Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Velilerin mertebeleri hiçbir zaman peygamber mertebesine ulaşmaz. Bu hususta âlimler ittifak etmişlerdir. Bayezid-i Bistâmî’ye bu husus sorulduğunda şöyle demiştir: Peygamberlerin sahip oldukları vasıflar, içi bal dolu olan bir küpe benzer. Velilerin sahip oldukları kerametler ve hâller bu küpten sızan birkaç damla bal gibidir. Küpün içindeki bal ise Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sahip olduğu hâller ve vasıflardır. Keramet bazen bir duanın kabul edilmesi, ortada zahirî ve maddî bir sebep yokken ihtiyaç anında bir sofranın zuhur etmesi, susuzluk anında suyun ortaya çıkması, uzun mesafelerin kısa sürede ve kolayca katedilmesi (tayy-i mekân), amansız bir düşmanın elinde iken kurtulmak, gayb âleminden gizli bir ses işitmek ve benzeri şekillerde cereyan eder. Bilinmelidir ki, ilahî kudret dâhilinde bulunan şeylerin birçoğunun velilerin kerameti olarak zuhur etmesi caiz değildir. Bu husus kesin olarak veya kesine yakın bir derecede bilinmektedir. Örneğin insanın anasız-babasız olarak dünyaya gelmesi, cansız bir maddenin canlı hâle getirilmesi gibi şeyler ilahî kudret dahilinde olmakla beraber keramet olarak izhar edilemez.
Ebû Zer’â el-Hasenî şöyle demiştir: Bir gün Ebû Ubeyd dövende buğday dövüyordu, hacca (Arafat vakfesine) üç gün vardı. O sırada iki veli zât yanına geldi ve “ey Ebû Ubeyd! Bizimle birlikte (tayy-ı mekân yaparak) hacca gitmek ister misin?” diye sordular. O da onlara “hayır” cevabını verdi. Onlar gittikten sonra bana döndü ve “senin şeyhin tayy-ı mekân yapmaya onlardan daha muktedirdir” dedi.
(Kaynak: Kuşeyri Risalesi Abdulkerîm el-Kuşeyrî İlk Harf Yayınları)
|
İlletin ve marazın had devri insanları olarak, üzerinde durduğumuz meselelerin tedaisi halinde şu hadisin üzerinde duralım ve hikmetle bakmayı bilmediğimiz için batı iklimlerinde tezahürlerine bakıp şaştığımız işlerin kökünün bizde bulunduğuna dair bin bir misalden birini göstermiş olalım….Hadis şu:
-‘’Cennetin bütün kapılarından, ‘’ey cennet kapılarının ehli’’ diye nida edilir.’’
Hazreti Ebubekir sordu:
-‘’Bir kişi bu kapıların hepsinden mi girer?’’
Allah Resulü buyurdu:
-‘’Evet, ümit ederim ki, sen o olasın!!!
Evliya ruhaniyetlerinin cismaniyetlerine üstün gelmesi noktasından birçok surette zahir olmasına delil gösterilen bu hadis hakkında
Abdulhakim Arvasi Hazretleri:
-‘’Bu hadis iç manasıyla Nakşi yolunun büyüklerini yükselticidir. Zira bahis mevzuu edilenlerden maksat zatlar değil, o sıfatlarla sıfatlananlardır. Bizde bu hadisi birçok surette zuhur manasına bağlarız. Ve deriz ki; Ruh külli olduğu yani Arş üstü emirler alemindeki asli mertebesine dönme nuraniyetini kazandığı vakit, bu dünyada tek anda 70 surette görünür. Ahirette ise dünyadan ayrılmış olması sebebiyle istiklali daha galip ve şiddetli olacağından evleviyetle birçok şekilde görünebilir. Yani Cennetin sekiz kapısının her birinden, farz amellerle hareket etmiş kimseler girer. Kapıların ehli, Kapılardan nida ile çağrılır.
Farzları tamamıyla yerine getirmiş olanlarsa tekrar muhatap olan sekiz uzvu yerinde kullandıkları için tek anda Cennetin sekiz kapısından girerler. Allah’ın sevgilisi ümmetine böyle müjdelemiştir. Sekiz uzuvdan murad, sekizinci olarak kalbdir ki, huşu ve huzu mahallidir ve zati tecelli yeridir. Kalb, secdedeki 7 uzva eklenince 8. Olur. Alın 2 el 2 diz 2 ve 2 ayak… Bu vaziyet de ancak namazda ve secdede meydana çıkar ve namazın yüksek derecesi açıkça belli olur. Secdenin her rekatta ikişer kere olmasının hikmetini de yine bundan anlarız.’’
İslam büyüklerinden Müferriç Mısri…Yakınlarından biri, onu Arefe günü Arafat’ta gördü. Bir başka yakını da aynı gün onu evinde gördü. Bu iki arkadaş münakaşaya tutuştular:
-‘’Arafat’taydı…’’
-‘’Hayır evindeydi…’’
_’’Eğer Arafat’ta değil idiyse benim karım boş olsun!’’
-Eğer evinde değil idiyse benim karım boş olsun!
Beraber Şeyhe gittiler ve münakaşa ve ahitlerini anlattılar…Şeyh güldü:
-‘’İkiniz de doğruyu görmüş ve söylemişsiniz; hiç birinizin zevcesi boş değildir!’’
Büyük kemal sahipleri, kendilerini aynı zamanda başka mekan ve şekillerde göstermek kudretine maliktir…Bunun ‘’istidraç’’ nevi de var… Nitekim rasyonalizmin belli başlı mütefekkirlerinden Bertrand Russel bile, Avrupa’da söz konusu olmuş aynı anda iki ayrı yerde görünme hadiseleri vesilesiyle, sayısız şahidi olan bu vakaların izahı yapılamasa da kabulünün zorunlu olduğundan bahsetmiştir.
(Kaynak: yağmurcu ‘’gerçekliğin peşinde’’ Salih Mirzabeyoğlu İBDA yayınları sayfa :112-113)