Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Nasıl bir gücün bizi kontrol ettiğini, artılarının yanında eksilerini de anlayabilmek ona karşı daha hazırlıklı olmamızı sağlayacaktır. Bu amaçla bizi, hayatımızı, geleceğimizi kontrol eden bu yapının "defolarını" irdeleyelim.
• Bilinçaltımızın asıl amacı –ne yazık ki– mutlu etmek değil. Onun ilgilendiği tek konu bizi hayatta tutmak. Bunu bizi mutsuz etme pahasına yapıyor.
• Tüm vücudumuzu kontrol ediyor. Dışarıdan gelen tüm "tehditlere" yanıtlar vererek tüm sistemi canlı tutmaya çalışıyor. Ancak, hayatta tutma olayını biraz da "buluttan nem kapar" modda devam ettiriyor. bilinçaltı, tehlikeleri gereğinden fazla ciddiye alıyor.
• Özellikle hayati tehlike olduğunu düşündüğü anlarda, çevrede olanı biteni tüm detaylarıyla kaydediyor. Görüntüleri, sesleri, hisleri, tatları, kokuları, düşünceleri... Daha sonra kaydettiğine benzer uyarıcılarla karşılaştığı an "otomatik olarak" aynı tepkileri veriyor. Tek amacı bizi tehlikeden korumak. Ancak, ne yazık ki "tehlikeyi yaratan"la o an "tesadüfen o mahalden geçen" arasında pek bir ayrım yapmıyor. Kısacası, kurunun yanında hiç acımadan yaşı da yakıyor. Hatta bazen her yangın mahallinde göründükleri için tehlikeden "itfaiyecileri" bile sorumlu tutabiliyor.
• Beynimizin ve bilinçaltımızın ne kadar güçlü olduğu sürekli söylenir. Ancak bilinçaltı çok güçlü olsa da, ne yazık ki çok da akıllı değil.
• Yaptığımız en büyük yanlış, onun mükemmel bir bilge olduğunu ve bir anda son haline geldiğini düşünmek. Ancak bu doğru değil. Beynimiz yenilenmeden, şu anki ihtiyaçları planlanmadan bu hale gelmiş. Ek yazılımlar, yamalar daha eski programlara eklenmiş. Milyonlarca yıl önceki ihtiyaçlara cevap veren yazılımlar hâlâ çalışmaya devam ediyor. Bir başka deyişle yeni programlar eskilerle beraber çalışıyor.
• Bilinçaltımız her şeyi fiziksel olarak görüyor. Mesela işimiz, okulumuz, tuttuğumuz futbol takımı, yaklaşan bir sınav gibi daha soyut konuları anlayamıyor. O sadece fiziksel cisimlerden, tehlikelerden, gerçekten elle tutulur nesnelerden anlıyor. Kavramsal, soyut tehditlere çok ilgisiz fiziksel cevaplar veriyor. Yaptığı büyük işlerin yanında, ne yazık ki bazen saçmalıyor!
• Bilinçaltımızın zaman kavramı yok. Her şey onun için o an oluyor. Mesela geçmişteki bir olayı düşündüğünüzde, o olayın çoktan bittiğinin farkında değil. Başımızdan kötü bir olay geçtiği ve bittiği zaman bu olay bilinçaltımızda çözülmüş olmuyor. Kötü olayları her hatırlayışımızda bilinçaltımızda yeniden yaşanıyor ki çoğu zaman bu hatırlamalar biz farkında olmadan gerçekleşiyor.
• Bilinçaltımız negatifleri işleyemiyor. Bir başka deyişle, aklımıza her ne geliyorsa o bilinçaltımız tarafından "istediğimiz" ya da karşı karşıya kaldığımız bir durum olarak algılanıyor. İşte sırf bu yüzden, iyiyi düşünenler daha iyi, kötümserler daha kötü hayatlar yaşıyor. Bilinçaltımız, genel kural olarak, bize neye odaklanırsak bize onu yaşatıyor. Evet, aslında sadece son 2 madde bile neden olumsuz düşünmememiz ve geçmişte yaşadığımız olumsuzluklara takılmamamız gerektiğini çok iyi özetliyor.
Ancak, sadece olumlulara odaklanmak da yeterli değil. Biz hatırlamasak bile bilinçaltımız hayat boyu hatırlamaya ve kötü olaylardan aldığı dersleri uygulamaya devam ediyor. Gerçekten de beynimizin bir köşesinde olayla ilgili bilgiler saklanıyor. Ne zamana kadar? O bilgilere ulaşıp bütün duyguları boşaltana kadar işte burada bazı teknikler ortaya çıkıyor EFT tekniği Ya da terapisi tedavisi gibi bu sistemde yapılan uygulamalarda aslında yaşanan olayları silinmiyor. Gerçekte yapılan , fiziksel olarak beynin bu bilgileri sakladığı noktalara ulaşıp kötü duyguları çok hızlı ve etkili bir şekilde TEMİZLEMEK! Böylece, duygu yoğunluğuna göre birtakım kararlar almış olan beynin o kararları geri çevirmesine olanak tanımış olunuyor. EFT terapisini incelemeni öneririm.
|