Ehl-i Kitap dinlerinde ve özellikle Yahudilikte yüce Allah, onlara pek çok deniz ve kara hayvanını haram kılmıştır. Tevrat’taki Leviler ’in on birinci bölümünde bunlar, geniş bir şekilde açıklanmıştır. Kur’an-ı Kerim de Yahudilerin yaptıkları zulümlerin ve büyük hataların mahrumiyet cezası olarak yüce Allah tarafından onlara haram kılınan şeyleri anlatır ve şöyle buyurur: “Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğru söyleriz.”(Enam suresi 146.ayet) Yahudilerin durumu böyle idi. Aslında Hıristiyanların da bu konuda Yahudilere uyması gerekirdi. Fakat İncil, Hz. İsa’nın Tevrat’ı çürütmek için değil, onu tamamlamak için geldiğini açıkça ifade etmişken Hıristiyanlar, Tevrat’ın hükümlerine karşı gelmişler ve İncil’de tersi bir hüküm olmadığı halde, Tevrat’ta kendilerine haram kılınan şeyleri helâl saymışlardır. Bunun sonucunda kutsal saydıkları Paulos’a uyarak, bir put adına kesildiği kesin olarak bilinenler dışındaki tüm yiyecek ve içecekleri helâl saymışlardır. Paulos’un bu konudaki genel görüşü, “Temizlere her şey temizdir. Ağza giren hiçbir şey ağzı kirletmez, fakat ondan çıkan onu kirletir” şekilde özetlenebilir: İşte bu görüşe dayanarak Hıristiyanlar, hâlâ Tevrat’ta haram olarak yazılı olan domuz etini yemeyi helâl saymaktadırlar.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|