Tekil Mesaj gösterimi
  #25  
Alt 12.04.24, 19:44
mdcet35 mdcet35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 10.03.24
Bulunduğu yer: fransa
Mesajlar: 232
Forum Puanı: 53
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Carl Gustav Jung, İsviçreli psikiyatr. Analitik psikolojinin kurucusudur. Jung’un büyük katkılarından biri de eşzamanlılık kavramını tanımlamış olmasıdır. Eşzamanlılıklar öylesine olağandışı ve anlamlı rastlantılardır ki bunları tek başına şansa bağlamak pek ihtimal dahilinde değildir. Her birimiz hayatımızın bir noktasında bir eş zamanlılık tecrübesiyle karşılaşmışızdır. Mesela yeni bir garip sözcük öğreniriz ve birkaç saat sonra o sözcükle bir haber bülteninde karşılaşırız ya da çapraşık bir konu hakkında düşünürken başka kişilerin bu konuda konuşmakta olduğunu fark ederiz. Bir klasik örnek Jung’un pislikböceği hikayesidir. Jung, hayata karşı son derece sağlam mantıksal yaklaşımı nedeniyle terapiden yararlanması zorlaşan bir kadını tedavi etmeye çalışıyordu. Boşa giden bir dizi seans sonunda kadın Jung’a pislikböceğiyle ilgili bir rüya gördüğünü söyledi. Jung, Mısır mitolojisinde pislikböceğinin tekrar doğuşu simgelediğini bildiği için kadının bilinçdışının simgesel olarak onun bir tür psikolojik tekrar doğuşa gireceğini ilan etmiş olabileceğini düşündü. Ona bunu söylemeye hazırlandığı sırada cama bir şey vurdu, başını kaldırınca camın öbür yanında altın yeşili bir pilikböceğinin durmakta olduğunu gördü. (Jung’un penceresinde ilk kez bir pislikböceği beliriyordu) Camı açtı ve pislikböceğinin içeriye girmesine izin verdi, sonra bu rüya hakkında yorumunu yapmaya başladı. Kadın bu olay üzerine o denli sersemlemişti ki aşırı mantıksallığını dengeleyip bu noktadan sonra terapiye olumlu tepkiler vermeye başladı.
Jung, psikoterapik çalışmaları sırasında daha böyle birçok anlamlı rastlantıyla karşılaşmış ve bu gibi rastlantılara hemen her zaman duygusal yoğunluk dönemleri ve değişimlerin eşlik etmekte olduğuna dikkat etmişti. ; İnançlarda temel değişiklikler, apansız ve yeni sezgiler, ölümler, doğumlar ve hatta mesleksel değişiklikler oluşuyordu. Aynı zamanda yeni kavrayışların ya da sezgilerin bir hastanın bilinç yüzeyine yükselmek üzere olduğu vaziyetlerde bu gibi rastlantıların da doruğa çıkmakta olduğunu fark etmişti. Düşünceleri yaygınlaşmaya başladıkça diğer terapistler de eşzamanlılıkla ilgili tecrübelerini Jung’a aktarmaya başladılar.
Değerli kardeşim aslında zihniniz her şeyi meraklı bir çocuk gibi kurcalayarak anlama eğilimindedir, çünkü çocukluktan beri bu şekilde şartlandınız. Böylelikle geçmiş, gelecek, iş, çevre, hava durumu, ekonomi, dışarıdan gelen sesler, yani her şey onun için uzanıp incelenmesi gereken bir oyuncaktır. Sürekli oradan oraya sıçrayan zihninizi oyuncaklarından mahrum bıraktığınızda ise sıkıntıya düşer. Bir adım daha ileri giderek düşünceler olmadığında beynin kıvrandığını, uyaran yokluğunda kendi gerçekliğini yarattığını söylemek de mümkündür. Bir pinpon topunu ikiye kesip gözlerinize yerleştirin ve cep telefonunuzdan bir parazit sesi ayarlayın. Gözünüzün önündeki beyaz boşluğa odaklandığınızda yıllar önce ölen büyükannenizi ya da uzaydan sizinle iletişim kurmak isteyen varlıkları görebilirsiniz. Ganzfeld Halüsinasyonları olarak adlandırılan bu prosedür sayesinde beyin yapılandırılmamış uyaranlarla nasıl başa çıkacağını bilemez ve içe dönerek kendi öykülerini yaratmaya başlar. Bu konuda oldukça yaratıcı olduğunu da belirtmeliyim. Ben şahsen sizde bir musallat olduğunu düşünmüyorum.
hocam, sen duruma psikolojik yonden bakacam diye biz ortadan kalkmis olacaz gibi duruyoruz, bu senin bahsettigin durumlar evet genç bir birey, ado bir genç, herhangi bir ugrasi olmayan bir yetiskin olan birisi için geçerli olabilir, gerçekten hocam sen benim nelerle karsilastigimi goren bilsen, bu yazilari buraya degil yazmak, inan belkide Allah rizasi icin belki kendin olmasanda, baska bir Allah dostunu yardim icin kurtarmak amaçli yonlendirirdin, ama olsun, ben severim boyle arastirmali konulari okumayi, yinede Allah Razi olsun, Ama senin bu yaptigin paylasim konulari gerçekten benim yasadiklarimla uzaktan yakindan alakasi yok, en basit bir ornekle kendi ozel bir durumumu sana açiklayayim, sen veya burada olan herhangi bir kisi, camide o kadr cemaat arasinda kriz gecirdiginiz oldumu, hic bilmedigin dil ile bagirmaya basladinizmi, mimberin korkuluklarini kirip neredeyse devirmeye calistiniz mi!? (fransada mimbeler fazla buyuk degildir biradaki buyukler gibi sadece 4 veya 5 basamaklidir) kendinize geldiginde basinizda 8 kisiyle uyandinizmi? hocanin bir tanesi elini anlina, digeri sag isaret parmagina ve diger bir tanesine sag ayak bas parmagini tutmus, dualar okurken kendinize geldiginiz oldumu, yani hocam, gerçekten siz benim hakkimda hiç birsey bilmiyorsunuz, ama dedigim gibi gerçekten yazilariniz arastirmalariniz çok guzel, sizin su an yaptiginiz olay, 1979 yilinda çekilmis ilk korku filmi insanlari dehsete dusrmus hatta ve hatta gerçeken yasanmis bir film olan musallat turkçesi sanirim, o filmdeki rahibe inanmayan hakimlere benzetiyorum sizi, neyse hocam, yinede Allah Razi olsun bu bilgilendirmeleriniz için,

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149