Hz. Aişe (r.anhâ)’nın bebek ve kanatlı at şekillerinde oyuncaklarının bulunduğu, Hz. Peygamber’in bunları gördüğü ve tebessümle karşıladığı rivayet edilir (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 62).
Zahirî mezhebinin ünlü fakihi İbn Hazm, çocuk oyuncakları dışında bütün suretlerin satımının haram olduğunu ifade etmektedir (İbn Hazm, el-Muhallâ, 9.cilt, 25). Ancak İbn Hazm’ın resimli kumaşın satımını câiz gördüğü hatırlanırsa, burada suretten maksadın heykel türü şeyler olduğu söylenebilir.
Rivayet edildiğine göre, Abdullah b. Abbas (r.a.)’a bir tasvirci müracaat ederek, “Ben, şu gördüğün tasvirleri yaparak (resim çizerek) geçinirim. Bu hususta bana fetva ver!” dedi. İbn Abbas, adamın kendine iyice yaklaşmasını istedikten sonra elini adamın başı üzerine koyarak “Bak ben şimdi sana Resulullah’tan duyduğum bir hadisi haber vereceğim. Hz. Peygamber, “Her resim yapan (musavvir) cehennemdedir ve Allah, yaptığı resime ruh üfleyinceye kadar bu adama azap eder. Ruh üflemesi de zaten mümkün değildir” buyurdu. Adam bu sözler üzerine dehşete kapılınca İbn Abbas devamla: “Eğer sen sanatına devam etmek mecburiyetinde isen ağacı ve ruh taşımayan şeyleri resimle” dedi (Buhârî, “Büyu”’, 104; Müslim, “Libâs”, 99).
Bilginler, insan ve hayvan gibi canlılar dışındaki varlıkların resimlerinin yapılmasının, bundan kazanç elde edilmesinin câiz olduğunu söylerken, birçok hadiste kıyamet günü musavvirlere söyleneceği belirtilen “Hadi bakalım, yarattıklarınıza bir de can verin” ifadesinden ve İbn Abbas’ın yukarıda zikrettiğim fetvasından hareket etmişlerdir. Şu kadar var ki, bu konudaki deliller dikkatle incelendiğinde, hadislerde geçen şiddetli tehditlerin, tapınmak için veya yaratma hususunda Allah ile boy ölçüşme kastıyla resim ya da heykel yapanlara ilişkin olduğu sonucuna ulaşmak mümkündür. Zira bu amaçla yapılmayan masum resimler için bu tehditler oldukça ağırdır. Nitekim, konuya ilişkin hadislerin kronolojisi de tehditlerin gitgide azaldığım göstermektedir. Bilginlerin çoğunluğu çocuk oyuncaklarının yasak kapsamı dışında kaldığını ifade etmişlerdir.
Üzerinde Resim ve Sûret Bulunan Eşyayı Kullanmak: Hanefiler, üzerinde insan veya hayvan resmi bulunan yaygı üzerinde namaz kılmada bir sakınca olmadığını belirtmişlerdir, çünkü, resimli yaygının ayaklar altına alınması, resimlere değer vermeme anlamındadır. Ancak, resime ibadet etmeye benzeyeceği için yaygıdaki resimler üzerine secde edilmemesi tavsiye edilmiştir. Yine bu resimler (sûret veya tesâvîr), baş hizasından daha yukarıda, kişinin hizasında ve Önünde asılı olarak bulunurken namaz kılmanın mekruh olduğu söylenmiştir. Resimler, kişinin arkasında veya ayakları altında ise, namaz mekruh olmayıp, resimlerin evde bulundurulmuş olması mekruhtur. Evde resim bulundurmanın mekruh olmasının gerekçesi ise, Cebrail’in, “Ben içerisinde köpek veya suret bulunan eve girmem” sözüdür. Resimli elbise giymek mekruh görülmekle birlikte, bu elbise içinde kılınan namaz sahihtir. Fakat ihtiyaten yeniden kılınması uygundur (Merginânî, el-Hidâye, cilt 1, 362-364). Hanbelîler de üzerinde canlı resimleri bulunan elbise giymenin haram olmayıp mekruh olduğunu belirtmişlerdir (İbn Kudâme, el-Muğni, cilt 1, 590).İlk bakışta dikkati çekmeyecek derecede küçük olan resimlerin bulundurulmasında ve kullanılmasında da bir sakınca yoktur.
Nitekim, Ebû Musa’nın üzerinde iki sivrisinek resmi bulunan bir yüzüğü olduğu, Abdullah b. Abbas’ın da küçük resimlerle donatılmış bir kanunu (ocak benzeri bir şey) olduğu nakledilmektedir.Abdürrezzâk, Abdullah b. Abbas’ın, içerisinde sûret bulunan kilisede namaz kılmayı kerih gördüğünü, Hz. Ömer Şam’a gittiğinde hıristiyanların ileri gelenlerinden birinin Ömer için yemek hazırlatıp davet ettiğini, Ömer’in de, “Biz sizin kiliselerinize girmeyiz; çünkü oralarda suretler vardır” diyerek bu daveti geri çevirdiğini nakletmektedir. Râvi, Hz. Ömer’in “suret” sözüyle timsali kastettiğini belirtmiştir (Buhârî, “Salât”, 54)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|