Sihir ve büyüye ya da sihirbaz ve büyücüye fazla değer olağanüstü güç atfetmek başta İslam’ın tevhid inancıyla çeliştiği de bir gerçektir. Sihirde bir nevi Allah’ın iradesi ve kudretine rağmen olağanüstü işler başaran insanların olduğu iddiası mevcuttur. Hz. Peygamber’e kâhin ve büyücü diyen topluluğa karşı iddia edilen sihrin kaynağı olarak melekleri göstermekte ciddi bir tezat olarak görünmektedir (Cağfer Karadaş ‘’Büyü ve Din’’ usul c.1 s.1 (2004 s.135)
Bakara suresi 102. ayetinin “Süleyman’ın hükümranlığı hakkında onlar,
şeytanların uydurdukları sözlere uydular. Süleyman büyü yaparak kafir
olmadı. Fakat o şeytanlar küfre gitti: Onlar insanlara büyü ve Babil’de
Harut ve Marut adlı iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki
melek ‘Biz, bir fitneyiz; bu bilginin kötüye kullanılıp kullanılmayacağının
denenmesi için gönderildik, sakın bunu kötüye kullanıp büyü yaparak kafir
olmayın’ demedikçe kimseye bir şey öğretmiyorlardı. İşte insanlar karıkocanın
arasını açacak büyüyü o meleklerden ögrendiler…” şeklindeki yorumu, İslam toplumunda buğunun insanüstü bir kaynaktan geldiği inancının oluşmasında ve yaygınlaşmasında dayanak olmuştur. Böylelikle
Müslümanlar arasında buğunun Allah’ın gönderdiği melekler tarafından
öğretildiği inancı yerleşik hale gelmiştir. Nitekim Birçok tefsirde ve Türkçe
Kur’an meallerinde, Bakara Suresi 102. ayetinde Harut ile Marut adlı iki
meleğin insanlara büyü öğrettikleri kabul edilmekte ve bundan hareketle
buğunun ilahi kaynaklı olduğu görüsü benimsenmektedir. Bu yorum ve
yaklaşımda itikadi acıdan iki sakınca bulunmaktadır:
a. Allah’ın iki meleğini görevlendirerek insanlara neredeyse bütün toplumlar
tarafından “şer” kabul edilen büyüyü öğretmesi.
b. Meleklerin kötülüklerden korunmuş (masum) olma inancının zedelenmesi.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|