Tekil Mesaj gösterimi
  #9  
Alt 06.01.25, 03:19
ulubatlihasan ulubatlihasan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 31.12.22
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 407
Forum Puanı: 1349
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bizler sebepler dünyasında yaşıyoruz. Rızık veren Allah'tır, ama rızkımızı bize vasıtalar yolu ile veriyor. Baba bir vasıtadır mesela. Babanın "çocuğumun rızkını ben temin ediyorum" demesi şirk değildir. Zira baba asıl rızık verenin Allah olduğunu biliyor. "Falan ilaç iyi geldi, şifa buldum" sözü de böyle ifadelerdir. Ancak Allah'ın o ilaçta şifayı yarattığına değil de şifanın ilaçta olduğuna inanılırsa, şirk olur. Asıl şifa verenin Allah olduğu biliniyor. Bunlar günlük hayatımızda kullandığımız ifadelerdir. Dolayısıyla diri veya ölü kamil bir mümini vesile kılarak, onun hürmetine Allah'tan bir şey istemek mümkündür.
Özellikle vefat eden salih kulları vesile edinenler onların bedenini vesile kılmıyorlar. Bedenler çürüyüp gitmiştir. Ama ruhlar hayattadır. Bizler buna inanıyoruz. Hayattayken kendisiyle tevessül edilenin bedeniyle değil, ruhuyla yani onun Allah katındaki değeriyle tevessül edildiği açıktır. Aynı kişi öldüğünde değişen bir şey olmayacaktır. Doğrusu bu denli ilişkiler içinde olanların ne yaşadığını, neyi tecrübe ettiğini de bilmiyoruz. Zira ruhlar alemiyle herkesin irtibatı aynı oranda değildir. Dolayısıyla bunu reddetmek yerine anlamaya çalışmak en isabetli yoldur. Anlayamadığımız yerde de illa reddetmek gerekmiyor, Kur'an'la açıkça çelişmediği takdirde.
Medet, istimdat yoluyla vefat eden şahıslarla yapılan tevessül bilhassa tarikat çevrelerinde yapılıyor. Bu durum istimdat yoluyla tevessülün tasavvufa özgü olduğunu gösteriyor. Yani tasavvuf sistemi içinde, tarikat terbiyesi, nefis eğitimi içinde bunun anlamlı bir yeri olsa gerek. Mürşid-mürid ilişkisinin oldukça farklı bir manevî havada gerçekleştiği dikkate alınırsa onların ruhsal durumlarını anlamak daha kolay olur herhalde.
Burada tevessülde bulunurken kullanılan bazı tabirlerin hoş olmadığını belirtmeliyim. Büyük bir veli vesile kılınarak "Allahım, onun hürmetine ihtiyacımı gider" denilebilir, ancak "Ya Gavs, yetiş ey Geylani, medet ya Bağdadi" gibi nitelemeler uygun gelmiyor bana. Zira bu tür lafızlarla yapılan tevessüller asr-ı saadette görülmemiştir. Burada "böyle diyenin maksadının temelde Allah olduğu, O'ndan yardım istendiği" söylenebilir. Doğrudur, olabilir belki, ama bilgisizlerin elinde bu ifadelerin yaygınlaşması ve içeriğinden boşaltılması halinde asıl maksadı gölgeleyebileceğine dair endişelerim var.
Temelde tevessül ve istimdadı kabul etmekle birlikte bunun televizyon aracılığıyla sıradanlaştırılmasının tenkide açık bir konu olduğunu düşünü- yorum. Zira diziler ve filimler yoluyla ortaya çıkan imaj, medet umulan mürşidin anında yardıma koşmasıdır. Bu bir değil, iki değil defalarca. Bu durum akli faaliyetleri gölgeliyor gibi duruyor. İnsanın aklına "bunlar iyi hoş da neden günümüzün pek çok acil çözüm bekleyen meselelerine çare aranmıyor o halde" geliyor. Bir kıyasla ifade edersek; Peygamberimiz mucize göstermiştir, evet, ama kalkar hayatının her safhasını mucizevi kılarsak onu insan olmaktan çıkarırız. Bu da böyle. Büyük velilerle istimdat olabilir ama bunu hayatın temeli ve her an hazır ve nazır halde gibi kılarsak, farklı bir tablo ortaya çıkar. Elbette buna "maksadımız bu değil" şeklinde itiraz edilebilir, fakat ortaya çıkan imaj da bundan başka bir şey değil.
Son olarak bu konularda vurgulanması gereken şey tevhid inancının korunmasıdır. Bütün bunları şirktir diyerek reddetmek meseleyi çözmüyor. Tevessülde bulunurken temelde Allah'tan istediğimize inandıkça ve bunu unutmadıkça bunda bir beis yoktur diye düşünüyorum.
Bu durumda yine istigasenin tevessul olduğu varsayılmış, yani "Yetiş ya Abdulkadir geylani" sözü Abdülkadir Geylaniden yardım istemiyor, onun Allah katındaki değeri hürmetine Allah'tan yardım isteniyor sonucu çıkıyor. Lakin biz görüyoruz ki, özellikle popüler görüşün daha doğrusu bu konuda sorulan görüşün "Yetiş ya Abdulkadir Geylani" den kastı hakiki manada Abdulkadir Geylani'nin zatından yardım istemektir, şu haliyle bu durumun bir tevessul, aracı etme durumu olmadığı ortaya çıkıyor. Benim sorduğum birçok kişi de gerçekten Abdulkadir Geylaniden yardım istiyoruz, Allah bazı evliyasına tasarruf yetkisi vermiştir diyorlar, başka cenahta onları tekfir ediyor şirk koşma sebebiyle. Ölünün yardım edeceğine dair delil var mı? Aksine işaret eden çok nass var.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148