Tekil Mesaj gösterimi
  #4  
Alt 18.08.24, 10:01
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4548
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Liquidnitrogene Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Merhaba arkadaşlar, okb ve depresyonla uğraşıyorum. Psikolojik destek alıyorum. Dinle ilgili sorunlarım bana takıntı olarak döndü panik atak geçiyorum. Dini konulara baktığımda tetikleniyorum. Ayet vs bir terkin var mı ? İç görüm çok kuvvetliydi nefsim beni kör etmiş diyor eski tarikatımın bir müridi. O kişi de bıraktı tarikatı ne yapayım o da bilmiyor. Yardım edin lütfen.
Gerçekte hiç kafaya takmamak diye bir şey yoktur. Bu imkânsızdır. Hepimiz bir şeyleri kafaya takarız. Hiçbir şeyi kafaya takmamak da bir şeyi kafaya takmaktır. Gerçek soru şudur: Neyi kafaya takmayı seçiyoruz? Eylemlerimizi hangi değerlere temellendiriyoruz? Hayatımızı ölçmek için hangi ölçütleri seçiyoruz? Bunlar iyi seçimler mi, iyi değerler, iyi ölçütler mi?
2013’te, BBC, obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu (OKKB) olan altı ergeni istenmeyen düşüncelerinden ve tekrarlayan, zorlantılı davranışlarından kurtulmak için gördükleri yoğun terapiler süresince takip etti. On yedi yaşındaki Imogen üzerinden geçtiği her yüzeye ayağıyla vurmak gibi zorlantılı bir ihtiyaç içindeydi. Bunu yapmazsa ailesinin öldüğüne ilişkin korkunç düşüncelerin esiri oluyordu. Josh her şeyi bedeninin her iki tarafıyla da yapmak zorundaydı, hem sağ hem de sol eliyle el sıkışıyordu, iki eliyle yemek yiyor, bir eşiği iki ayağıyla birden aşıyordu vs. Bedeninin iki tarafını “eşitlemezse” ciddi panik atak krizleri yaşıyordu. Jack klasik bir mikrop takıntısına sahipti, eldiven giymeden evden çıkmıyor, suyunu kaynatıyor, kendi temizleyip pişirmediği hiçbir şeyi yemiyordu. OKKB tedavisi olmayan korkunç bir nörolojik ve genetik bozukluktur, en iyi durumda yönetilebilir, bozukluğu yönetmek kişinin kendi değerlerini yönetmesi anlamına gelir. Psikiyatrların bu çocuklara söyledikleri ilk şey zorlantılı arzularının kusursuz olmadığını kabul etmeleriydi. Örneğin Imogen ailesinin öldüğüne ilişkin korkunç düşüncelere kapıldığında, ailesinin gerçekten ölebileceğini ve bu konuda yapacak hiçbir şeyi olmadığını kabullenmeliydi. Basitçe, başına gelenin onun suçu olmadığı söylenmişti. Josh tüm davranışlarını simetrik yaparak “eşitlemenin” uzun vadede yaşamını arada bir kapılacağı panik atak krizlerinden daha fazla berbat ettiğini kabul etmeliydi. Ve Jack de, ne yaparsa yapsın mikroplardan kurtuluş olmadığını ve mutlaka ona da bulaşacaklarını kabullenmeliydi. Projenin amacı çocuklara değerlerinin mantıklı olmadığını; hatta kendi değerleri bile olmadığını, kişilik bozukluğunun değerleri olduğunu kabul ettirmekti, bu mantıksız değer yargılarıyla hareket ettikçe yaşamdaki işlerliklerine zarar veriyorlardı. İkinci adım, çocuklara, OKKB değerlerinden daha önemli bir değer seçip ona odaklanmak konusunda cesaret vermekti. Josh için sorununu sürekli ailesinden ve arkadaşlarından saklamak zorunda kalmadığı normal, işleyen bir sosyal hayat ihtimaliydi bu. Imogen kendi düşüncelerini kontrol ederek yeniden var olduğunu, mutlu olduğunu hissetmek istiyordu. Jack de travmatik epizodlar yaşamadan uzun süreliğine evinden ayrılabilmeyi diliyordu. Bu yeni değerleri zihinlerinde önde ve merkezde tutan ergenler, yeni değer yargılarıyla yaşamaya zorlandıkları ağır duygusuzlaştırma alıştırmalarına tabi tutuldular. Panik ataklar yaşandı, gözyaşları döküldü, Jack bir sürü nesneyi yumruklayıp hemen ardından ellerini yıkadı. Ama belgeselin sonunda büyük ilerleme kaydetmişlerdi. Imogen artık her yüzeye ayağıyla vurmak istemiyordu. “Zihnimin gerisinde hâlâ canavarlar var, muhtemelen her zamanda orada olacaklar, ama şimdi daha sessizler,” dedi. Josh yirmi beş-otuz dakika hareketlerini bedeninin iki tarafıyla “eşitlemeden” durabiliyordu. Belki de en fazla ilerleme kaydeden Jack olmuştu, lokantalara gidebiliyor ve önce yıkamadan şişelerden ve bardaklardan sıvı içebiliyordu. Jack öğrendiklerini çok iyi özetledi: “Bu hayatı ben seçmedim; bu korkunç, feci hastalığı da ben seçmedim. Ama şimdi onunla birlikte nasıl yaşayacağımı seçiyorum; onunla birlikte nasıl yaşayacağımı seçmek zorundayım.” Bir sürü insan OKKB gibi bir sorunla, daha küçük bir şeyle ya da çok değerli bir şey onlardan esirgenmişçesine çok farklı bir dezavantajla doğarlar. Bunun hakkında hiçbir şey yapamayacaklarını hissederek durumlarının sorumluluğundan kaçınırlar. “Bu berbat genetiği ben seçmedim, işlerin yolunda gitmemesi benim suçum değil,” derler. Evet doğru, onların suçu değildir. Yine de onların sorumluluğudur.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148