Her bir dalganın ayrı bir görevi var. Ve gün içinde bile değişiyor. Şöyle düşün: bir radyoda bir sürü frekans var. Birinde arabesk çalar birinde pop birinde rock senin ruh haline göre onu seçer izlersin. Buda ona benzer. Sağlık açısından iyi yönleri var. Mesela İstanbul'da sadece tek bir hastanede yapılan bir işlem var. Ve bunu son çare olarak uyguluyorlar. Ağır psikolojik hastalarda, sürekli geçmişe takılıp yaşayan depresif ağır melankolik hastalarda göz icerisinden beyine çeşitli sinyaller yollayıp hastanın bazi anılarını siliyorlar. Aslında çok güzel bir şey. İstemediğin anını unutuyorsun
Yapay nöronlar üretiliyor mesela. Yapay organlar üretilip organ naklinde kullanılabiliyor. Tabi bunda frekans ise yaramaz sadece ama gelişmiş teknolojiler kullanılarak elde edebiliyor.
Teslanin bir çalışması var. Diyor ki: yeryüzündeki her madde yerde gördüğün taşın bile belli bir titreşimi vardır. ( Dinen diyoruz ya her duada farklı bir enerki çıkar, yada duanın enerjisi fazla geldi uyku yaptı) bu titreşimler işte belli bir enerji açığa çıkarır ( eşyanın enerjisi gibi durumlar da dinen) sadece tek maharet maddenin enerjisini/ titreşimini yakalayabilmek. Buda frekansla/ dalga boyları ile mümkün olabiliyor.
Eğer siz bir tuğlanın kendi öz titreşimini yapay yollarda n elde edip kendisine yönlendirdiğinizde parçalanıp dağılır. Bu bir tuglada olur, taş da olur, koskoca bir bina da olur. Hiç fark etmez. Sadece aynı titreşimi yakalayabilmekte mesele.
Bu seferde bilim adamları hücrelerin titreşimini yakalayıp aynı enerji yapay yollarla geri hücreye transfer ederse kişiyi yok edebilir mi? Yada aynı frekansı tekrar verdiğinde yada çektiğinde birleştirebilir mi arastiyorlar. Bir nevi ışınlanma tarzı şeyler araştırılıyor.
Teslanin kitabı da, çizimleri de tabiki Amerika'nın elinde. Adam birnotel odasında yanlış hatırlamıyorsam İtalya da vefat etti. Ama Amerika el koydu her şeyine diye biliyorum.