Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Birçok tasnif vardır ve alimler arasında ihtilaflara müncer olmuştur. İbnü'l-Hassar (rahîmehullah) dedi ki: İki manada daha ihtilaf edilmiştir.
Birincisi: Esmâ-i Hüsna’dan her ismin delalet ettiği mana Yüce Yaratan'ın zatı ile kaim midir? İlmi, kudreti, hayatı ve sair sıfatı olduğuna dair delilin kaim olduğu sıfatlar gibi... Yoksa bunlar zatı ile kaim olamayan bir tamım sıfat ve nispetler midir?
İkinci mana: Bizim, mütekaddim imamlarımızın ispat ettiği sıfatlar dışında bir sıfat ispat edebilir miyiz, yoksa onların ispat ettikleriyle yetinip bunları aşamaz mıyız?
Fakih Ebû Bekr b. Arabî (rahîmehullah) bütün isimleri meşhur yedi sıfata ekleyerek meseleyi zorlamıştır. Halbuki ne makul ne de menkul delillerde buna bir işaret yoktur. Yedi sıfattan kasti ise, hayat, ilim, kudret, irade, kelâm, semi', basar. Bütün isimleri ve manalarını bu sıfatlara bağlamakta meseleyi zorlamıştır.
İbnü'l-Hassar (rahîmehullah) der ki: Bu konuda ne icma ne de yeterli delil vardır. Zat ile kaim sıfatları sınırlandırmaya dair kesin bir delilde yoktur. Onun dediği şekliyle isimleri ve manaların yedi sıfata dayandırmanın da bir manası yoktur. Böyle yapanların da bir delili yoktur. Bizim itikat ettiğimiz şudur: Sıfata delalet eden her isim, o sıfata fiillerde (faile) muhtaç olma vecihlerinden bir vecih ile delalet eder. Bu sıfat mevcuttur. Çünkü biz bu izah ile ilim, kudret ve
ihtiyaç vecihlerinin delalet ettiği diğer sıfatları ispat ettik. Bu yolla da kelâm, sem', basar Muhtaç olma vecihlerinden birinin delalet sıfatına raci olur. Veya fiili sıfatlarını ispat ettik. Bu aynı zamanda akli ve nakli delilerin lazımıdır.
ona veya fiillere nispet kabilindendir.
(Kaynak: EL-ESNA Fİ ŞERHİ ESMA’İLLAHİ’L-HÜSNA VE SIFATİHİLÜLYA İMAM KURTUBİ Tercüme: Hüseyin Nohut FECRİ SADIK Yayınları sayfa 83)
"Hafiz" kelimesi, Arapça ‘da sözlük anlamı olarak "korumak, görüp gözetmek, ihmalkar ve gafil davranmayıp dikkat ve basiret içinde olmak anlayıp bellemek ve ezberlemek" anlamlarındaki "hifz" kökünden türetilmiş bir sıfat olup "koruyan, hiçbir şeyin kaybolmaması ve ihmal edilmemesi için gereken bütün tedbirler Allah'ın isimlerinden biri olarak "kâinattaki her şeyi denetim, gözetim ve koruması altına alan, evrendeki her şeyin düzen ve dengesini sağlayıp koruyan yüce zât" şeklindeki anlamıyla Kur'an'daki üç ayette tekrarlanan "hafiz" ismi, sadece Tirmizi'nin naklettiği Esmâ-i Hüsnâ rivâyetinde yer almıştır.
Bu ismin zikredildiği ayetlerin ikisinde "Allah'ın her şeyi gözeten” olduğu; diğerinde ise "Allah'ın, kendisinden başkasını koruyucu kabul edip dost edinenleri, sürekli olarak gözetim altında tuttuğu” hususları vurgulanmıştır( Hud suresi 57. Ayet; Sebe suresi 21. Ayet; Şura suresi 6. Ayet)
Öte yandan yine "hifz" kökünden türetilmiş olan "hâfiz" (hâfizûn/hâfizîn) şeklindeki nitelemeler de Kur'ân'ın üç ayetinde birer sıfat olarak Allah'a nispet edilmiştir. Bunları birinde Hz. Yakub'un dilinden "Allah'ın en iyi koruyucu olduğu" (falla- hu hayrun hâfizan); diğerinde "Kur'ân'ı sadece Allah'ın koru- yacağı" (ve inná lehû le-hâfızûn); üçüncüsünde de "Hz. Süleyman’ın emrinde çeşitli işlerde çalıştırılan elemanların (şeyâtîn), Allah'ın sürekli gözetimi altında tutuldukları" (ve künnâ lehüm hâfizîn) hususu, “hâfız" kelimesi kullanılarak belirtilmektedir( Yusuf suresi 64. Ayet; Hicr suresi 9. Ayet; Enbiya suresi 82. Ayet) İlk dönem şârihlerinden Halîmî'nin: “kulunu gerek din gerekse dünya konularında bütün tehlikelerden koruyan" anlamını verdiği “hâfiz” ismine, Beyhakî'nin ise “bildiğini unutmayan” şeklinde mâna verdiği kaydedilmektedir.
|