Tekil Mesaj gösterimi
  #4  
Alt 18.12.24, 14:45
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 1638
Etiketlendiği Mesaj: 563 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Musacr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamın aleyküm İmam Caferi sadık hazretleri nasıl bir hocadır ve Yasin suresi havasları hakkında söyledikleri sahihmidir aranızda deneyip tecrübe eden varmı
Ca’fer es Sadık Hazretleri’nin muhterem babası ve dedeleri, Rasulullah Efendimiz ’in getirdiği ilmi almak için, Ashab-ı kiramın peşinde koşmuş, onlardan Efendimiz ‘in emsalsiz örnek şahsiyetini, mübarek hayatını ve Sünnet-i Seniyye’lerini sorup öğrenmişlerdi. Bunu muteber hadis kitaplarındaki rivayetlerinden de anlamaktayız. İşte Ca’fer es Sadık ilme böylesine gönül veren ve onun tahsili yolunda hiçbir gayret ve fedakârlığı esirgemeyen, mübarek bir ailede yetişti. Nebevî ilmin merkezi olan Medine-i Münevvere ’de kendini ilme adadı. Ailesinden aldığı ilimle yetinmeyip, yetişebildiği Ashab-ı kiramdan ve tabiinin büyük âlimlerinden de her türlü ilmi tahsil etti. Daha sonra da aldığı bu maddî ve mânevî ilimlerle çok büyük âlimler yetiştirdi. İmâm Mâlik, Süfyan-ı Sevrî, Süfyan bin Uyeyne, Ebû Hanîfe, İbn-i Cüreyc, Yahya bin Saîd, Yahya el-Kattân gibi pek çok büyük âlim, ondan ilim öğrenip hadîs-i şerif rivayet etmiştir. (Mustafa Öz, “Câfer es-Sâdık”, TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, 7. Cilt sayfa 1.)
Fakat bu büyük imam birçok iftiraya uğramış söylememiş olduğu sözler sanki kendisinden sadır olmuş gibi ifade edilmiş hülasa ismi birçok spekülasyona dahil edilmiştir. Mesela bir rivayete göre Ca'fer es-Sâdık kendisinden sonra büyük oğlu İsmail'in imamet makamına geçeceğinden söz etmiş; fakat İsmail, babası henüz hayatta iken vefat etmiştir. Bu durum üzerine Ca'fer es-Sâdık, "Allah'a [kararını değiştirme hususunda] oğlum İsmail'in işinde olduğu kadar başka hiçbir işte yeni bir durum zahir olmadı" (mâ bedâ lillâhi bedâün kemâ bedâ lehû fi İsmâîle ibni) demiştir.
Bu söz kimi Şiî-İmâmî âlimlerce bedânın naklî dayanakları arasında gösterilmiştir. Buna mukabil bazı Ehl-i Sünnet âlimleri gerek Ca'fer es-Sadık'a atfedilen bu sözün, gerek Musa el-Kâzım'a atfedilen, “Bedâ bizim ve cahiliye devrindeki atalarımızın inancıdır" şeklindeki sözün, gerekse Hz. Ali'ye atfe- dilen, "Eğer Kur'an'da 'Allah dilediğini silip yok eder, dilediğini sabit kılar' ayeti [Rad suresi ayet 39] olmasaydı ben size geçmiş ve gelecekle ilgili her şeyi haber verirdim", "Şayet bedâ olmasaydı kıyamete kadar vuku bulacak her şeyi size bildirirdim" şeklindeki sözlerin uydurma olduğunu, dolayısıyla bu konuda Ehl-i Beyt imamlarına iftira atıldığını söylemişlerdir. (Zerkani, MenahilüI-İrfan cilt 2 sayfa 183)
Bu değerlendirme isabetli gözükmektedir; çünkü İmamiyye Şiası'nın klasik kaynaklarında İmam Ali Zeynel Abidin, Muhammed el-Bakır ve Ca'fer es-Sâdık'tan, "Her kim Allah'ın bir şeyi meydana gelmesinden sonra bildiğini iddia ederse küfre girer ve dolayısıyla tevhid dairesinden çıkar"; "Her kim Allah'a daha önce bilmediği bir şeyin zahir olduğunu iddia ederse o kişiden teberri edin’’ gibi sözler nakledilmiştir. Bu sözler Ca’fer es-Sadık’ın, büyük oğlu İsmail'in imameti konusunda dile getirdiği düşünülen bedâ düşüncesini nefyetmektedir. Hal böyle iken, Şiî-İmâmî âlimler Ca'fer es-Sadık’a isnat edilen rivayetteki mâ bedâ lillâhi bedâün kemâ bedâ lehû fî İsmâîle ibni şeklindeki sözü kayıt dışı saymak yerine dikkate almayı yeğlemişler, ancak Allah'ın bir anlamda yanıldığına işaret eden bir muhtevaya sahip olmasından dolayı tadil cihetine gitmişlerdir. Bu çerçevede ibni (oğlum) kelimesinin yerine ebî (babam/atam) konularak mâ bedâ lillâhî bedâün kemâ bedâ lehû ismâîle ebi şeklinde ikinci bir rivayet üretilmiştir.
Görüldüğü gibi Ca'fer es-Sadık’a atfedilen söz bu ikinci rivayette tadil edilmiş ve böylece Allah'ın karar değiştirmesi imamın evladıyla değil Hz. İbrahim'in kurban (zebîh) telakki edilen oğlu İsmail'le ilişkilendirilmiştir. Nitekim Allah Hz. İbrahim'e ilkin büyük oğlu İsmail'in(?) kurban edilmesini emrettiği halde daha sonra değerli bir kurban göndermek suretiyle İbrahim'i bu fedakârlık- tan kurtarmıştır. Ne var ki Şeyh Sadûk gibi bazı Şii-İmâmî âlimler söz konusu rivayetin her iki varyantının da problemli olduğunu ve bu problemin ancak "bedâ bir tür neshtir" demek suretiyle çözülebileceğine dikkat çekmiştir.
(Şeyh Saduk et-Tevhid sayfa 336) Ebû Cafer et-Tûsî ise hemen hemen aynı ifade kalıplarıyla İmam Ali en-Naki el-Hâdî'ye de atfedilen ve imamet makamının varisi olan oğlu Muhammed'in erken ölümü üzerine söylediği ileri sürülen ma beda lillahi sözünün "Allah'a zahir oldu" değil "Allah tarafından [kullara] beda vaki oldu" şeklinde anlaşılması gerektiğini söylemiştir. Bu tevile göre beda Allah'ın ilim ve iradesinde değil ilahi iradenin umulmadık şekilde tecelli etmesi nedeniyle kulların bilgisinde ve öngörüsünde gerçekleşmiş olmaktadır. Şeyh Müfid'in daha tekellüflü gözüken teviline göre ise Ca'fer es-Sadık’ın sözü İsmail'in imametiyle değil, katliyle ilgilidir. Çünkü Ca'fer es-Sâdık "Allah iki kez oğlum İsmail'in katlini takdir etti. [Ancak] ben bu konuda O'ndan istekte bulundum; O da bu takdirinden vazgeçti [fe-'afâ 'an zâlik]" demiştir. Şu halde, fe-mâ bedâ lehû fî şey'in kemâ bedâ fî İsmâil sözü Allah'ın İsmail b. Cafer hakkında takdir etmiş olduğu katl yazgısından Ca'fer es-Sâ- dik'in duası sebebiyle vazgeçmiş olmasını ifade eder. (Şeyh Müfid el-Fusulü’l-Muhtara sayfa 308)
Esasında bedâ fikri İmamiyye Şiası'nda doğrudan doğruya imamet meselesiyle ilgilidir. Daha açıkçası, bedâ İmam Cafer es-Sadık’ın büyük oğlu İsmail'in erken ölümü üzerine ortaya çıkan imamet krizini aşma formülü gibidir. Şöyle ki Ca'fer es-Sadık’ın çevresindeki kimi Şiîler, yedinci imam olacağı öngörülen İsmail b. Ca’fer ‘in erken ölümünü kabullenememişlerdir. Çünkü onların inancına göre Ca'fer es-Sâdık Allah'ın izni ve iradesi uyarınca büyük oğlunun müstakbel imam olacağını söylemiştir. Böyle bir inanca sahip olanların İsmail b. Ca’fer ‘in erken ölümünü kabullenmeleri mümkün olmasa gerektir. Zira bu erken ölüm hadisesi bir yönüyle imametin nas ve tayin yoluyla gerçekleştiği inancını, bir yönüyle de imamların manevi otoritesini sarsmaktadır. O halde bu müşkilin en makul çözümü, "Allah, İsmail b. Ca’fer ‘in imameti hakkında fikir değiştirdi" demek olsa gerektir. Bunun içindir ki söz konusu Şiîlerden bir kısmı Ca'fer es-Sadik'in mâ bedâ lillâhi bedâün kemâ bedâ lehû fi İsmâîle ibnî şeklinde bir söz söylediğini ileri sürmüş buna mukabil diğer bir grup Şii bu sözün tutarlı bir tarafı bulunmadığı gerekçesiyle Ca’fer es-Sadık’ın imametini reddetmiştir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149