Alıntı:
Hersyguzelolsun Nickli Üyeden Alıntı
Arkadaşlar konuya nasıl başlayayım bilmiyorum. Eşimle tanıştığımda gayet düzgün bir insandı. Namazını kılar, orucunu tutardı. Lakin arkadaş çevresi o kadar kötü ki. Alkolsüz masaya oturmazlar. Ramazanda oruç tutarlar bayram günü içki içerler. Cumaya giderler, cumartesi içki içerler. Evlenirken eşime şartlar koydum. Bu insanlarla kesinlikle samimi olmak istemiyorum dedim. Alkol içmeni istemiyorum dedim. Eşim de her şeyin farkında olduğunu ve şartlarıma uyacağını söyledi. Uzun yıllardır sözünü de tutuyordu. Bahsettiğim arkadaşlarıyla görüşmüyordu, namazını kılıyordu. Son zamanlarda farkettim ki eşim sürekli namaz kıldım diyor ama ben kılmadığını biliyorum. İşte kılıp geldim diyor vesaire bir sürü yalan uydurduğunu hissediyorum. Arkadaşlarıyla da görüşmeye başladı. Sürekli onlarla vakit geçirmek istiyor. Bugün arkadaşıyla konuşmasını gizlice dinledim. Eşim cuma namazını da bırakmış. İşi yoğunmuş zaten hocalara kızıyormuş. Saçma sapan konuştu. Ben dinlediğimi belli etmedim ancak çok kötü oldum. Sizce nikahımız düştü mü? Benim eşim nasıl bu hale geldi ? Kalben çok soğudum. Eşime bakınca şeytan görüyor gibiyim. Lütfen bana yardımcı olur musunuz
|
Eşler iyi geçinmek için karşılıklı fedakârlıkta bulunmalı ve birbirine saygı göstermelidir. Ancak bu, bir noktada, yaratana âsi olma noktasında durur. Karşılıklı fedakârlık ve itaat Allah’ın emirlerinden birinin terk edilmesini veya yasaklarından birinin işlenmesini gerektiriyorsa bu yapılamaz. Çünkü Resulullah’ın, “Yaratana âsi olacak yerde yaratılmışlara itaat yoktur”[ Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1.cilt sayfa 131]; “Mâsiyette itaat yoktur, itaat meşru işte olur”[ Müslim, “İmâre”, 39] sözleri İslâm’ın sarsılmaz prensiplerindendir. Fakat bunun bir istisnası vardır: Yalan söylemek İslâm’da çirkin bir şey olduğu halde üç konumda buna müsaade edilmiştir: “Savaşta, dargınların arasını bulmakta ve kocanın karısına, kadının da kocasına karşı (aile düzeni için) yalan söylemesi halinde”.[ Müslim, “Birr”, 101] Burada müsaade edilen yalan, önemli konularda, meselâ namus meselesinde ve büyük haklarda karı ile kocanın birbirini aldatması değil, aralarında dirlik ve sevginin devamı için gönül alıcı bazı sözler söylemeleri, vaatlerde bulunmalarıdır.[ Nevevî, Şerhu Müslim, 16, 158.]İslâm dininde eşlerin arasını açmak, karı ile kocayı birbirine düşürmek pek kötü bir şeydir. Müslümanın vazifesi müminlerin, özellikle eşlerin arasını bulmak, barıştırmaktır. Hz. Peygamber, “Kadını kocasına jurnal edip kötü duruma düşüren kimse bizden değildir” buyurmuştur.
İslâm dinince kesinlikle sabit olmuş hususlardan birini, meselâ ahiret gününü veya namazı yahut da oruç gibi farzları inkâr etmek veya bunlardan biriyle alay etmek küfür olup irtidat gibi iman ve nikâhın tazelenmesini gerektirir. Yine fetva kitaplarının yazdığına göre Mushaf, Kâbe ve Mescid gibi dinen muhterem sayılan şeyleri tahkir etmek, dine ve imana sövmek de küfür sayılır. Hz. Muhammed’e sövmek, onunla alay etmek de iman ve nikâhı yok eden günahlardandır.[ (Münakehat ve Müfarakat (Nikah ve aile ile ilgili tüm konuları kapsayan fıkıh dalı) Mehmed Zihni sayfa 106 ]