Alıntı:
murat57500 Nickli Üyeden Alıntı
Herkese merhaba, yazım hatalarım varsa şimdiden özür dilerim, Fransızım ve Türkçeyi pek iyi konuşamıyorum. Bilmek isterim. Her birimizin içinde bir ruh olduğunu biliyorum. “VEKIL” onu nasıl uyandıracağını, dışarı çıkaracağını veya onunla nasıl konuşacağını. Lütfen bana bu konuda daha fazla bilgi verin. Ve bu zihin aracılığıyla pek çok bilgi edinebiliriz. Günlük hayatta bize yardımcı olabilir. Hepinize teşekkür ederim. (cin karin bahsetmiyorum)
|
Yüce Yaratıcı’nın çok iyi bildiği insanı tanımada, hepsi yetersiz kalıyor. Çünkü insan ve davranışlarına; sadece bedene giren bir varlık olarak baktıklarından ve o çerçevede değerlendirdiklerinden, yoksunluk yaşanıyor. İnsan kimdir? Yüce Allah, insanı bedenine sokarken hangi amacı gütmüştür? Dünyadaki bütün varlıklar neden insanın emrine verilmiştir. Ruh denilen şey, insanın bedeninde ne zaman huzur bulur? Bu ana soruların cevapları, pozitif bilimlerin neresinde? Farkında mısın herkes huzurun peşinde? Relaks müzikten, meditasyona; ineğe tapandan, nefsini öldüren keşişe; Buddha’nın önünde günlerce ağlayan zavallılara ne dersin? Allah’a inanmayanlar bile bir şeyleri savunmak gereği hissediyor; neden? İşte bu sorular uğruna kavimler yok edildi, milyonlarca insan öldürüldü. Neden insan sadece dünya işlerine dalıp kendini kaybedemiyor? Çünkü insan, Yaratıcı’yı bulmak için programlanmış bir varlıktır. Bu amacın dışına çıkmak her zaman sıkıntı verir. Gülersin, eğlenirsin ama gerçek mutluluğu yakalayamazsın dost! Çünkü içinde devasa bir boşluk vardır. Senin o boşluğu doldurman gerekir. Dolmaz ise ailesel sıkıntılar, iş sıkıntıları, kendi kendine kaldığında içinden gelen sesler hep sıkıntı verir. Mutluluğun kısa sürer. Kızgınlığın keskin olur. Çaresizliğin ve hüznün derin olur. Koç, terapist, danışman, dolduramaz o derinlikte bir çukuru.Dünyayı bir kenara bırak. İbadetler içinde unut her şeyi, demiyorum. Allah’ın Resûlü hiçbir zaman öyle demedi. “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahret için çalışın.” dedi. İşte bizim denge çubuğumuz bu. Elbette emrimize verilmiş bu dünyayı doyasıya yaşayalım. Ama bizi bu dünyaya gönderenin nedenini unutmayalım.Çocuk bencillik yapıyor, “Bu yaptığın yanlış evladım.” diyoruz. Uyarıyoruz. Çocuk gene yapıyor. Neden? Çünkü yaptıranı görmüyoruz. Farkında mısın? Bizim yaşantımıza birileri sürekli müdahale ediyor. Adam on kişiyi öldürmüş, soruyorlar; “Ben aslında kötü bir insan değilim.” diyor. İnsanın, “Hadi be oradan!” diyesi geliyor. Çünkü onu o hâle getiren gücün varlığını unutuyoruz. Adam doğru aslında, kendi hâlinde olsa, o insanları öldürmezdi. Ama onu öldürmesini söyleyen, yönlendiren, şeytan denilen güçlü varlığı hiçe sayıyoruz çoğu zaman. Bu düzenekten, “Allah, sevdiği kulu nasıl korur?” Sana çelme takacaklar. Yere düşeceksin. Her zaman, tekrar kalkacak gücü kendinde bulacaksın. Seni hedefinden alıkoyacak onlarca yöntem deneyecek şeytan. Bunu yaparken en sevdiklerini kullanacak. “Boş ver, bir sen misin? Çalışıp da ne elde edeceksin?” gibi vesveseler, hep duyduğun şeyler olacak. Yol uzun olabilir. Yürüdüğünde kısaldığını göreceksin. Gördükçe, içinde yürümek azmi gelecek. Sonra Yüce Rabb’im, gösterdiğin azmin zaferini sana tattıracak inşallah. Korkma, önündeki yükün her ne ise kaldıracak güçtesin. Çünkü bu dünyada alsa yalnız değilsin. “Kullarım beni sana soracak olursa, muhakkak ki ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi,Ayet 186) Kul, Allah’ın kendisine çok yakın olduğunu, kendisini koruyup kollayacağını bilmeli. Ruhunun ferahlık bulması, ancak böyle bir inancın sonucudur. Bana dua ettiklerinde cevap veririm, demektedir. Yani “Bana kulum seslendiğinde, cevap veririm kuluma.” diyor Yüce Rabb’im