, insanları karanlıklardan aydınlıklara çıkarsın’ diye indirmiştir. Kadınlara ve çocuklara muska ve boncuk olsun diye değil.” “Taktığı Şeye Terk Edilmek” “Kim herhangi bir fayda sağlamak veya bir zararı def etmek için efsunla ilgili şeyler takarsa, o taktığı şeye terk edilir.” (Ebu Hüreyre’den; Tirmizi, Tıp 24, Nesai, Tahrim, 19) “Taktığı şeye terk edilmek” ne demek? Burada dinsel bir mantıkla, şöyle düşünmek mümkün; İki ihtimal: 1. Bu bir şirktir, dolayısı ile bu şirkin kişi tarafından kabul edilmesi şeytanın işine gelir. Şeytan kişiyi sıkıntıya sokup, sora da şirk olacak bir yola soktuğu için amacına ulaşmıştır. Dolayısı ile kişinin şirke olan şeye sarılarak sapıtması için, böyle şeyler takıp takıştırınca görevini tamamlamış olmanın sevinci ile terk edip gitmek.2. Cinlerde korku kültürü mantığı doğrultusunda, şeytanın kişiye takılan şeyden korktuğu için yaklaşamaması, terk edip gitmek zorunda kalması. Dinsel mantık içinde bunlardan hangisinin doğru olacağını kim bilir? Muskanın Anlamı ile Cinlerde Korku Kültürü Bağlantısı Kişinin üzerinde taşıdığı muska gibi şeylerdeki “anlamı bilinmeyen söz ve şekillerin etkisi nasıl olabilir?” sorusuna cevap bulunabilir mi? Cinleri tesiri altına alarak bağlaması ve çalıştırmasının meydana getirdiği etkiler, Hz. Süleyman’ın ölümünden sonra da cinlerin nesilleri üzerinde sürüyor olabilir mi? Süleyman’ın kullandığı birtakım işaretler, şekiller ve kelimelerin daha sonra da cinleri korkutmaya devam etmiş olması mümkün mü? İbnü’l Hac-et Tilemsani yazdığı ‘Şumusü’l Envar’ adlı eserinde de aynı mantık var; Eserde, “Başında Sion yıldızı olan şekil ve yazıların Hz. Süleyman’ın mührü olduğunu ve cinlerin bundan çok çekindiklerini kaydetmektedir.” Eğer böyleyse, Allah’ın izni ile o zaman gerçekleşen, “inanmayan cinler” in zorla çalıştırılması ve cezalandırılmasını hatırlatan bazı semboller cin taifesinin hatırından silinmemiş olmalı. Medyumlar ya da cinciler aynı kelime ve sembolleri “muska” tarzında yazınca, bu korku etkisini gösteriyor ve cinler kaçıp gidiyor mu? Elbette, bildiğimiz kadarıyla bu konular deneylenemez. Ama dinsel mantıkla bakılınca böyle düşünülebilir. Bilim ve teknolojinin sınırları henüz oralara ulaşamadı ise de düşünce ve hayale sınır koymak zorunluluğu yok! (Rahmetli Doktor Hamdi Kalyoncu ’nun Psikiyatrik Hastalıklar ve Büyü kitabından iktibas)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148