Kabirde hangi dil konuşulur?
KABİRDE KONUŞMAK
Yine Abdülaziz Debbağ Hazretlerine Kabir Sualinden Sordum; Kabir Suali de Süryanîce mi Olur, Yoksa Başka Bir Lisân ile mi Olur? Nitekim Süyûti Bir Manzumesinde Kabir Suali Süryanî’dir Demiş Dedim.
Evet, (Buyurdu) Kabir Suali, Meleklerin ve Ervâhın Konuştuğu Lisân Süryanîce Olduğu İçin, Süryanîce Olacaktır. Sual Soranlar da Melek Zümresindendir. Sorulan Suale de Ölünün Rûhu Cevap Verir Rûh ise Diğer Ervâh Gibi Süryanîce Bilir. Rûhtan Bu Vücûd Perdesi Gittiği Vakitte İlk Saf Hâlinde Avdet Eder. Keşfi Açık Büyük Velîler, Başkasının Öğretmesine Lüzûm Kalmadan Kendiliğinden Süryanîce Konuşur. O Hâlde Ölü İçin Süryanîce Konuşmakta Hiçbir Güçlük Yoktur.
Efendim, Sizden Allah’ın İnâyetiyle Kabirde Sual Nasıl Olacaktır, Süryanîce Cevap Nasıl Olacaktır, Bize Öğretmenizi İstiyoruz.
Abdülaziz Debbağ Hazretleri Buyurdu ki; Kabirdeki Süryanîce Sual Şöyledir: İki Melek Kabirdeki Ölüye, “Merrazhu!” Derler. Bunun Manâsı, Baştaki M Bütün Mahlûkata, Mükevvenata Delâlet Eder. R Harfi Bütün Hayrata, Z Harfi Bütün Kâinattaki Şerlere, He Harfi ise Cenâb-ı Hakk’a İşâret Eder. Yani Bu Soru ile Melekler, Sanki Şöyle Soruyorlar, “Bütün Bu Mükevvenat, Peygamberler, Melekler, Kitaplar, Cennet, Bütün Hayrat, Bütün Şerler Var mıdır? Bunları Yaratan Hâlik Var mıdır?” Diyorlar. Buna Karşı Verilecek Cevap, Eğer Ölü Mü’min ise, “Merradezirhu!” Diye Cevap Verir.
Bu Harflerin Manâlarına Gelince; M Bütün Mükevvenata İşâret Eder. R Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimizin Nûruna ve Ondan Çıkan Meleklerin, Diğer Peygamberlerin Nûrları, Berzâhın Nûrlarına İşâret Eder. Üçüncü D Harfi Bütün Hakîkâtlere, Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz Haktır, Diğer Peygamberler, Melekler Haktır. Bunlarda Şüphem Yoktur Demektir. Hemze Harfi Ondan Sonra Gelenlerin Medlulüne İşârettir. Z Harfi Bütün Şerlere İşâret Ediyor.
Hülâsası Bu, “Merradezirhu” Cevabının Manâsı, “Bütün Mükevvenatı Kabûl Ediyorum. Peygamberler, Melekler, Nûrlar, Cehennem Azâbı Haktır. Bütün Bunları Yaratan Mâliki ve Mutasarrıfı Cenâb-ı Hakk’tır. Şeriki Yoktur!” Demektir. Ölü Bu Hak Cevabı Verince, O Zaman Münker Nekîr Melekleri Ona, “Nasır!” Derler. Bunun Manâsı; N Harfi Zâta, Sad Harfi Toprağa, R Harfi Manây-ı Safın Hakîkâtine Delâlet Eder. Böylece Nasırın Manâsı, “Senin Toprağa Mensûp Olan Zâtından Sakin Olan Îmânın Nûru Mevcuttur, Haktır!” Demektir. Yani Hadîs-i Şerifte Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz Buyuruyor ki, “İki Meleğe Hak Cevabı Verdiği Vakitte, “Sâlih Olarak Uyu!” Derler.” İfâde Bu Manâdadır.
Abdülaziz Debbağ Hazretlerine Ulemânın Menşe’leri Hakkında İhtilâf Ettikleri Bâzı Kelimeleri Sordum. Bunlardan Bâzıları Şunlardır; Esfar Kelimesi Süryanîce midir, Değil midir?
Esfar, Büyük Kitap Manâsına Gelen Sıfr’ın Cemi’dir. Îmâm-ı Vasıtî İrşâd Adlı Kitabında Sıfr ve Esfar’ın Aslen Süryanî Olduğunu Aynı Manâya Geldiklerini Söylemiş. İbn-i Ebî Hâtim’in Dahhak’tan Nâklen, Kıpt Lisânında Ta’rib Edilmiş Bulunduğunu Söylediğini ve Celâlüddin-i Süyûti İtkân’ında Zikretmiştir.
Abdülaziz Debbağ Hazretleri Buyurdu ki; Esfara Süryanîcedir ve Kitaplar Manâsındadır. Vasıtî’nin Dediği Doğrudur. Kelime Manâsı, Eşyânın Takâti Dışında Olan Güzellikleri Demektir. Esfara’nın Başındaki Bütün Hemze Kendinden Sonra Gelen Harflerin Manâsına İşârettir. Sin Harfi Eşyânın Güzellikleri İçin Konulmuştur. F ise Beşerin Takâti Dışında Olan Şeylere Verilen İsimdir. R de Eşyâdaki Diğer Güzelliklere İşârettir. Bu Esfara Kelimesiyle Sanki Şöyle Denilmek İsteniyor, “Bu Kitaplarda Öyle Güzellikler Vardır ki, Beşer Takâti Dışındadır!” Vallâhü Âlem!
Kezâ, Rabbaniyyun Kelimesi de Arapça Değildir. Ebû Ubeyde Der ki; Arap Rabbaniyyun’u Bilmez. Zannediyorum ki, Bu Kelime Aslen İbranî veyâ Süryanî’dir. İtkân’ın Rivâyetine Göre Ebû’l Kâsım Onun Süryanî Olduğunu Söylemiştir.
Abdülaziz Debbağ Hazretleri Buyurdu; Kelime Süryanî’dir. Manâsı Şudur: Cenâb-ı Hakk’ın İlim Öğrenmeden Kendilerine Fütuhat Verdiği İnsanlardır. Bu Rabbaniyyun Kelimesi Üç Kelimeden Mürekkeptir: Rabba-Niyy-Yun; Rabbe Şeddeli Bâ’nın Delâlet Ettiği Veçhile Çok Hayra İşârettir. Sanki “Bu Çok Hayırdır!” Demektir. İkinci Kelime Niyy, Yakınlığa Delâlettir. Yun’daki Y, Bir Hâlde Sabit Olmayan Şe Demektir; Şimşek ve Nûr Gibi. Metfun Nun, O Hâl İçerisinde Parıldayan Zâtta Sakin ve Müstakar Hayırdır. Bu İtibârla Mecmuunun Manâsı Şu Olur; Bana Yakın Olan Hayır ki, O Ehl-i Fethin Zâtlarında Nûrlardan Bir Nûr, Sırlardan Bir Sırdır. O Onların Zâtlarında Sakin ve Şulepâştır Demektir.
Aslında İhtilâflı Olan Bir Kelime de Heyteleke Kelimesidir Bu Kelime Esma-i Ef’aldendir. İbn-i Ebî Hâtim’in İbn-i Abbâs Radiyallâhû Anh’dan Rivâyetine Göre Heyteleke Aslen Kıptî Lisânındandır ve “Gel!” Manâsındadır. İkrime’ye Göre ise Kelime Hususîdir. Bunu Rivâyet Eden Ebus Sehvî’dir. Ebû Yezid-i Ensârî ise İbranîce Demiş. Bunu da İtkân Sahibi Celâleddin-i Süyûti Söylüyor.
Abdülaziz Debbağ Hazretleri Buyurdu ki; Heyteleke Süryanîce Değildir. Vallâhü Âlem!
Şehr Kelimesi de İhtilâflı Kelimelerdendir. Bâzı Lügât Ehli Bunu Süryanîce Demişler. Abdülaziz Debbağ Hazretleri ise Süryanîce Değildir. Süryanî Lisânında Şehr Kelimesi Vardır Fakât O Su’yun İsmidir.
Ben Derim ki; Herkim Harflerin Tefsirini Bilirse Şeyh Efendinin Bu Sözlerinden Şek ve Şüphe Etmez.
[el-İbriz (Konu İçeriğinden Kısa Bir Bölüm)]
|