Tekil Mesaj gösterimi
  #26  
Alt 02.05.24, 11:06
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Miras yoluyla gelen haram mala gelince; bu ya rüşvet, gasp gibi haram yollarla murisin kimden elde ettiği bilinen geride bıraktığı mallar yahut murisin yine haram yollarla elde ettiği ama kimden aldığı bilinmeyen mallar olabilir. Fakihler haram yollarla elde ettiğini bildikleri murisin malını mirasçıların alıp alamayacağı konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bir kesime göre; vârisler, murisin haram bir kaynaktan elde ettiğini bildikleri az ya da çok malı miras olarak alabilirler. Sorumluluk murislerine ait olur. Hasan-ı Basri, Zühri, Süfyan-ı Sevri ve Mâlikîlerden Sahnun bu görüştedir. Bu görüş için ileri sürülen delillerden mürsel bir haberde sultanın işlerinde görevli bir adamın öldüğünde sahabeden birinin; “şimdi malı temiz oldu” şeklindeki ifadesidir. Bu rivayetin sahih olmadığına dikat çeken Gazâlî’nin, ayrıca sahabinin ismi meçhul olduğundan mütesahil bir yaklaşımın râvi diliyle nakledilmiş olabileceğine işaret etmesi dikkat çekicidir. Ancak bu delile karşı, rivayetteki ölen görevlinin sultandan aldığı şeyin bizzat helâl olup olmadığının belli olup olmaması yönüne vurgu yapılarak, delil olma yönünün zayıf oluşuna dikkat çekilmesi daha isabetli olabilirdi. Aynı şekilde Ömer b. Abdülaziz’in velâyeti aldığında haram bulunması kuvvetle muhtemel olduğu halde hazineden ulemaya itâ etmesininde buna delil olmayacağı bu gerekçeyle izah edilebilir. Zira Ömer b. Abdülaziz’in verdiği şey beytülmaldendir ve bunda umumun hakkı vardır, üstelik verdiği şeyin bizatihi haram olduğu da kesin değildir. Yine Süfyan es-Sevri’nin dini açıdan ihtiyaten önceki görüşünü tashih edip bunun elden çıkarılmasını önerdiği belirtilir. Hasan Basri’ye nispet edilen görüşte ise; Hasan’ın, babasının zekâtını ve sıla-i rahmin gereğini eda etmediği malına mirasçı olan evlada, mirasın helâl olduğunu söylediği nakledilmiştir. Buradan Hasan’a ait doğrudan haram bir malın mirastaki durumuna dair bir kayıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. İbn Rüşd de, Sahnun’a ait görüşün sahih olmadığını, sahih görüşün bu mirasın tayyip olmayacağı yönünde olduğunu belirtir. Hanefî kaynaklarında nakledilen bir görüşe göre de; eğer vârisler murislerinin haramdan kazandıklarını bilmekle birlikte kimden elde edildiğini bilmediklerinde bu miras onlar için helâl olur ancak vera gereği sakınmak evladır. Eğer kimden gasbettiğinin bilinmesi gibi aynıyla hakkın taalluk ettiği yer bilinirse, oraya iadesi vaciptir. İkinci görüşte ise, ölüm, haram malı tayyib hale getirmez. Hanefî, Mâlikî, Şafiî, Hanbelî mezhep görüşlerinden oluşan cumhur bu kanaattedir. Buna göre haram malın sahibi biliniyorsa iade edilir; bilinmiyorsa fakirlere tasaddukla elden çıkarılır. Ancak Hanefî mezhebinde mirastaki mallardan aynıyla haram olanlar sahibi bilinmiyorsa tasadduk edilmeli eğer malın durumu bilinmiyorsa ve miras helâl-haram karışık durumda ise temellük edilebilir fakat vera açısından sakınmak evladır. Hatta İbn Âbidîn, bu rivayetle amel edilmeyip haram kısmın mirasçılara helâl olmayacağına işaret etmiş, ayırt edilmeyecek şekilde helâlle karışması durumunda temiz olması için haram kısmına tekâbül eden bedelin ödenmesi gerektiği kanaatini belirtmiştir. Mirasla intikal edip sahibi bilinmeyen ve helâlle karışık haram malın tasadduku konusunda Hanefîler, diyanet ve kaza ayrımı yaparak diyaneten bunun tasaddukunun müstehap kazâen alınmasının da câiz olduğunu söylerken ayrıca bunu kerahetle kayıtlamışlardır. Bu durumda Hanefîlerde miras malının durumu şu şekilde olabilir;Haram maldır ve sahibi bilinmektedir.Haram mal aynıyla bilinmektedir ama sahibi bilinmemektedir. Haram malın mirasta helâlle karışık varlığı bilinmekte ama ne kadar olduğu, kimin hakkına ait olduğu bilinmemektedir. Birinci durumda sahibine iadesi gerekir. İkinci durumda aynıyla haram olduğu bilinen malın sahibi bilinmediği için onun adına tasadduk edilir. Üçüncü halde ise, mirasçı eğer rüşvet gasb gibi doğrudan birisinin hakkının tahakkuk etmediği diğer haram kazançların karışması durumunda alabilir ama rüşvet gasb gibi hususlar olup da net bilinmiyorsa diyaneten sakınması evladır. Nevevî’de konuyla ilgili açıklamasında; miras bırakanın helâlden mi haramdan mı elde ettiği bilinmediğinde ve bu hususta bir alamet de belirmediğinde bunun mirasçılara helâl olduğunda ittifak olduğunu belirtir. Eğer haramla ilgili bir bilgisi varsa bu miktarın mirastan çıkarılması gerekir. Nevevi devamla, Gazâlî’den, haram bir mal elinde bulunduran kimse bu malın sahibini biliyorsa iade edeceği bilmiyorsa malın itlafı câiz olmadığından ya âmme maslahatına ya da fakirlere sarfedeceği eğer o kimse kendisi de fakirse ehline ihtiyaç miktarını sarfedebileceğini nakleder. Ahmed b. Hanbel’den de az bir miktar haramın karışması dışında çoğu haramdan olan miras konusunda mirasçıların bundan tenezzüh etmeleri gerektiği eğer haram mal, aynıyla bilinirse sahibine iadesinin vacip olduğu meşhur rivayetlerdendir. Buna dayanılarak haram kadar kısmın mirastan çıkarılması görüşü mezhepte öne çıkmıştır. Şüpheli durumlarda ise, ailesine ya da borcuna sarfetmesi mümkündür ama ihtiyacı yoksa o miktarın elden çıkarılması müstehap olur. Görüldüğü gibi fakihler meseleye şahsi sorumluluk, malın zayi edilmemesi, temellükün şartları, bilip bilmemenin etkisi ve vera açısından yaklaşarak çözüm üretmeye çalışmışlardır. Mirasçılara intikal eden haram malın mirasçılara helâl olacağını savunan azınlıktaki kesim, şahsi sorumluluk gereği günahın murisin zimmetine taalluk ettiğini artık ölümüyle ikinci zimmete intikal ettiği için bu ikinci zimmet açısından sorumluluk olmadığını düşünerek bu kanaate varmışlardır. Cumhur ise, haram malın mahzurlu yoldan elde edilmesi sebebiyle daha muris hayattayken mülkiyet ifade etmeyeceğini, dolayısı ile ölümün, mülkiyete mani olan durum devam ettiği için haram malı temiz hale getirmeyeceğini belirtmiş olmaktadırlar. Ahmed el-Baz’ın ifadesiyle, bu haram mal, bir nevi zimmette bir deyn gibidir. Miras işinde aslolan ise taksimden önce murisin zimmetinin borçtan kurtarılmasıdır.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148