Alıntı:
S E N E 7 Nickli Üyeden Alıntı
Cennetteki bedenimiz bu dünyadaki yaratılış gibi mi olacak ?
|
"Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Cennetlikler, cennete kılsız tüysüz sürme li otuz veya otuz üç yaşlarında olarak gireceklerdir." (Tirmizi Sıfatu’l-Cennet 12; İbn Hanbel, Müsned 2.cilt sayfa 295 6.cilt sayfa 254) Tirmizi bu hadis hakkında
"hasen-garib" hükmünü vermiştir. Müsned ‘in tahkikini yapan Şuayb el-Arnavut "bu hadis "fi ardi seb'i ezru'in" lafzı olmaksızın şahitleri ve tarikleriyle hasendir’’ kanaatine varmıştır.
Ebû Saîd el-Hudrî, Resulullah’ın (s.a.v.) şöyle söylediğini rivâyet etti: "Küçük olsun büyük olsun, cennet ehlinden ölen her kişi, cennette otuz yaşında (biri gibi) olur, yaşları asla artmaz. Cehennem ehlinin durumu da aynıdır
Rivayetin isnadı zayıftır.
Ebû Hureyre'den rivâyet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Cennet ehli kılsız, tüysüz ve yaratılıştan sürmelidirler. Onların gençlikleri hiç
bitmez, elbiseleri de eskimez. (Tirmizi, Cennet 8)
"Cennet ehlinin çoğunluğunu ahmak/saf (bulh) kimseler oluşturur". Hadis Gazali’nin İhyasında geçer. Onu Bezzar nakletmiştir. Oldukça zayıftır. Bunu “dünyadan, şerden gafil olan, ahiretle meşgul olan” şeklinde te’vil etmişlerdir ki aslında zorlama yorumlara gerek yoktur.
Ebû Hureyre'den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cennete öyle insanlar girecek ki, onların kalpleri kuş kalbi gibidir."
(Müslim Cennet 27)
Harise b. Vehb'den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (a.s.); "Size ehl-i Cennet'i haber vereyim mi?" diye buyurdu. "Onlar her zayıf ve güçsüz kimse ler dir". Ama eğer o Allah'a yemin edecek olsa, Allah mutlaka onun yemininin doğru çıkarır" buyurdu."(Buhari Tefsir 68/1;Edeb 61; Eyman, 9; Müslim, 13/46)
"Allah cennet ehline ticaret için izin verseydi, onlar keten ve koku ticareti
yaparlardı". Taberanî Evsat'ta" nakletmiştir. Zayıftır.
"Cennet ehlinin konuştuğu dil Arapçadır" (Hakim, el-Müstedrek 4.cilt sayfa 98) Uydurmadır.( Şevkani, el-Fevaidu’l-mecmu’a sayfa 221)
Şüphesiz cennet ehli, cennetteki köşkleri seyrederler; tıpkı sizlerin gökteki yıl- Sehl b. Sa'd'dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah (a.s.) şöyle buyurdu:’’Şüphesiz cennet ehli cennetteki kökleri seyrederler; tıpkı sizin yıldızlan seyretmeniz gibi, "(Buhari, Rikak, 51; Müslim, Cennet 3/10)
Ebû Said el-Hudrî'den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (a.s.) şöyle bu- yurdu: "Şüphesiz cennet ehli, aralarındaki fazilet farkından dolayı üstlerindeki köşklerde yaşayanları seyrederler; tıpkı sizlerin ufukta doğudan batıya doğru kayan yıldızları seyretmeniz gibi." Ashab; "Ey Allah'ın Resulü; orası Peygam- berlerin makamı mıdır? Oraya başka kimse gidemez mi?" diye sordular. "Evet (Peygamberlerin makamıdır). Ama hayatım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, aynı zamanda Allah'a iman eden ve Peygamberleri tasdik eden adamlar (in
da makamıdır)" buyurdu." (Buhari, Bed’u’l-Halk, 8; Müslim, Cennet 3/11)
Ebu Hureyre'den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cennete ilk girecek olan zümrenin yüzleri, ayın on dördü gibidir. Onlardan sonra gelen zümre de gökteki en büyük yıldız parlaklığında olacaklar. Cennette insanlar, küçük ve büyük abdest bozmaya, tükürmeye ve sümkürmeye ihtiyaç duymazlar. Onların tarakları altındandır. Terleri misk gibi kokar. Buhurdanlıkları öd ağacındandır. Zevceleri ise hurilerdir. Onlar, ataları Âdem'in yaratılışı üzere altmış zira boyunda bir adam şeklinde
olacaklar." (Buhari, Bedi’u’l-Halk 8; Enbiya 1; Müslim, Cennet, 14-16, 17; Tirmizi, Cennet, 7)
Cabir b. Abdullah şöyle dedi: Resulullah’ın (a.s.) şöyle söylediğini işittim: "Cennet ehli orada yerler, içerler; ama tükürmez, büyük ve küçük abdest yap- maz ve sümkürmezler." Ashab; "Onların yedikleri ne olur?" diye sordu. "Geğir mek ve misk damlası gibi bir ter! Onlara tıpkı nefes almak ilham edildiği gibi, tesbih ve tahmid de ilham edilir." (Müslim Cennet, 18-20, Ebu Davud, Sünnet 23)
"Geğirmek ve misk damlası gibi bir ter!" cümlesi, dışkı olarak kendileri den sadece misk gibi bir ter boşalacağı ve çok hoş bir geğirme sesi duyulacağı
anlamındadır.
"Cennet ehlinin çocuğu olmaz."(Tirmizi, Cennet, 23) Hadis zayıf bir senetle rivayet edilmiştir.
Ebû Saîd el-Hudrî'den rivâyet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Mü'min cennette çocuk (sahibi olmayı) arzu edince, anne karnındaki
süresi, doğumu ve yaşı, aynen arzu ettiği şekilde bir anda gerçekleşir." (Tirmizi, Cennet 23) Tirmizî'nin garîbdir dediği bu hadîsi Ahmed b. Hanbel, Ibn Mâce, Dârimi ve İbn Hibbân da rivâyet ettiler." (İbn Mace, Zühd, 39; Darimi, Rikak, 110; Müsned 3.cilt sayfa 9)
Bu konu âlimler arasında ihtilaflıdır. Tavus, Mücâhid ve ibrahim en-Neha
gibi bazı âlimler; "cennette ilişki var, ama çocuk olmaz" demişlerdir. Yukarıda da görüldüğü gibi bazıları da "Lâkin cennet ehli çocuk istemez" dediler. Buna göre hadîs, faraza cennet ehli çocuk sahibi olmak istese, çocuğun hamilelik sü resi, doğumu ve erginlik çağına gelmesi bir anda tamamlanır ve kız, erkek veya istedikleri başka özelliklere uygun biri olarak yaratılırdı, ama cennet ehli böyle bir istek ve arzu duymayacak demektir. Bundan önce geçen hadiste de cennet ehlinin çocuğu olmayacağı belirtiliyordu."(Kemal Sandıkçı, Camiu’l-usul Tercüme ve Şerhi, 17.cilt sayfa 72)
Enes b. Mâlik ‘den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (a.s.); "Cennette mümine, şu kadar şu kadar (kadınla) ilişki gücü verilir" buyurdu. Kendisine "Ey Allah'ın Resulü; insanın buna gücü yeter mi?" diye sorulunca; “Ona yüz erkek kuvveti verilir" dedi." (Tirmizi, Cennet 6)