Fiziksel vücudu terk edip, evrende dileğince dolaşma iddiasını bilimsel olarak sınamak çok kolaydır. Mesela kapalı bir odaya 5 adet nesne konulabilir ve iddia sahibi kişinin bu nesneleri bedenini terk ederek gidip görmesi ve daha sonra insanlara söylemesi istenebilir. Bu şekilde yapılan tüm deneylerde, astral seyahat iddiasında bulunanlar başarısız olmuşlardır. Astral seyahat yapabildiğini iddia eden hiçbir “medyum” ya da “üstat” bu kadar basit bir testi bile geçememektedir!
Bilim insanları, bağnaz oldukları ve bu tarz olguları görmezden geldikleri iddiası ile suçlanırlar. Oysa astral seyahat eğer doğru ise, devrim niteliğinde bir fenomendir. Bunu ortaya çıkaracak bilim insanı Nobel Ödülü’nü alır ve tarihe adını altın harflerle yazdırır. Düşünsenize gezegenlere uzay aracı kullanmadan, direkt astral seyahatle gidip görmek ve bilgi toplamak mümkün hale gelecek. Nitekim bir medyum olan Ingo Swann, astral seyahatin bir türü gibi de düşünülebilecek duru görü ile Jüpiter’e gittiğini iddia etmiş, orada dağlar ve kayalar gördüğünden bahsetmişti. Voyager uydusu Jüpiter’e gittiğinde, Swann’ın iddiaları yalanlanmıştı. Tabi astral seyahatin getirileri bununla sınırlı değil, mesela büyük bir deprem sonrası, enkaz altındaki kazazedelerin yeri, astral seyahat aracılığı ile tespit edilebilecek, hayatlar kurtulacak. Böyle bir seyahat yönteminin getireceği ilerlemeleri hayal etmek bile güç. Nitekim Soğuk Savaş sırasında ABD ve Sovyetler Birliği, istihbaratta kullanılabileceği gerekçesi ile astral seyahat üstüne araştırmalar yaptı, fakat olumlu bir sonuç alamadılar.
Peki, astral seyahat yaptığını iddia eden onca insan yalan mı söylüyor? Bu insanların belli deneyimler yaşadığı doğrudur, ancak bunlar ne yazık ki beynin hayal dünyasında gerçekleşen yolculuklar. Bu deneyimler ya kişilerin bilinçli oldukları lüsid rüyalarda ya da hayallerinde gerçekleşiyor.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|