Kur’ân’da anne babaya dua etmeyi tavsiye eden “Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, annemi, babamı ve bütün inananları bağışla” (İbrâhîm 14/41) diye yapılan meşhur dua ayeti bu konuda en önemli referansımızı oluşturmaktadır. Zira anne babaya dua etmek için onların sağ olması şartı yoktur. Nitekim onları kaybettiğimizde hayırla yad etmenin bir yolu da onları Allah’ın kelâmıyla anmak, aflarını istemektir. Kur’ân’da ayrıca ilk muhacirlerden sonra hicret edenlerin onları da anarak dua ettiklerinden bahsedilir: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman eden din kardeşlerimizi affeyle. Kalplerimizde müminlere karşı kin ve kıskançlık gibi duygulara yer verme. Rabbimiz! Hiç şüphe yok ki sen müminleri sevip affedersin, onlara karşı daima merhametlisin” (el-Haşr 59/10). Burada muhacirlerin diğer kardeşlerine dua etmesinden övgüyle bahsedilmektedir. Yani mümin kardeşine dua etmek erdemli bir davranış demektir. Cuma namazlarında okunan “Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey müminler! Siz de ona salât edin” (el-Ahzâb 33/56) ayeti buyrulması müminler için peygamberlerine dua ve niyazda bulunmayı tavsiye etmektedir. İslâm’ın bireysel sorumluluğu esas alan temel kulluk bilinci anne babasına veya herhangi bir din kardeşine dua etmeye mâni değildir. Allah’ın rahmeti sonsuz ve sınırsızdır. Bu rahmet deryasından onun dostlarının da nasiplenmesini istemek sadaka yerine geçecek çok kıymetli bir amel olarak görülmelidir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|