Alıntı:
S E N E 7 Nickli Üyeden Alıntı
Cinler mesela telefona veya elektronik başka cihazlara mudahale edebilir bozabilir mi ?
|
cinlerden olan ifrit, sürat açısından demode olmuş bir konuma düşmüştür ve Hz. Süleyman da bu işi cine değil, yanında Kitap’tan bir ilim bulunan şahsa yaptırtmıştır. Bu kimsenin, Hızır, Cebrail (a.s.) veya Hz. Süleyman'ın kendisinin olduğu kaydedildiği gibi, onun veziri Asaf b. Berhıya olduğu da nakledilmektedir. (Razi, Mefatih 24.cilt sayfa 197)
Burada konumuzla ilgili olan husus, cinlerden olan ifrit ‘in Sebe' Melike’si ‘nin tahtını getirmeye gücünün yettiğidir. Kendisi bu konuda, "Bunu yapmaya gücüm yeter ve bana güvenilir" demiştir. (Neml suresi ayet 39) Seba, vaktiyle Yemen'de kurulu bir devletti. Hz. Süleyman ise, Filistin'de, Kudüs'te ikamet etmekteydi. Kısacası, Melike'nin tahtının nakledileceği mesafe olan Yemen-Kudüs arası uzun bir yoldu. Şayet kendisine görev verilseydi, cinlerden olan ifrit, tahtı herhalde ışık hızıyla (saniyede 300.000 km) nakledecekti, çünkü kendisi ışından yaratılmıştı. Fizik bilginleri, ışık hızına ulaşabilmek için, cisimlerin kütlesinin enerjiye dönüşmesi gerektiğini, aksi takdirde bunun mümkün olamadığını dile getiriyorlar. Bu durumda adı geçen cinin, Sebe' Melikesi ‘nin tahtını Yemen'den alıp, Kudüs'e getirebilmesi için, tahtı enerjiye, yani ışına dönüştürüp, o mesafeyi katettikten sonra, Kudüs'te tekrar yoğunlaştırarak eski haline getirebilmesi gerekir. Aksi takdirde böyle bir işleme tabi tutmadan, böylesine yüksek bir hızın yapacağı etkiye Melike'nin tahtının dayanması mümkün gözükmediği gibi, tahtın enerjiye (ışık) dönüşmeden, cismini (kesafetini) koruyarak ışık hızını elde etmesi de imkan dahilinde olmamalıdır. Burada konumuz, cisimlerin ışık hızıyla uzak mesafelere nasıl nakledilebileceği değil, cinlerin buna güç yetirip yetiremeyeceği hususudur. Yukarda kaydettiğim ayette, cinlerden olan İfrit, bu işe gücünün yettiğini söylemektedir. (Neml suresi ayet 39) Cinin bu işi nasıl yapacağı konusunda ayrıntılı bilgi yoktur. Cin sadece, bu işi
"Hz. Süleyman makamından kalkmadan" yapabileceğini söyleyerek, hızına işaret etmektedir. Bütün cinler bu tür şeyleri yapmaya güç yetirebilirler mi? Yoksa bu sadece o ifrite mi mahsustu? soruları da meçhul kalmaktadır. Çünkü adı geçen cin, "Biz cinler bu işi yapabiliriz" dememekte, aksine "Bu işi yapmaya gücüm yeter ve bana güvenilir" diyerek sadece kendisini kastetmektedir. Halbuki Kur'an'ın bildirdiğine göre Hz. Süleyman'ın emrinde sadece bir cin değil, daha başkaları da vardır. Dalgıçlık yapan, bina kuran cinler bunlardandır.(Enbiya suresi ayet 82; Sad suresi ayet 34-39) Ayrıca onun ordusunun bir kısmı da cinlerden meydana gelmektedir.(Neml suresi ayet 17) Hz. Süleyman danışmanlarını topladığı ve "Melike'nin tahtını, onlar buraya gelmeden önce bana kim getirebilir" dediği zaman, diğer cinler niçin ses çıkarmamışlardır da sadece o İfrit "Ben getirebilirim" diye cevap vermiştir? Hz. Süleyman'ın danışmanları içinde o mecliste cin olarak sadece o İfrit mi vardı? Yoksa başka cinler de danışmanların arasında mevcuttu da o işe güçleri yetmediği için ses çıkarmadılar mı? Bu sorular da cevapsız kalan hususlardandır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir husus, cinlerin Hz. Süleyman'a zorla boyun eğdirildikleridir. (Sebe suresi 12-13 ve Sad suresi 34-39 ayetler) Yoksa cinler, kendi arzularıyla Hz. Süleyman’ın buyruğuna girmemişlerdir. O halde, tahtı getirebileceğini söyleyen İfrit de, bu işi kendiliğinden değil, Hz. Süleyman emrettiği için yapacaktı veya yapması temin edilecekti. Burada, cinlerin istedikleri gibi eşya üzerinde tasarruf edip edemeyecekleri sorusu karşımıza çıkmaktadır. Kısacası, yukardaki ayetlerden, bir eşyayı, onun mahiyetini değiştirmeden, tahrip etmeden ışık hızıyla çok uzak mesafelere götürebilecekleri, ağır yükleri kaldırabilecekleri anlaşılan cinler, acaba insanın dünyasına müdahale etme hakkına sahipler midir? Canları isteyince ya da kafaları kızınca insanın ektiği-biçtiği tarım alanlarını tahrip edip, ormanları yok edebilirler mi? Yine insanın yaptığı evleri, binaları, şehirleri, fabrikaları, tesisleri imha edebilirler veya insanın evine koyduğu eşyaları alıp başka yere atabilirler mi? Onların bu tür tasarruflarına izin verilmiş midir? Bu sorulara "Hayır" cevabının verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü Allah (c.c.), insanı kendisine halife seçmiş (Bakara suresi 30. Ayet; Enam suresi 165. Ayet; Yunus suresi 14. Ayet; Fatır suresi 39. Ayet Sad suresi 26. Ayet) ve Yeryüzünde tasarruf hakkını ona vermiş, şeytanların atası olan İblise bile ona secde etmesi emrini vermiş, o ise insanın emrine girmekten kaçınmış ve Kıyamet'e kadar insanoğluna düşman olduğunu ilan etmiştir.(Bakara suresi 34. Ayet; Araf suresi 11-17; Hicr suresi 36-40 İsra suresi 61; Kehf suresi 50 Sad suresi 79-82) Allah (c.c.) da, vesvese ve kötü telkin yapmaktan başka kulları üzerinde onun bir hakimiyeti bulunmadığını bildirmiştir.(İbrahim suresi ayet 22; Hicr suresi ayet 52; Nahl suresi ayet 99; İsra suresi ayet 65) Kullarına da, şeytan ve cin cinsinden düşmanlarına karşı sadece kendisine sığınılmasını bildirmiş, ruhani olan bu düşmanlardan korunacak bundan başka bir silah vermemiştir. (Araf suresi 200-201; Nahl suresi 98; Müminün suresi 97; -98; Fussilet suresi ayet 36) Kısacası, Yeryüzünde halifesi olan kullarının, cin gürûhundan olan düşmanlarına karşı korunmasını Kendisi üzerine almıştır. Bu durumda cinlerin yukarda saydığım şeyleri yapabilmesi, insanın dünyasına girip onun evini, barkını, eşyasını, tarlasını tahrip etmesi, ya da başka yollarla insana kastetmesi mümkün değildir. Allah (c.c.) buna izin vermemiş, "Hafaza Melekleri" vasıtasıyla kullarını kendi himayesine almıştır. Cinlerin ya tanların, Allah'ın iradesi ve güçlü meleklerinin denetimi dışına çıkarak insanoğluna karşı herhangi bir azgınlıkta bulunmaları mümkün değildir. Allah'ın melekleri, çılgın ateş azabı, delici ışınları herhalde konulan sınırları korumak için hazır beklemektedir. Tabii bu konuda en iyisini Allah (c.c.) bilir. Bir de, "sünnetullah" yani Allah'ın öteden beri devam edip gelen kanunları bu şekilde düşünmemizi gerektirmektedir. Buna göre, zelzele, fırtına, yağmur, sel, zamanın eskitmesi gibi tabii sebepler dışında, Yeryüzünde insanın meydana getirdiği eserlerin kendisinin dışında cin-şeytan vs. varlıkların eliyle yok edilmesi, ya da insanın izni ve iradesi dışında yerlerinin değiştirilmesi, Allah'ın Sünneti'ne yani bu hususta koyduğu öteden beri süregelen kanunlarına aykırıdır. İnsanlık tarihi boyunca, günümüze kadar böyle bir şey görülmemiştir. Bir binanın, bir köşkün, bir eşyanın cinler eliyle bir yerden alınıp, hiç bozulmadan başka bir yere taşınması asırlardır insanoğlunun hayallerini süslemiş, Alaaddin'in Sihirli Lambası gibi masallara konu olmuş, ancak bunlar gerçekleşmemiştir. Çünkü bunlar Sünnetullah'a aykırı şeylerdir, Cenab-ı Hak ise, kendi koyduğu kanunlarında kısacası Sünnetullah'da bir değişiklik olamayacağını bildirmektedir. (İsra suresi 77. Ayet; Ahzab suresi 62 ve 43. Ayetler; Feth suresi 23. Ayet)