Bu konuyu iyice açıklamam lazım.
Bakara 160. Ayet: ‘’ Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.’’
Kısacası ilahi lanetten kurtulmakla ilgili istisna ayette üç şarta bağlanmış görünmektedir. Birinci şart tövbe yani küfür ve kafirlikten vazgeçip iman etmek ikincisi hem niyet hem fikir, düşünce ve hem de amel, davranış düzeyinde kendini ıslah etmektir. Üçüncüsü ise Allah tarafından indirilen en büyük ihtimalle Hz. Muhammed’in nübüvveti Kuran vahyi ve İslam davetine ilişkin delilleri, gerçekleri gizlemek yerine bunları açıkça dillendirmek dolayısıyla hem kendini hem Müslümanları din konusunda ifsat etme yanlışını bu şekilde telafi etmektir.
Bu üç şartı yerine getirenler, ayetin (işte onlar benim affedeceğim kimselerdir. Ben tövbeleri çokça kabul eden çokça affeden ve çokça merhamet edenim) şeklindeki ikinci kısmında ‘’Allah tarafından bağışlanacak ve ilahi rahmete nail olacak kimseler’2 diye anılmıştır. Burada ‘’tevbe’’ fiilinin Allah’a izafe edilmesi söz konusudur. Yani Allah’ın söz konusu kimseleri bağışlaması (işte benim affedeceğim kimselerdir) diye ifade olunmuştur. ‘’Tevbe’’ lafzı ‘’geri dönmek rücu etmek anlamındaki (tevb, tevbe, metab) kökünden türemiştir. Bu lafzın fiil formu insana izafe edildiğinde ‘’günah ve masiyetten pişmanlık duyup taat ve itaate dönmek’’ Allah’a izafe edildiğinde ise ‘’masiyetten itaate döneni affetmek’’ ya da ‘’ günahtan nedamet duyan kula af ve merhametle dönmek’’ manasına gelir. Tevvab ise Bakara süresi 37. Ve 54 ve 128. Ayetlerde de geçtiği üzere Allah’ın kuldan sadir olan samimi tövbeleri çokça kabul ettiğini belirtir. Dolayısıyla ‘’tevvab’’ ismi Allah’ın iradesinin gazaptan rıza rahmet ve merhamete döndüğünü belirtir. Ayette ‘2tevvab’’ isminin ‘’çokça merhamet eden’’ anlamında ‘’rahim’’ ismiyle birlikte zikredilmesi de bunu gösterir.
Sonuç olarak Bakara süresi 160. Ayet Allah tarafından indirilen ve ‘’beyyinat-huda’’ diye nitelendirilen gerçekleri gizleme günahından samimi şekilde pişmanlık duyup iman dairesine giren ardından hem inanç hem davranış olarak kendisini ıslah edip söz konusu gerçekleri açıkça dile getiren kimselerin ilahi lanete uğramayacaklarını dahası bu kimselerin masiyetten itaate dönüşlerinin Allah katında kabul göreceğini ve bunun da onlara ilahi rıza ve rahmet olarak tecelli edeceğini bildirir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|