Alıntı:
Burak34xx Nickli Üyeden Alıntı
Abi herseyi ilmiyle bilmek ile herseyin iç yüzüne kadar haberdar olmak aynı bir yere cikmiyormu
|
"Alim" ismi, Kur'an'ın 153 yerinde Allah'a nispet edilmiş ve Esma-i Hüsna içinden daha çok "hakim", "semi",’’vasi’’, "aziz", "habir", "halim", "şakir", "kadir","hallak" ve ‘’Fettah’’ gibi "celal veya cemal" ifade eden bir başka isimle terkipler oluşturmak suretiyle kullanılmıştır. Yalın olarak yanında herhangi bir isim bulunmadan kullanıldığı takdirde bir çeşit fiil fonksiyonu fonksiyonu icra ederek mef'ul de almıştır. Bu durumda genellikle “Allah her şeyi en iyi bilendir" anlamındaki "bi-külli şey'in alim" şeklinde varid olmuştur. Aynı tür kullanımın başka örneklerinde ‘’Allah kalplerinizdekileri en iyi bilendir" anlamına gelen "alimün bi-zati's-sudur" şekliyle de çok sık karşılaşılmaktadır. Bu ismin yalın kullanımlarında "Allah, bütün yaptıklarınızı muttakileri, zalimleri, müfsidleri vb. hakkıyla bilendir" şeklinde, ki ifadelerle ilahi ilmin kapsadığı bütün alanlara atıflarda bulunulduğu, böylece de konunun daha somut hale getirildiği görülmektedir.
Kelam kaynaklarında Allah'ın ilim sıfatıyla ilgili olarak daha çok bu sıfatın ezeli (kadim) oluşu, onun etkinliği ve kapsamı, yani bütün varlık ve olayları kapsayıp kapsamadığı gibi konular üzerinde durulduğu görülmektedir. Kelam alimlerinin büyük çoğunluğunun ilahi ilmin ezeli olduğunu, bu sıfatın bütün varlık ve olayları kapsadığını kabul etmesine karşılık, ilim sıfatının kadim olmasının gerekliliği üzerinde duran İslam filozofları, Allah’ın ilminin sadece prensipler niteliğindeki külliyata (tümeller) yönelik olduğunu, bu sıfatın, temel vasfı değişiklik ve değişkenlikten (hudus) ibaret olan alemdeki tikel olaylara (cüziyyat) tek tek taalluk etmediğini ileri sürmüşlerdir.
"
Sözlükte, "bir nesneyi gereğince bilmek için etraflıca yoklamak, bir şeyin iç yüzünden haberdar olmak" anlamına gelen hubr (hibre) mastarından türetilmiş bir sıfat olup "bilen, bir nesnenin gerçek yönüne ve iç yüzüne vakıf olan" anlamına gelmektedir. Allah'a nispet edilen "hubr" kavramında da "her şeyin gerçekliğinden, özellikle insanlara gizli kalan yönlerinden ve iç yüzünden duyularla algılanmışçasına haberdar olma" şeklindeki bir mana bulunmaktadır. Bu kökün "bir şeyin saklı ve gizli olan yönlerini bilme ve o şeyin künhüne vakıf olma" şeklindeki temel anlamı üzerinde duran Esma-i Hüsna şarihleri, Kur'an'da çok sık kullanılan "habir" ismini: "her şeyi hiçbir gizli yönü kalmayacak şekilde bilen; mülkünde olup biten her şeyden tam anlamıyla haberdar olan" şeklinde açıklamışlardır.
Esma-i Hüsna listesine yer veren rivayetlerde de zikredilmiş olan bu isim, Kur'an'da kırk dört ayette Allah'a nispet edilmiş; Es- ma-i Hüsna'dan "latif"; "basir", "alim" ve "hakim" gibi Allah'ın "ilim" sıfatıyla doğrudan alakalı isimleriyle terkip oluşturmak suretiyle de kullanılmıştır. Bu tür kullanımların, bu ismin manasına bir zenginlik kattığı ve anlamını pekiştirip açıklığa kavuşturduğu görülmektedir.
Kur'an'da Alim ismi dört ayette (Nisa, süresi ayet35; Lokman, süresi ayet 34; Hucurat, süresi ayet 13; Tahrim, süresi ayet 3.) Habir ismi ile birlikte kullanılır. Bu ayetlerden biri mekki, üçü medenidir.
Alim ile Habir isimlerinin aynı ayet içerisinde yan yana gelmeleri, bu iki ismin manalarının aynı olduğunu iddia edenlerin iddialarını çürütür.( Gazzali, el-Maksadu’l-Esna fi Şerhi Esmaillahi’l-Hüsna, KETEBE Yayınları Sayfa: 67-68.) Dolayısıyla bu iki isim müteradif (eş anlamlı) değil de mana bakımından birbirine yakın anlamlı kelimeler olarak kabul edilmelidir.