Tekil Mesaj gösterimi
  #13  
Alt 03.01.25, 11:36
lindaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
lindaa lindaa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 19.01.21
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 669
Forum Puanı: 2174
Etiketlendiği Mesaj: 15 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
el-Mevsili, Hz. Peygamber'in kabri-i şerifini ziyaret esnasında ne söylenmesi gerektiğini beyan ederken açıkça Resulullah’a hitap edilerek yapılan duayı kaydetmiştir. Bu duada Resulullah’tan şefaat etmesi ve Allah katında şefaatçi olması; kendileri için Allah'tan. Şürunbulali, çeşitli şeyleri niyaz etmesi istenmektedir.(Mevsili el-İhtiyar 1.cilt sayfa 176) Aynı ifadeler, Hanefi Fukahasından eş- Şürunbulali tarafından Meraki'l-Felah'ta da zikredilmektedir "istiska/yağmur duası" bölümünde, Medine'de yağmur duasının Mescid-i Nebi'de Resulullah’ın huzurunda yapılacağını, Resulullah’a iki arkadaşıyla (Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'le) tevessül edileceğini, üçüyle de Allah'a tevessül edileceğini söylemektedir. Tahtavi de bazı ariflerin tevessülün adabı olarak, Salihlerle Hz. Peygamber'e onunla da Allah Teala'ya tevessül edileceğini söylediklerini aktarmaktadır. (Tahtavi, Haşiyetü Menaki’l Felah sayfa 551)
İbnu'l-Hümam, Hz. Peygamber'in kabrini ziyaret adabını anlatırken ziyaretçinin yapacağı şeyler ve söyleyeceği sözler arasında tevessülü, dua ve şefaat istemeyi açıkça zikretmiştir. Kitaplarında geçen çeşitli ifadelerden başka Hanefi alimlerinin de özellikle Rasulullah ile tevessülü kabul ettikleri ve bu şekilde dua ettikleri anlaşılmaktadır.
Son dönem ulemasından Zahid el-Kevseri'nin bu konuya ayırdığı makalede tevessülün cevazına dair deliller derli toplu verilmiştir. Kevseri, şahıs ile tevessülün de naslarla sabit olduğunu, "Allah'a vesile arayın” ayetindeki vesilenin takyidinin, Hz. Ömer hadisindeki tevessülün dua olarak açıklanmasını delilsiz, hevaya uyarak yapılan kayıtlamalar olarak görmekte; İbn Teymiyye'nin zayıf ve delil olarak alınamaz gördüğü bazı hadislerin sıhhatini ispat etmektedir.(Zahid el-Kevseri Makalat Kahire 1372 sayfa 378-397) Delil getirdiği ayetler şunlardır:
1- "Ey iman edenler! Allah'tan (c.c.) korkun, ona yakınlaşmak için vesile arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz." (Maide suresi ayet 35) Bu ayette vesile umumi gelmiştir. Bunu takyid eden bir delil bulunmamaktadır. Dua ile tevessülü de zat ile tevessülü de kapsamaktadır. Bu husus sadece rey veya dil yönünden umumi olmakla söylenmiş bir hüküm değildir. Hz. Ömer de yağmur duasında Hz. Abbas'la tevessülden sonra,
"Bu Allah'a vesiledir" demiştir. Bu da ayetin bu umumi manasını göstermektedir.
2- "Daha önce kafirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerin deki (Tevrat'ı) doğrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkar ettiler. İşte Allah'ın laneti böyle inkarcılaradır." (Bakara suresi ayet 89) Begavi gibi müfessirlerin zikrettiğine göre Yahudiler Peygamberimizin bisetinden önce düşmanlarına karşı galip gelmek için, "Allah'ım bize ahir zamanda göndereceğin Tevrat'ta sıfatlarını okuduğumuz peygamberinle zafer ver!" diye dua ediyorlardı (Zahid el-Kevseri, Makalat sayfa 387)
3. "Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı." (Nisa suresi ayet 64) Mutlak ıtlakı üzere terk edilir. Bu ayeti takyid eden bir deli bulunmamaktadır. Ayet Hz. Peygamber'den ölümünden sonra da istiğfar istenebileceğine delildir. Nitekim Hanbeli alimler bile peygamberlerin kabirlerinde diri olduklarını ifade etmişlerdir.(Zahid el-Kevseri, Makalat sayfa 387)
Hadisten delilleri ise şunlardır:
1- Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor: Halk kıtlığa maruz kaldığında Ömer b. el-Hattah (r.a.), Abbas b. Abdilmuttalib ile istiskada bulunarak: “Allah'ım! Peygamberimiz ile sana tevessül ederdik de bize yağmur verirdin. (Şimdi ise) Peygamberimizin amcası ile sana tevessül ediyoruz, bize yağmur ver!" derdi. Bunun üzerine yağmur yağar ve halk suya kavuşmuş olurdu.(Buhari, İstiska 3; Fedailü Ashabi’n-nebi 11; İbn Huzeyme, sabih 2.cilt sayfa: 337-338; Hakim Müstedrek 3.cilt sayfa 334) Burada mahzuf bir "dua" takdir etmenin bir delili yoktur. Bu hadis zat ile tevessüle açık delildir. Ayrıca Hz. Abbas'la tevessülün sebebi Hz. Peygamber'e yakın olmasıdır. Dolayısıyla burada aynı zamanda Hz. Peygamber'le tevessül edilmiştir. Bu hadisin farklı varyantları net bir şekilde zat ile tevessülü göstermektedir. Bunun sadece diri olana hasredilmesi ise bu hususta yazan pek çok alimin ifade ettiği gibi delilsiz bir takyid olmaktadır.
2- Malik ed-Dar -ki o Hz. Ömer'in haznedarı idi- anlatıyor: Hz. Ömer devrinde halk şiddetli bir kıtlığa maruz kalmıştı. Derken bir adam Rasulullah (sav)'in kabrine gelerek: "Ya Rasulallah! Ümmetin için yağmur yağmasını iste. Zira onlar helak oldu lar!” dedi. Bunun üzerine rüyasında adama şöyle denildi: "Ömer'e git, ona selam götür halkın suya kavuşacağını haber ver ve ona şunu söyle: "Senin vazifen, iyi muamelede bulunmak, muvazeneli ve güzel hareket etmektir. "(İbn Ebi Şeybe, Musannıf 7.cilt sayfa:482-483; İbn Abdilberr, İstiab 2.cilt sayfa 464, Zekeriya Güler rivayetin sahih olduğu kanaatine varmıştır. [Zekeriya Güler, ‘’Vesile ve Tevessül Hadislerinin kaynak değeri’’, Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi, Ankara 2003, Sayfa 72-76]) Bu kişi berzah aleminde olan Resulullah’tan istekte bulunmuş ve bunu o dönemdeki hiçbir sahabi inkar etmemiştir. Bu sahabenin Resulullah’ın vefatından sonra onunla yağmur talebinde bulundukları hususunda nastır. (Zahid el-Kevseri, Makalat sayfa 388-389)
3-Osman b. Huneyf (ra) anlatıyor: Gözleri görmeyen bir adam Peygamber (sav)'e gelerek: "Ya Rasulallah! Gözlerimi iyileştirmesi için Allah'a dua et", dedi. Rasulullah(sav), "Istersen dua edeyim, istersen sabredersin! Sabretmek senin için hayırlıdır,"buyurdu Adam: "Allah'a dua buyur (da gözlerim açılsın!)" deyince, Rasulullah (sav) onun gereği gibi abdest almasını ve şu duayı yapmasını emretti: "Allah'ım! Peygamberin; rahmet peygamberi Muhammed ile senden istiyor ve sana yöneliyorum. Şu hacetimin yerine getirilmesinde (gözlerimin açılmasında) ben seninle (Peygamber ile) Rabbime yöneldim. Allah'ım, onu benim hakkımda şefaatçi kıl (onun hürmetine duamı kabul
buyur?!).Bu hadiste Hz. Peygamber'in zatıyla, makamıyla tevessüle ve gıyabında O'na nida edileceğine delil vardır. Bu hadis sahih bir hadistir. (Zahid el-Kevseri, Makalat sayfa 389-390)
4 Osman b. Huneyf, Hz. Osman'ın hilafeti sırasında bir ihtiyacı olup Hz. Osman'la görüşmek isteyen ancak bir türlü görüşemeyen birine bu duayı aktarmış; o da bu duayı yaptığında kolaylıkla Hz. Osman'la görüşmüştür.(Taberani el-Mu’cemu’l-Kebir, cilt 9 sayfa 31; Beyhaki Delail cilt 6 sayfa 167-168; Münziri, Terğib cilt 1 sayfa 108-109; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, cilt 2 sayfa 279; Zahid el-Kevseri, Makalat sayfa 391)
5.Ebu Said el-Hudri'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Kim namaz kılmak üzere evinden çıkar ve Allah'ım, senden isteyenlerin senin katındaki hakkı için senden diliyorum. Şu yürüyüşün hakkı için senden diliyorum. Zira ben ne büyüklenmek ne de kendini beğenmek için ve ne gösteriş ne de duyurmak için çıktım. Ben yalnız senin gazabından sakınmak ve senin rızanı aramak için çıktım. Ben senden beni ateşten kurtarmanı ve günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Çünkü günahları ancak sen bağışlarsın!'’ derse, Allah ona rızasıyla yönelir ve ona yetmiş bin melek istiğfar eder. (İbn Mace, Mesacid, 14; Ahmed b. Hanbel, Müsned cilt 3 sayfa 21; İbnüs-Sünni, Amelu’l Yevm, Dımaşk 1989, sayfa 43, Zekeriya Güler hadise’’ hasen li gayrihi’’ hükmünü vermektedir. (Zekeriya Güler, ‘’Vesile ve Tevessül Hadislerinin Kaynak Değeri’’ Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi, Ankara 2003 sayfa 63-65]) Bu hadiste Müslümanların umumu ve havassı ile tevessüle delil vardır.2318
Kevseri en sonunda özetle, ölü veya diri peygamberler, veliler, Salihler ile tevessülü inkar edenin en küçük bir hüccetinin olmadığını; tevessül sebebiyle Müslümanlara şirk iftirasını atanların bu tehevvürünün ancak kendilerine zarar vereceğini söylemiştir.(Zahid el-Kevseri Makalat sayfa 393-395)
Şevkani 'nin değerlendirmesi ise şöyledir: "Gerçekten Peygamber (sav) ile hayatta iken tevessül sabit olmuştur. Ayrıca vefatından sonra ondan başkasıyla da sahabenin sükuti icmai ile tevessül sabit olmuştur. Çünkü sahabeden hiçbiri, Hz. Ömer'in Abbas (ra) ile tevessülünü yadırgamamıştır. Bana göre, İzzeddin b. Abdisselam (v. 660/1261)'ın iddia ettiği gibi tevessülün cevazını yalnız Peygamber (s.a.v.)'e tahsis etme nin, şu iki sebepten dolayı bir manası yoktur: Birincisi, söylediğim gibi sahabe icmal var
dır. İkincisi ise, ilim ve fazilet sahibi bir zat ile tevessül, gerçekte
onun salih amelleriyle ve üstün meziyetleriyle tevessül demektir. Çünkü fazilet sahibi olan kişi, ancak amelleriyle faziletli olur. Bu durumda, "Allah'ım, falan alim ile ben sana tevessül ediyorum" diyen kimse, onun sahip olduğu ilim (ve amel) ile tevessül etmiş olmaktadır."
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşıldığı üzere peygamberler, veliler ve Salihlerle hayatta iken veya öldükten sonra tevessülün caiz olduğu yönündeki deliller çok güçlüdür. İbn Teymiyye'nin ve onu takip edenlerin zat ile tevessülü yasaklamak için getirdiği deliller zayıf veya zorlamadır. Bu husustaki en güçlü delilleri Rasulullah ve sahabe döneminde böyle bir şey olmadığı yönündedir. Ancak yukarıda sayılan rivayetler bunun da doğru olmadığını göstermektedir. Bu görüşte olanlar şu silsileyi izlemişlerdir. Dua bir ibadettir. İbadetler ise emir ve ittibaya dayanır. Yani bu hususta Allah'tan gelen bir emir ve Resulünden gelen emir veya uygulama gerekir. Duada zat ile tevessülle ilgili bir nas nakledilmemiştir. Sahabenin de böyle bir şey yaptığı bilinmemektedir. Nakledilenler ise ya delil olamayacak şekilde zayıf veya uydurma; ya da başka manadadır. O zaman zat ile tevessül caiz değil, bidattir. Hatta şirktir. Hepsinin dayandığı yer de İbn Teymiyye'dir.
Burada şunu da ifade etmek gerekir ki, İbn Teymiyye tevessül konusunu fıkhi bir mesele olarak görmüş ve bu çerçevede incelemiştir. Onun takipçilerinden Vehhabiliğin kurucusu Muhammed b. Abdülvehhab, “bazıları salihlerle tevessülü caiz görüyor, bazıları sadece Allah Resulüyle tevessül edilebileceğini söylüyor, alimlerin çoğu ise bunu yasaklıyor ve kerih görüyor” dedikten sonra; "her ne kadar bu konuda doğrusu bizim görüşümüz (caiz olmadığı) olsa da konu fikhi bir meseledir. Cumhurun görüşü mekruh olmasıdır. Yapanı inkar etmiyoruz" demekte; ancak kendi yorumunca tevessül edilenin aşırı büyütülmesinin sakıncasına dikkat çekmektedir. İlginç olan günümüz deki İbn Teymiyye ve Muhammed b. Abdülvehhab'ın takipçilerinin konuyu genellikle
şirk çerçevesinde ele almalarıdır.
Muhammed b. Abdülvehhab'ın cumhurun mekruh gördüğü yönündeki ifadesi de doğruyu yansıtmamaktadır. Bir diğer ilginç husus da budur. Doğru düzgün alim adı vermeden ulemanın çoğunluğu ifadesi kullanmışlar, vere vere sadece İbn Teymiyye'nin adını verebilmişlerdir. Bir de Hanefilerin bazı fetvalarını kendilerine göre yorumlamışlardır.
Kayklariyla beraber verilen bilgiler en değerli ve en kaliteli olan bilgidir . Teşekkür ederim Yusuf abi kendi namima çok faydalanıyorum paylasımlarından.Allah senden ebeden ve daima razı olsun.

Malesef günümüzde son paragrafta geçtiği gibi bir akım var kaynak göstermeden hurafelerle doldurdular bilhassa instegram vb.sayfalar gırla.Umarım herkes hepimiz kaynaklı bilgilerle yol alır.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148