Tekil Mesaj gösterimi
  #28  
Alt 26.08.23, 21:41
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

İslâm’da asıl olan bir Müslümanın dinin gereklerine uygun olarak yaşamasıdır. Bu açıdan bakıldığında bir mezhebe tabi olmanın zorunlu olduğu söylenemez. Ancak inanan insanın ibadetlerini ve diğer dinî yaşantısını bir düzen ve tutarlılık içinde sürdürmesi için bir mezhebe bağlanarak onun kurallarını uygulaması ona bir kolaylık sağlamaktadır. Mezheplerin dinin doğru anlaşılması, yorumlanması ve uygulanması çabalarının bir ürünü olduğu düşünüldüğünde bir fıkhî mezhebin “din” olarak görülemeyeceği açıktır. Bununla birlikte mezhebin dinî bir oluşum olduğunda da kuşku yoktur. Hz. Peygamber devri de dâhil olmak üzere mezheplerin teşekkülünden önceki dönemde insanlar dinî-hukuki meselelerinin çözümü için istedikleri bir müctehide başvurabiliyor, müctehidler arasında ayrım yapmıyorlardı. Mezheplerin kurumsal yapıya kavuşmasından sonra mezhebe bağlılık olgusu da gündeme gelmeye başlamış, bu konuda farklı yaklaşımlar ortaya konmuştur. Âlimlerin bir kısmı tarafından dinî hayatta keyfi davranışların önüne geçeceği düşüncesiyle fakih olmayan kimselerin belirli bir mezhebe tabi olmalarının gereği üzerinde durulmuştur. Buna karşılık bazı âlimlerce mezhebe bağlanmanın gerekliliğini destekleyecek herhangi bir nas ya da uygulamanın bulunmadığı gerekçesiyle bu görüşe itiraz edilmiş, dileyenin güven duyduğu fakihe danışarak onun ictihadına göre hareket edebileceği dile getirilmiştir. Bunun yanında “Avamın mezhebi olmaz, onun mezhebi müftünün fetvasıdır” denilerek fıkıh bilgisi olmayan halkın (avamın) bir mezhebi tercih etmesinin ilmî yönden bir değer taşımadığı da öne sürülmüştür. Zira farklı ictihadlar arasında tercihte bulunabilmek için de belli düzeyde bilgiye sahip olmak gerekir. Dolayısıyla bu gibi kimseler dinî ve hukuki problemlerini bir bilene (fakih veya müftî) danışır ve onun cevabına göre amel ederler. Nitekim ayet-i kerimede de “Eğer bilmiyorsanız bilgi sahibi olanlara sorun” (en-Nahl 16/43) buyrularak bilgi sahibi olunmayan hususlarda izlenmesi gereken yola dikkat çekilmiştir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148