Tekil Mesaj gösterimi
  #6  
Alt 18.02.24, 17:18
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 1638
Etiketlendiği Mesaj: 563 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Hadislerle alakalı olarak Hanefilere ait bazı farklı görüşler bulunmaktadır. Bu görüşlerle alakalı hem Türkiye’de hem de Arap dünyasında çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Hanefilerin diğer mezheplerle ilgili tartışmalarında haber-i vahid önemli yer tutmaktadır. Zira Hanefiler haber-i vahide karşı biraz mesafeli durmaktadır ya da öyle bir izlenim vermektedirler. Kısaca belirtmek gerekirse onlara göre haber-i vahid bir veya daha çok ravinin rivayet ettiği fakat meşhur ve mütevatir hadis mertebesine ulaşmayan haberdir. Bu tanım Ebu Hanife ve talebeleri döneminde bilinen bir tanım değildir. Onların haber-i vahidden anladıkları sözlük anlamına da uygun olarak tek kişinin rivayet ettiği haberdir. Nitekim onlar tek kişinin rivayet ettiği haberi kabul edilemez şazz haber olarak değerlendirmiştir. Haber-i vahid ile ilgili bazı meseleler ise şöyledir:
Haber-i vahid İlm-i yakin ifade etmese de amel gerektirir. Bundan dolayı haber-i vahidle sabit olan hükümfarzın bir derece aşağısında olan vaciptir. Mesela Allah ‘’Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun’’ buyurur. Bu farzdır, Fatiha’nın okunmasıyla ilgili haber-i vahid ise şüphe ifade eder. Dolayısıyla birincinin ikinciyle değiştirilmesi caiz değildir. Fakat ikinci birincinin hükmünü tamamladığı için onunla amel etmek vaciptir. Bu anlayışın ‘’Kur’an nassına ziyade yapmak nesihtir’’ ilkesiyle de yakından alakası vardır. Buna göre Kur’an nassının hass olsun amm olsun delaleti katidir. Bunları ancak kendi kuvvetinde bir nass neshedebilir. Zann-ı galip ifade eden haber-i vahid katiyyet ifade eden Kur’an nassının hükmünü değiştiremez. Mesela namazda Fatiha okumak namazın bir rüknü değildir. Çünkü bu Kur’an nassıyla sabit olan bir şeye ilavedir. Fatiha okumayı Kur’an’dan kolayınıza gelen okuma yerine geçirirseniz bu nassa ziyade olur ve onu neshetmiş sayılır. Haber-i vahidle böyle bir ziyade kabul edilemez, ancak haber-i vahidle amel etmek vaciptır. O zaman Kur’an’dan kolaya geleni okumak farz Fatiha’yı okumak vacip olur. Aynı duruma örnek olarak ruku ayeti de verilir. Burada bizden istenen malum eğilmedir ve bu farzdır. Bununla ilgili hadisle sabit olan tadil-i erkanı da farz kabul etmek ayete ziyade yapmak anlamına gelir ki bu durumda haber-i vahid ayetin hükmünü neshetmiş olur. Ancak tadil-i erkan ile amel etmek de vaciptir. Dolayısıyla rükü etmek farz rüküü tadil-i erkana riayet ederek gerçekleştirmek vacip olur. Oysa Şafii’ye göre nassa ilave olan fazlalık amm olan hükmü tahsisten ibarettir, neshle ilgisi yoktur. Buna göre Fatiha okumak farzdır. Umumi olan Kur’an’dan kolayımıza geleni okuma farzı, tahsis edilerek Fatiha okumaya hasredilmiştir. Rüku da umumidir. Bu da tadil-i erkan ile tahsis edilmiştir. Yani farz olan tadil-i erkan ile birlikte rükuu gerçekleştirmektir. Umumi hükümleri tahsis etmek de Hz. Peygamber’in görevleri arasındadır. Burada dikkat çekici bir husus vardır. O da Hanefillerin meşhur ve mütevatir hadisle nassa ziyadeyi nesh saymamalarıdır. Yani namazda Fatiha okunması gerektiğine dair hadis meşhur olsaydı bu kadar izaha gerek kalmayacak bu nesh sayılmayacaktı.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149