Tekil Mesaj gösterimi
  #23  
Alt 02.08.24, 15:55
Reca43 Reca43 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 14.10.18
Bulunduğu yer: uşak
Mesajlar: 451
Forum Puanı: 2911
Etiketlendiği Mesaj: 8 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
DavudM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeşim onlarda bir ademoğlu resullulahı bile bende sizin gibi bir ademoğluyum demiş evliya gizli ilimlere vs vakıfda olsa sonucta o da bir insan ve keramet her daim olmaz keramet dediğin iş ısrarla her daim olmaz normal insan 50yaşında çocuğu olmuş sanki aşiretlerde farklı bir durum var
O da ademoğlu bu da ademoğlu diyerek meseleyi sıradanlaştırmamak lazım birisinin manevi mertebesi zerredir başkasının güneş başkasının da galaksidir. Avam halimizle Abdülkadir Geylani hzl. İmam-ı Şafii hzl. gibi mübarekleri sorgulamak bize düşmez diye düşünüyorum onlar sünneti de Kur'anı da herkesten daha iyi bilirler. Büyük veliler aynı anda birçok yerde bulunabilirler bast-ı zaman tayy-ı mekan gibi kerametlere mazhar olurlar.

ŞEYH AHMED BEDEVİ HAZRETLERİNİN KADIYA TOKADI
Şeyh Ahmed Bedevi Hazretlerinin müridleri günden güne artıyor ve herkes onun büyüklüğünden bahsediyordu. Bu hâl zamanın Baş dadısı (Kazıl - Kuzat) olan Şeyh Takıyyüddin'in pek hoşuna gitmiyor ve Ahmed Bedevi'nin müridlerinin çoğalmasından rahatsız oluyordu. Şeyh Takiyyüddin o zamanlar Mısır'da kadı idi. İlm-i Zahirle ziyade ilgilenen Takiyüddin bir gün gidip bu meseleleri Şeyh Ahmed Bedevi Hazretleri ile görüşmeye karar verdi. Çünkü o, Ahmed Bedevi'nin zamanın kutbu olduğuna inanmıyordu.

Kadı Takiyyüddin bu niyetle Tanta'ya gelip Ahmed Bedevi Hazretleri ile buluştu. Uzun uzadıya bir çok meseleler hakkında sohbet ettikten sonra Kadı Takiyyüddin, Ahmed Bedevi Hazretlerine:

— Ahmed, sizin bilhassa bazı halleriniz beni rahatsız ediyor. Çünkü sizin bu halleriniz Şer-i şerife de muhaliftir. Mesela sizin arasıra namaz kılmadığınızı, cami ve cemaate gelmediğinizi biliyorum, dedi.

Ahmed Bedevi, (K.S.) Kadıyı dinledikten sonra:

— Sus! Yoksa seni uçururum, dedi ve kadıya öyle bir tokat attı ki, kadı kendinden geçti. Bir zaman sonra aklı başına gelen kadı kendini ucu - bucağı olmayan, ıssız, insan ve cinnin yaşamadığı bir sahrada buldu. Sağına baktı, soluna baktı, oralar ismini bile duymadığı bir yere benziyordu. Hemen aklı başına gelip:

— Be hey ahmak kadı, Allah'ın velileriyle uğraşmak, onların ayıplarını aramak senin neyine gerek, diyerek «La havle» çekmeye başladı.

Şu anda kadı efendinin yapacağı hiçbir şey yoktu. «Ya Rabbi beni buradan kurtar!» diye Allah'a yalvarmaya başladı. Biraz yürüdükten sonra, Kadı Takiyyüddin karşıdan heybetli bir zatın kendisine doğru gelmekte olduğunu görüp sevindi. Adam kendisine yaklaşınca şöyle söyledi:

— Derdin nedir? Anlat bakalım, burada ne arıyorsun?

Kadı, başından geçen hadiseyi birer birer nakletti, derdine bir çare bulunmasını, kendisinin Mısır'a geri gitmek istediğini söyleyip nasıl gidebileceğini sordu. Adam:

— Hakikaten sen tehlikeli bir hale düşmüşsün. Mısır nere, burası nere. Mısır buradan tam altmış yıllık yoldur, deyince, Kadı Takiyyüddin, daha fazla korkarak, adamın eteklerine yapıştı ve:

— Buradan kurtulmama hiç mi imkan yok, diye ağlamaya başladı. Adam:

— Üzülme, korkma Allah senin için hayır murat etmiştir, dedi ve parmağıyla işaret ederek çok uzak bir yerde bir kubbe gösterdi. Şeyh Takiyyüddin, adama:

— Camiyi gördüm, şimdi ne yapacağım, onu söyle, diye yalvarmağa devam ediyordu. Adam:

— İşte o caminin imamı Şeyh Ahmed Bedevi'dir. Sen o camiye git, öğle namazını kıldıktan sonra herkes camiden çıkar, sen çıkma, bütün cemaatin çıkmasını bekle. Daha sonra mihrapta yalnız kalan imamın ellerine yapış ve derdine bir çare bulursa o bulur, senin buradan Mısır'a başka türlü gitmen imkansızdır, dedi.

Kadı Takiyyüddin, adamın tarif ettiği gibi gidip camiye vardı baktı ki, hakikaten caminin imamı «siz bazı namaz kılmıyorsunuz!» dediği Ahmed Bedevi Hazretleri.

Namazdan sonra,eline ayağına sarılarak, yaptığı hatadan dolayı pişman olduğunu söyledi ve kusurunun bağışlanmasını dileyerek kendisinın memleketine nasıl gidebileceğini sordu. Ahmed Bedevi Hazretlerinin niyeti zaten onu yadellerde mahvetmek değil, yalnız hakikati gözleriyle görmesini sağlamaktı. Murat hasıl olmuştu.

— Korkma! Dedi. Sana bu camiyi gösteren Hızır Aleyhisselamdı. Memleketine git, çoluk çocuğun seni merak ediyor. Fakat bundan sonra bir daha da böyle seni alakadar etmeyen haddini aşacak şeylere karışma, dedi ve bir eliyle Kazıl - kuzat'a dokundu.

Kazul - kuzat, bu dokunmadan sonra aklının başından gittiğini, biraz sonra da kendisini evinin önünde bulduğunu söylüyor. Hatta uzun müddet bu hadisenin tesirinden evinden bile dışarı çıkmadığı kaydediyor.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148