Tekil Mesaj gösterimi
  #4  
Alt 06.01.25, 07:48
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
1cilingir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sadece 1 kere başıma geldi rüyada olduğumu farkettim ve anında sanki beynimin içinde uyan diye bir laf duyup direk otomatik olarak uyandım ne tür rüya olduğunu unuttum

dini boyutu nedir ?

tekrarlamaya çalışmanın bir sakıncası var mıdır
Prefrontal korteksin aktif olmaması ayrıca, rüya görürken hayali avatarımızı kontrol edebilir ve karar verebilirmiş gibi hissetmememizin de açıklaması olabilir. Rüya, başımıza gelen bir filme benzer. Kendi maceramızı seçemeyiz; en azından genellikle öyledir. Bunun tek istisnası, kişinin rüya gördüğünü bildiği, hatta hayali iç dünyasında bile isteye keşfe çıkabildiği lüsid (berrak) rüyalardır. Lüsid rüyalar nasıl mümkün olabilir? Prefrontal korteks aktivitesinin uykudayken kaybolduğunu az önce söyledim; o halde kişi rüyalarını nasıl aktif olarak kontrol edebilir? 2012'de Alman uyku araştırmacıları da aynı soruyu sordular. Lüsid rüya gören bazı denekleri fMRG cihazında uyurken incelediler. Katılımcılar REM uykusuna geçtiğinde fMRG ilginç bir aktivasyon örüntüsü saptadı. BOLD sinyali, normalde rüya sırasında aktif olan bölgelerin yanı sıra, prefrontal alanda da belirgin biçimde ortaya çıkmıştı. Prefrontal korteks aktifti. Kimi insanların prefrontal korteksi, bilinmeyen sebeplerle, geceleri kapanmaya direnç gösterir. Lüsid rüya görenlerin özdüşünüm, özdenetim ve karar verme kapasitelerine erişimi olması, her rüyayı sanal gerçeklik içinde heyecan verici bir deneyime dönüştürür. Dahası lüsid rüya görme, egzersiz yaparak edinebileceğiniz bir beceridir ve kâbusların tedavisinde başarıyla kullanılmıştır. Pratik yaparak hayaletlerden ve eli baltalı katillerden toz
olmalarını rica edebilirsiniz.
Çoğu rüya günlük hayatımızın basit bir yeniden gösterimi değildir; rüyaların sadece yüzde 1 ila 2'si bu gruba girer. Geri kalanlar da uçuk kaçık düşüncelerimiz ve hayalimizde canlandırdıklarımız yepyeni ve sıklıkla yaratıcı biçimlerde bir araya getirilir. Beynimizdeki bilinçdışı sistem rüyalar aracılığıyla kavramları ilişkilendirmenin, hayatın uyanıkken karşılaştığımız bütün dikkat dağıtıcı yönlerine kapalı, alternatif bir yolunu sunar. Fikirler zihnimizde ser bestçe raksedebilir.
Belki de bu yüzden büyük ve yeni fikirler uykudayken aklımıza gelir. Bir anlık esinlenmeyi not etmek için kaç kez kağıt kalem arayarak uyumuşuzdur? Araştırmacılar bir matematik problemini gece uykusundan sonra çözmeye çalışanların yaratıcı kestirme yollar keşfetme eğiliminin, uyumayıp doğrudan çözmeye girişenlere kıyasla daha fazla olduğunu gösteriyor. Rüya gören beyinde, düşüncelerimizi ve deneyimlerimizi benzersiz yollardan bir araya getiren şey nedir? Açıklamalardan biri, hayal gücümüzün serpilmesine olanak sunduğu şeklindedir. Bir diğer olasılık, prefrontal korteksin büyük ölçüde devre dışı kalmasından ötürü daha soyut, hatta acayip düşüncelerin, olağan yargılayıcı analitik katılığımıza maruz kalmaksızın at koşturabilmesidir. Rüyaların neden bu denli yaratıcı olduğuna dair daha temel, üçüncü bir açıklama olabilir. Bazı sinirbilimciler, uyku sırasında beyinde önceden oluşmuş sinapsların (nöronlar arası iletişimi sağlayan bağlantılar) gevşemesiyle, anılarımız ve öğrenilmiş kavramlar arasındaki bağlantıların da gevşediği kuramını ileri sürüyor. Bunun nöron esnekliğini artırarak beyinde yeni yolakların oluşmasına ve taze, yaratıcı fikirlerin doğmasına olanak tanıdığı düşünülüyor. Gerçekten de bazı çalışmalar, gün boyunca birlikte en yoğun çalışan nöronların uyku sırasında en sessiz nöronlara dönüştüğünü gösteriyor. Öne sürülen kurama göre, sinapslarımızın gevşemesi rüya görmeye kapı aralar. Düşüncelerimiz arasında yeni bağlantıların
kurulması ve beynin hikâyelerini dokuması için fırsat yaratır.
Nasıl ortaya çıkarsa çıksın rüyalarımız uyanıkken ki algılarımızdan muazzam farklıdır ve bunun nedeni, beyinde esasen iki farklı sistemin çalışmasıdır. Bir yanda uyanıkken kullandığımız aktif, bilinçli sistem vardır; diğer yanda bilinçli sistem kapandığında devreye giren rüyaların pasif, içsel dünyası. Lüsid rüyalar her iki sisteme ait beyin bölgelerinin de kullanıldığı, ikisinin arası bir durumu yansıtır. Rüyalar biz uyurken ortaya çıkma ve uyandığımızda sonlanma eğilimi gösterir; rüya görmek ve bilinçli kararlar vermek genellikle eşzamanlı yaptığımız işler değildir. Uyandığımızda bilinçlilik dizginleri ele alırken içsel hayal âlemimizden sıyrılırız. Bilinçli ve bilinçdışı sistemler sırayla kontrolü ele alıp bırakır. Ne var ki Dali'nin resminin ve lüsid rüyaların da ima ettiği gibi, rüya ile gerçek arasındaki sınır müphem olabilir.

(Kaynak: Nörolojik BEYNİN MANTIKSIZ DAVRANIŞLARIMIZIN ARDINDAKİ GİZLİ MANTIĞI; ElIEZER J. STERNBERG; metis bilim sayfa:30-31)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148