Gasp, hırsızlık ve kumar gibi bir yolla elde edilen servetin, hak sahiplerine geri verilmesi asıldır. Ancak hak sahipleri ortada yoksa veya bulunamıyorsa onlar adına fakirlere tasadduk edilmesi gerekir. Böyle bir malın yol, köprü, okul yapımı gibi helâl bir yere harcanması, sahibi belli olmadığı zaman düşünülecek bir durumdur. Ancak haramdan kazanılan bir malı Mescid yapımı, Mescid halısı gibi yerlerde kullanmamalı, hac yolculuğunda sarf etmemelidir. Diğer yandan haram yolla elde edilen serveti uzun yıllar işleterek arttıran kimse, malvarlığını temiz ve nezih hale getirmeğe karar verirse, bu yıllar içinde kendi emeğini bilirkişiye hesaplatıp alma hakkı bulunur. Servetin helâl ve haram kısmı dikkatlice hesaplandıktan sonra, kendi hakkı olabilen bölümü alarak, kalanını biliniyorsa hak sahiplerine vermelidir. Bunlar bilinmiyor veya bulunamıyorsa, tercihen yoksul olan işçilerine bırakabilir. Cenab-ı Hakk’ın böyle bir azmin içine giren kararlı kimseye, ahiret bereketi yanında dünya bereketi nasip ederek, kısa zamanda helâlinden daha çok servet vermesi beklenir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|